(Pelin Cengiz / Artı Gerçek – 24 Ocak 2018)

Başbakan, köprü yapılırken çevre hassasiyetinin en üst düzeyde dikkate alındığını söylemiş. Maalesef, öyle değil. Çanakkale’yi adım adım yok edecek bir proje…

AKP’nin mega projeleriyle ilgili tartışmalar ve onların etrafındaki rant ve talan odaklı hesaplar bitmek bilmiyor. Hatta bu hesaplara her gün yenisi ekleniyor.

Zaten şimdi okumaya başlayınca biz bu filmi görmüştük diyeceksiniz. Çünkü, üçüncü köprüde, Osmangazi Köprüsü’nde, Avrasya Tüneli’nde ne olduysa yine aynısı oluyor.

Kamu kaynaklarını uzun yıllar boyu sömürecek, özel şirketler ihya edilirken vatandaşın sırtına ek vergiler olarak binecek, seçim dönemlerinde propaganda aracı olarak kullanılıp daha sonra işleticilere verilen garantilerle Hazine’ye pranga olacak projeler birbirinin birer kopyası gibi…

Geçen yıl, iktidarın yap-işlet-devret (YİD) modeliyle yaptırdığı kamu-özel sektör ortaklığı projelerine bir yenisi daha eklendi, 18 Mart’ta Çanakkale Köprüsü’nün temeli atıldı. 2023’te devreye girmesi planlanan köprünün ihalesini iki Türk ve iki Güney Koreli şirketten oluşan Daelim-Limak-SK-Yapı Merkezi Ortak Girişim Grubu kazandı.

Girişim grubu 11 yıl süreyle köprüyü işletecek, yani köprünün gelirlerine sahip olacak.

Başbakan Binali Yıldırım, bir yanda Afrin operasyonu sürerken, Çanakkale Köprüsü ile ilgili incelemelerde bulundu.

Yıldırım’ın açıklamasına göre köprünün maliyeti 11,5 milyar lira. Otoyollarla birlikte bu artacak.

Yıldırım, devletin cebinden para çıkmadığını, bir kısmı dış kredi, bir kısmı özkaynakla projenin yapılacağını söyledi.

Maalesef o iş öyle değil.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, geçen gün Osmangazi Köprüsü ile ilgili gerçekleşmeleri verdi. Günlük 40 bin araç garantisinin verildiği Osmangazi Köprüsü’nde hedef tutturulamayınca Hazine, sadece bir yılda 1,38 milyar lira işletmeci firmaya ödeme ile karşı karşıya kaldı. Yılda 14,6 milyon araç geçmesi beklenen köprüden sadece 8,5 milyon araç geçti. Firmayla yapılan anlaşmaya göre köprüden geçmeyen her araç için 35 dolar+KDV (yüzde 8) ödenecek.

AKP köprülere, otoyollara, havaalanlarına, hastanelere bol keseden Hazine garantileri veriyor, geçilmeyen köprüden, gidilmeyen otoyoldan, kullanılmayan havaalanından, doluluk oranının altında kalan hastaneden 80 milyon sorumlu oluyor.

İşin ilginci, geçen ay Başbakan Yıldırım Güney Kore’ye gitmişti. Meğerse mega proje pazarlamaya gitmiş, Project Finance International’da gördüğüm bir haberde Güney Kore Eximbank’ın köprü için 800 milyon euro vereceği yazıyor. Hatta Kanal İstanbul ile de Koreli yatırımcılar “yakından” ilgileniyormuş.

Çanakkale Köprüsü’nden geçecek araç sayısı için verilen garanti günlük olarak 45 bin. Köprüden geçiş ücreti ise 15 euro+KDV (yüzde 8). Hazine araç başına geçiş ücretini euro üzerinden özel sektöre garanti ediyor.

Ancak, yatırımcı şirketler yatırım bedellerini Türk Lirası üzerinden açıklıyor. Yerli, milli, vatan millet sakarya edebiyatları çok güzel ama henüz yapılmamış, en iyi ihtimalle 2023’te açılacak köprünün ücreti neden euro üzerinden açıklayan yok…

Maliyet kısmı böyle ama işin bir de ekolojik tahribat boyutu var elbette.

Yıldırım, köprü yapılırken çevre hassasiyetinin en üst düzeyde dikkate alındığını söylemiş. Maalesef, o da öyle değil…

Köprünün zaten kendisi Türkiye’nin en değerli tarım arazilerine sahip, doğasıyla çok değerli Çanakkale’yi adım adım yok edecek bir proje, bir de onun bağlantı yollarını, çevresinde yaratacağı yapılaşmayı düşünün…

10 MADDEDE ÇANAKKALE’NİN BAŞINA NELER GELECEK…

Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çanakkale’nin başına bu projeyle neler geleceğini 10 maddede değerlendirdi. Aynen aktarıyorum:

  • Proje kapsamında yapılacak otoyollar ve köprü bağlantıları doğal alanlar, ormanlar ve tarım alanlarından geçiyor. Bu projeyle 360 bin ağaç kesilerek ormanlar yok edilecek. 5000 hektar tarım alanı kamulaştırılarak yok olacak. Sadece Lapseki’de 150 bin civarında meyve ağacı kesilecek veya sökülecek. Bu güzergahta doğa geri dönüşü olmayacak şekilde bozulacak ve ekosistem olumsuz etkilenecek.
  • Yol güzergahında bulunan ve kamu kaynakları kullanılarak yapılan gölet, baraj, su kanalları gibi sulama yatırımları zarar görecek veya işlevsiz hale gelecek.
  • Güzergah üzerinde yer alan su kaynakları yok olacak ve kirlenecek.
  • Yollar ve bağlantı noktaları, yol kenarlarında ve bölgede ciddi bir yapılaşma baskısı meydana getirecek. Bu durumdan arsa spekülatörleri haksız yarar sağlayacak. Daha şimdiden Lapseki civarında arazi fiyatları ciddi artış gösterdi.
  • Yol güzergahlarındaki tarım arazilerinin kaybolmasıyla yerel halk tarımsal üretim yapamaz hale gelecek, işini kaybedecek ve yoksullaşacak. Arazileri kamulaştırılan köylüler tarımdan kopacak, bölgede tarımsal üretim düşecek.
  • Söz konusu projeyle ormanlık alanların bütünlüğü bozulacak, ekosistem parçalanacak, güzergah yakınlarındaki alanlarda yaşayan yaban hayatı projeden olumsuz etkilenecek.
  • Yollar ve köprü nedeniyle fosil yakıt kullanımında yoğun artış olacak, bu da hava kirliliğine ve yakınlarındaki tarım alanlarının kirlenmesine yol açacak. Artan karbon salımı ve kaybolacak tarım arazileriyle orman nedeniyle karbon yutak alanları azalacak, küresel ısınmaya yol açacak.
  • Proje ile ilgili yapılan açıklamalara göre köprü geçiş fiyatları oldukça yüksek olacak. Çanakkale’de feribot geçişi 30-35 lirayken köprü geçişinin en az üç-dört kat fazla olacağı tahmin ediliyor. Bu durum zaten yoksulluk nedeniyle seyahat edemeyen vatandaşı daha fazla etkileyecek, yoldan elde edilecek yüksek kar işletici firmaların cebine girecek.
  • Çanakkale boğaz feribot geçişi, şehir merkeziyle Eceabat ve Kilitbahir arasında ve Gelibolu-Lapseki arasında yer alıyor. Karşıya geçecek araçlar Eceabat, Kilitbahir, Gelibolu, Lapseki, Çanakkale şehir merkezlerine geliyor. Yapılacak köprü nedeniyle feribot geçişi azalaca hatta belki kaldırılacak, bu durum esnafı olumsuz etkileyecek.
  • Otoyol ve köprüler, bulunduğu yöreye nüfus hareketliliği getiriyor. Bu durum yeni göçlere ve sosyal etkilere neden olacak.