(Ayşegül Yalvaç / Yeşilist – 23 Ocak 2018)

Çikolata birçoğumuzun hayatından çıkaramayacağı bir yiyecek. Diyet yaptığımız zaman bile ayrıcalık tanıyıp menülerimize az miktarda da olsa yerleştirdiğimiz bir besin.  Özellikle tatlı seven bünyelerin en favori yiyeceklerinin başını çikolata çeker. Belki söylenildiği gibi serotonin hormonu ile olan ilişkisindendir belki de sadece eşsiz lezzetindendir ama çikolata sevmeyen insanlara çok nadir rastlarız.  Ne de olsa çikolata zamanında Mayalar tarafından ‘tanrıların nimeti’ olarak anılmış, Aztekler ise altın yerine koyup alışverişlerinde çikolata kullanmışlar.

Çikolataya olan zaafımız ise en çok büyük çikolata şirketlerinin işine yarıyor. Yokluğunda çikolatanın varlığından söz ettirmeyecek bir şey varsa o da kakaodur tabii ve kakao dünya üzerindeki ülkelere çoğunlukla Batı Afrika’dan ulaşıyor olsa bile bu işten kârlı çıkanlar buranın yerlileri olmuyor. Zira Batı Afrika’daki kakao üreticileri için durum sanıldığı kadar toz pembe değil. Evet, kakao Batı Afrikalı işçiler için sıcak para demek yalnız bu lezzetli tatlının içeriğini oluşturan kakao ağaçlarının yetiştirilmesinde derin problemler de var. Bunlardan biri ormanlık alanların yok edilmesi, bir diğeri ise çocuk işçilerin kakao üreticiliğinde yer alması.

Öncelikle çikolata üretiminin çevreye olan etkilerini yüzeysel olarak inceleyelim ve çikolatanın yüzeysel bir yaşam döngüsü değerlendirmesini yapalım. Çevre yönetiminde ‘yaşam döngüsü değerlendirmesi’ diye bir kavram vardır ve bu kavram çikolata yazısında ayrıntıya girilerek açıklanamayacak kadar kapsamlıdır.  O yüzden kısaca özetleyeceğim. Yaşam döngüsü değerlendirmesinin temiz üretim sistemleri için önemi büyüktür. Değerlendirme yapılacak ürün hakkında bir takım verilere ihtiyacınız vardır. Bu veriler, ürünün tedarikinden bertarafına kadar olan aşamalarda gerçekleşen, enerji tüketimi, havaya verilen emisyon miktarı, su ve toprağa verilen atık bilgileridir. Bu verileri elde etmek içinse ürünün prosese ulaşması, ulaşmadan önce ne şekilde elde edildiği, ürünün işlenmesi, nakliyesi, kullanımı ve bertarafına kadar, tüm aşamaları incelemeniz gerekir. Daha sonra elde edilen verilerin hepsi yaşam döngüsü envanterine dönüştürülür ve bu envanter, tüm sistemin çevresel etkilerini değerlendirmek için kullanılır.  Yaşam döngüsü değerlendirmesi Uluslararası Standardizasyon Organizasyonun (ISO) ISO 14040 standardı rehberliğinde gerçekleştirilir.

Çikolatanın yaşam döngüsü kakao üretimi, kakao nakliyesi, kakaonun depolanması, kakaonun işlenerek çikolata üretilmesi, çikolatanın alıcılara ulaşması ve tüketilmesi aşamalarını içerir. Çikolatanın yaşam döngüsü değerlendirmesi, çikolata üretiminin çevresel etkilerinin tümünü ortaya koyar.

Çikolatanın temel çevresel etkileri özellikle kakaonun üretimi ve tedarikçilerin satıcılara ulaştırması aşamasında en çok hissedilir.

Çikolatanın yaşam döngüsü değerlendirmesinden başlıca karşımıza çıkan çevre etkilerinden biri nakliye sırasındaki enerji tüketimi ve atmosfere salınan sera gazı emisyonlarıdır. Çikolata nakliyesi ile atmosfere salınan sera gazları muhtemelen çikolata alırken aklınızın ucundan bile geçmez. Ama iklim değişikliği için savaşıyorsanız aklınıza gelmeli. Kesinlikle size çikolata yemeyi bırakın ve artık çikolata almayın demiyorum ancak satın alırken dikkatli olun. Nerede yapıldığı, size ne şekilde ulaştığı önemlidir.

Süslü püslü çikolata ambalajları da çok hoşunuza gidiyor olmalı. Ama bu süslü paketlerin, içinden çikolatayı almanızın ardından,  ambalaj atığı olacaklarını hatırlayın.  Bu paketleri, ambalaj atığı olarak ayırmayı ihmal etmeyin, etrafınızda mevcutsa ambalaj atığı konteynerına atın. Artık ambalaj, kağıt, karton ve plastik gibi geri dönüşümü yapılabilen atıkların evsel atık konteynerlarına gitmesini normal görmeyin ve buna izin vermeyin.

Mümkünse eğer organik çikolata tercih edin. Bu hem sağlığınız için hem de toprak ve yer altı suları için önemli.

Ayrıca çikolata yapımında kullanılan maddeleri etik ve sürdürülebilir şekilde tedarik eden firmaların çikolatalarını tercih edin.