(KOS Medya – 2 Şubat 2018)

Köprü projesi ile Kuzey Ormanlarını ekosistemini ikiye bölen, havalimanı inşaatı ile Terkos su havzası koruma sahasını tahrip eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un su ihtiyacını deniz suyunu arıtarak çözmeye çalışıyor. Uzmanlar uyarıyor: ‘İstanbul’un su ihtiyacı denizden giderilemez’.

Mert İnan’ın Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan haberine göre İstanbul’un su kaynakları son günlerde kurak geçen kış ve Kanal İstanbul projesinin hayata geçirilecek olması nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Son olarak TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu, “İBB, Terkos Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarjı projesini gündeme aldı” derken, söz konusu projenin doğal yaşama zarar vereceğini öne sürerek karşı çıktı. Terkos Gölü’ne 1.5 kilometre, Durugöl çayına ise 900 metre mesafede 600 milyon lira maliyetle inşa edilmesi planlanan projenin ÇED onayından sonra 180 iş gününde bitirilmesinin planlanıyor.  Proje kapsamında kıyıdan bin 650 metre açıklıkta 15 metre derinlikte su alma noktalarının kurulacak ve arıtılan atık su Karadeniz açıklarına deşarj edilecek.

‘Hangi derde deva?’

 Uğurlu, geçtiğimiz günlerde ‘Hidropolik Akadem’ adlı internet sitesi için kaleme aldığı yazıda şu tespitlerde bulunmuştu: “Arıtılmış su üretim verimliliği yüzde 50 ile yüzde 60 arasında olması nedeniyle verimliliği oldukça düşük olan bir teknolojidir. Deniz suyu arıtım teknolojisi, işletmesi ve verimliliği açısından tercih edilecek bir teknoloji değil. Dünyada su kaynaklarının çok kıt olduğu ya da hiç olmadığı ülkelerde kullanılan bir teknoloji. Günlük üç milyon metreküp civarında su tüketen İstanbul’da arıtılacak 200 bin metreküp suyun hangi derde deva olacağı da belli değil.”

‘Etüt aşamasındayız’

Milliyet’e yazılı bir açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ise şu bilgileri verdi: “Atık suların ileri düzeyde arıtılarak geri dönüşüm suyu elde edilmesi çalışması fiilen başlatılmış olup; mor şebeke, gri şebeke, deniz suyu arıtma gibi alternatif sistemler kurumumuz tarafından değerlendirilmekte ve olası durumlar için etüt edilmektedir. Deniz suyu arıtma tesisi ile ilgili bir çalışma kurumumuzun 2018 yılı yatırım programında yer almamaktadır.”

‘Su havzalarına koruma’ 

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Selahattin İncecik ise şunları söyledi: “Su havzalarının çevresinde çok fazla yapılaşma var. İstanbul’un su havzaları sıfır tolerans ile koruma altına alınmalı. Ömerli-Darlık ve Terkos havzası şehir için hayati öneme sahip. İstanbul’un kuzeyi mutlaka özel koruma altına alınmalıdır. Kent çok hızlı büyüyor ve mevcut altyapı ihtiyacı karşılamakta zorlanıyor. Türkiye’de yağış rejimi büyük ölçüde değişmiştir. Her yıl kuraklık tehlikesi yaşıyormuş gibi dikkatli yaşamalıyız. Bu aşamada deniz suyu arıtma projesi doğru bir yaklaşım olmaz.”

 ‘Terkos risk altında’

Politeknik Mühendis Mimar Şehir Plancıları Dayanışma Derneği uzmanları tarafından hazırlanan son raporda ise Sazlıdere ve Terkos’un risk altında olduğu ifade edilerek, şöyle denildi: “Kanal İstanbul projesinin hayata geçmesiyle güzergah üzerindeki Sazlıdere Barajı yok olacak. İstanbul’un su varlığı azalacak. Terkos havzası, yaklaşık 736.2 kilometrekare alanı ile İstanbul’un yüzde 20’lik su ihtiyacını karşılayan ikinci büyük havza. Terkos Gölü ve civarı tatlı su-kumul ekosistemleriyle Türkiye’deki en zengin floraya sahip. Kanal İstanbul projesi Terkos Gölü etki alanında yer alıyor. Terkos’a sınır olarak yapılacak bir kanalın Terkos havzasını etkilemesi olasılığı oldukça yüksek. Projenin hayata geçmesiyle birlikte çevresinde planlanan yeni yerleşim alanlarının açılması durumunda nüfus yoğunluğu artacak ve Terkos Gölü’nün kirlenmesinin önü açılmış olacak. İstanbul için hayati olan Terkos, su içilemez hale gelecek.”