Hayvan Ozgurlugu

Published on Şubat 18th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Kalkandelen: “Ucuz et” politikaları, hayvan köleliğinin en vahşi uygulamalarından birisi

(Röp: Buse Üçer & Mert Arslan – Sendika.org – 16 Şubat 2018)

“Ucuz et” kavramını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Türkiye’nin gündemine sokmuştu. Bu kavram geçtiğimiz günlerde NADA gemisiyle birlikte yeniden gündemimize girdi. Minerva Foods’a ait olan NADA gemisi içindeki hayvanlarla birlikte Brezilya’dan Türkiye’ye, Mersin limanına doğru hareket edecekti. Bu sırada geminin içinden çekilen fotoğraflar kamuoyuna yansıdı. Fotoğraflar hayvanların, hareket bile edemedikleri kafeslerde dışkılarının içinde bu yolculuğu yaptığını ortaya çıkardı.

Brezilya’daki hayvan hakları aktivistlerinin mücadelesi NADA’nın limandan ayrılmasını engelleyen kararı mahkemeye imzalattı. Fakat sermayenin çıkarı yine yaşam hakkını çiğnedi. Türkiye’nin Brezilya konsolosu ve Brezilyalı parlamenterlerin baskıları sonucunda NADA gemisi hayvanlar için koşullarda hiçbir iyileştirme yapılmadan limandan ayrıldı.

Sendika.Org “ölüm gemileri”ni bağımsız hayvan hakları aktivisti Zülal Kalkandelen’e sordu. Sorularımızı yanıtlayan Kalkandelen “ucuz et” politikasının 21. yüzyılda hayvan köleliğinin en vahşi uygulamalarından birisi olduğunun altını çiziyor. Kalkandelen, hayvan haklarının insan merkezli tartışılmasının, insanın türcülüğünden kaynaklandığı belirtiyor ve “Bundan kurtulunmadığı sürece her hak mücadelesi eksik ve tutarsız; hayvanlar bizim için değil, bizimle birlikte bu dünyada var” diye ekliyor

 

NADA isimli bir gemi Brezilya’dan Türkiye’ye onlarca hayvanı sağlıksız koşullarda taşıyor. Bir süredir gündemde olan bu hayvan ticaretinin ayrıntıları nelerdir?

Ben olayı 5 Şubat Pazartesi günü sosyal medya aracılığı ile Brezilya’daki hayvan hakları derneklerinden öğrendim. Beni bulup olanı anlattılar, tüm belgeleri ilettiler ve Türkiye’de kamouyonu bu konuda bilgilendirmek istediklerini söyleyip yardım istediler. Konuyu araştırmak için dava sürecini en başından izleyen birçok Brezilyalı aktivist ile konuştum. Dokümanları inceledikten sonra da skandalı önce kendi sosyal medya hesaplarımda, sonra da Dağ Medya’da yayınladığım bir yazı ile duyurdum. Öncelikle canlı hayvan ticareti sırasında hayvanlara yapılanlar işkencedir. Bunun yanı sıra hayvanlar son derece kötü ve pislik içinde bir ortamda haftalarca taşındığından hastalık kapıyorlar ve bu durum halk sağlığı açısından tehlikeli. Ayrıca bu taşıma sırasında ölen hayvanlar gemilerde bulunan bir düzenekte öğütülüp denize atılıyor. Çevre açısından da tam felakettir canlı hayvan ticareti. “Ucuz et” denilen politika, 21. yüzyılda hayvan köleliğinin en vahşi uygulamalarından biridir.

 

Siz de az önce belirttiniz, Brezilya’da hayvan hakları aktivistlerinin çabalarıyla birtakım tespitler yapılmış, rapor hazırlanmış. Minerva Food şirketi ciddi para cezaları almış. Aktivistlerin tespit ettikleri hak ihlalleri neler?

NADA gemisindeki koşullar yüzünden et ticareti yapan Minerva Foods’a dava açılmış. Hayvan hakları aktivistlerinin çabasıyla 4 gün boyunca üstü açık kamyonlarda, her türlü zorlu hava koşuluna maruz kalıp, kendi dışkılarına bulanarak 500 kilometreden fazla seyahat eden hayvanlara yapılan zulüm nedeniyle Minerva’ya 460 bin dolar ceza kesilmiş. Daha sonra hayvanlar gemiye yüklenmeye başlanmış. Ancak bu süreçte işin peşini bırakmayan hayvan hakları dernekleri şirkete dava açınca  mahkeme, gemiye teknik bir ekibin inceleme yaparak rapor sunması talimatını vermiş. Bunun üzerine Santos Belediyesi bünyesindeki Çevre Koruma Dairesi’ne bağlı veteriner ve biyologların da içinde yer aldığı bir teknik ekip gemide inceleme yapmış. O raporda hayvanların son derece dar alanlarda, kıpırdayacak yer bile kalmadan, günlerce su ve yem yetersizliği içinde bırakılarak, dışkı ve idrar pislikleri içinde, havasız bir ortamda bırakıldığı tespit edilmiş. Geminin Santos Limanı’nda beklediği 4-5 gün boyunca kente korkunç bir koku yayılmış, çevre kirliliğine neden olduğu için de Minerva’ya çok yüksek miktarda ceza kesilmiş. Raporda hayvanların aç ve susuz bırakılmaması, acı ve hastalığa maruz kalmaması, huzursuzluğa yol açacak bir ortamda tutulmaması, doğal davranışlarını yerine getirmesini engellemeyecek bir fiziksel ortamda bulundurulması ve hayvanlara korku ve stres yaşatılmaması şeklindeki beş evrensel kurala uyulmadığı; canlı hayvan ticaretinin açık bir hayvan sömürüsü ve hayvan zulmü olduğu belirtiliyor.

Siyaset ve ticaret el ele

Minerva Foods aynı zamanda birçok para cezasına da çarptırılmış, bunun yanına aktivistlerin tespitlerini de eklediğimizde o geminin limandan kalkmaması, hareket etmemesi gerekmez mi? Ne oluyor da gemi yola çıkıyor?

Evet, mahkeme söz ettiğim bu teknik rapora dayanarak geminin derhal boşaltılıp hayvanların çiftliklere yollanması, geminin limandan ayrılmaması ve Brezilya’nın hiçbir limanından canlı hayvan ticareti yapılmaması kararını veriyor. Ama aynı gün araya hayvancılık lobisi, Brezilya’nın kendisi de hayvancılık yapan ve rüşvetle suçlanan Tarım Bakanı ve Türkiye’nin Brezilya konsolosu devreyi girerek Brezilya Cumhurbaşkanı ile görüşüyor ve geminin limandan ayrılması için yeni bir karar aldırıyorlar.

 

Bu zulüm ticaretinin arkasında çok ciddi politik ve ekonomik ilişkiler olduğunu görüyoruz. Bu ilişkiler ağı hakkında ne söylemek istersiniz?

Bu olay gösteriyor ki siyaset ve ticaret daima el ele. Brezilya’nın en zengin ikinci insanı olan siyasetçi ve onun içinde yer aldığı ticaret lobisi mi kazanır, bilim insanları ve hak mücadelesi yapan aktivistler mi? Günümüzde siyaset sahnesi, tamamen yozlaşmış ülkelerde daima birinci gruptakiler kazandığı için zaten sistem çökmüş. Birileri insan gibi duyarlı bir canlı olan hayvanları denizaşırı ülke ticaretinde mal yerine koyup milyarlar kazanıyor, bunca zulmü “ucuz et” diye teşvik edip halk sağlığını tehlikeye atarak çevreye zarar veriyor, birileri de bu köle ticaretine karşı hak savunuyor. Brezilya’da Kongre üyesi Beto Mansur, bu ticaretin ana aktörlerinden birisi, kendisi de tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor, büyükbaş hayvan yetiştiriyor ve çiftliklerinde işçileri köle gibi çalıştırmakla suçlanıyor. Brezilya Cumhurbaşkanı Michel Temer, geçen yıl ülkesini sarsan yolsuzluk skandalı ile ilişkili bir sanığa rüşvet vermek ve Türkiye’ye gelen NADA gemisinin kalktığı Santos Limanı’ndan rüşvet almakla suçlanıyor. Brezilya Tarım Bakanı Blario Maggi, ülkedeki en zengin ikinci politikacı, çiftçilik ve hayvancılık yapıyor, 2005 yılında Mato Grosso eyaletinin valisiyken Amazon ormanlarının tahribine katkılarından dolayı Greenpeace (Yeşil Barış) örgütü tarafından verilen ilk Altın Testere Ödülü’ne değer görüldü. O kadar açık ki ilişkiler. Siyaset, sömürü ve rant için kullanılıyor.

Ana akım medyada hayvan ticareti insan merkezli ve sermayeden yana tartışılıyor. Hürriyet’in yaptığı habere siz de tepki gösterdiniz. Bu ticarette zulme uğrayanlar “ucuz et” sağlamak için dışkıları içinde gelen hayvanlar. Hürriyet’in haberinde tepki gösterdiğiniz neydi?

Ortada iki rapor var. Birisi Santos Belediyesi’ne bağlı veteriner ve biyologların yer aldığı teknik ekibin belgeler sunduğu resmi rapor. Mahkemenin isteği üzerine verilen bu raporla geminin durdurulması kararı çıkmış. İkinci rapor ise, kendisi de hayvancılık yapan ve rüşvet ile suçlanan Brezilya Tarım Bakanı’nın, içinde hiçbir belge yer almayan ve siyasi amaçla yazılmış düz yazısı. Hürriyet gazetesinde yayınlanan haberde hayvanları Türkiye’ye ithal eden Göktaşlar Et, bu ikincisini “rapor” diye gazeteye vermiş. O haberde ilk teknik rapor göz ardı ediliyor. Oysa gerçekleri video ve görsellerle ortaya koyan ve uzmanların imzaladığı belge teknik rapor. Hürriyet, onda yazanlara “iddia” derken, kendi ülkesinde rüşvet vermekle suçlanan bir siyasetçinin yazısını “rapor” diye sundu.

Canlı hayvan ticareti, hem bu zulmün bitirilmesi hem de halk sağlığı için sona erdirilmeli

Brezilya’da Türkiye Konsolosluğu önünde protestolar devam ediyor. Bu “ölüm gemileri”ne bindirilen hayvanlar ile ilgili neler yapılabilir? Örnek olarak 21 Şubat’ta Mersin Limanı’na yanaşması beklenen NADA ile ilgili Türkiyeli hayvan hakları aktivistlerinin bir çağrısı var mı?

Bu konuda çeşitli çağrılar yapılıyor ama limana girmek yasak. Protestolar her yerde gerçekleştirilebilir, bence yapılacak en akıllıca şey, canlı hayvan ticaretinin engellenmesi için kanıt bulma hedefine yönelmek. Nitekim Brezilyalı aktivistler bu kanıtları elde etmeyi başaramasaydı konu buralara gelmezdi. Bu ticaret, Türkiye’nin de taraf olduğu Hayvanların Uluslararası Nakliyat Sırasında Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne de aykırıdır ve insan sağlığı açısından tehlikelidir. Buna karşı dava açıp, NADA gemisi geldiğinde araştırma yapılabilmesi için içeriye bağımsız bir veterinerin ve uzmanların girmesine izin verilmesi gerekir. Türkiye’de Tarım Bakanı, gerekirse etleri imha ederiz diyor. Bu hiçbir şekilde çözüm değildir. Hayvanlara yaşatılan bu işkenceyi kabul etmiyoruz. Canlı hayvan ticareti, hem bu zulmün bitirilmesi hem de halk sağlığının tehlikeye atılmaması için sona erdirilmelidir.

NADA aslında bizim gördüğümüz bu zulmün çok çok küçük bir parçası. Dünyanın her yerinde, gündelik hayatımızın her köşesinde de görüyoruz. Bunun önüne geçmek için ne yapılabilir? Sizin çağrınız nedir?

Ben hayvan özgürlükçüsü bir etik veganım. Hayvanların meta olarak kullanılmasına her şekilde karşıyım. Bu yüzyılda artık insanların da hayvanların mal değil can olduğunu kabul edip bu köleliğe destek vermemesi gerekir. Bunu yapmak insanın elindedir. Siyasetçiler ve birtakım kodamanlar bu kadar zalim oluyor diye biz buna destek vermek zorunda değiliz. Kendi hayatımızı kendi irademizle düzenleyebiliriz. Zor olan, bazı alışkanlıklardan vazgeçmek değil, bu işkenceye destek olmak. Ben yazımda da belirttim. Bu zulümle ilgili videolar ve fotoğraflara bakıp herkesten kendisine şu iki soruyu sormasını istiyorum:

Ben ölüm gemilerindeki bu korkunç zulmü destekleyen bir insan olmak istiyor muyum?

21.yüzyılda insan olmak, bu kadar aşağı bir seviyeye inmek midir?

Hayvanlar bizim için değil, bizimle birlikte bu dünyada var

Hayvan hakları – veya daha genel olarak – yaşam hakkının insan merkezli tartışılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu perspektifin, dünya ve doğa açısından ne gibi sonuçları oluyor?

Yaşam hakkının insan merkezli olarak tartışılması, insanlığın tüm algısını yöneten türcülüğün sonucudur. Bundan kurtulunmadığı sürece her hak mücadelesi eksik ve tutarsız kalır. Çocuk haklarını savunup onun kadar masum olan bir başka duyarlı canlının yaşam hakkı görmezden gelindiğinde inandırıcı olması olanaksız. İnsan da hayvan da bu gezegenin bir parçasıdır. İkisi de bilinç sahibi, duyarlı canlıdır. Hayvanlar bizim için değil, bizimle birlikte bu dünyada var. Onların varlık nedeni insana hizmet değil. Hayvan sömürüsü yapmadan yaşamak mümkün. Milat’tan önce 570 – 496 yılları arasında yaşayan İyonyalı filozof ve matematikçi Pisagor, “İnsan, acımasız bir şekilde diğer varlıkları yok ettiği sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir. İnsanlar hayvanları katlettiği sürece birbirlerini öldürecek. Cinayet ve acı tohumları eken, sevinç ve sevgi biçemez” demiş. İnsanoğlunun bunu anlaması için bu kadar yüzyıl her önüne geleni yakıp yıkıp yok etmesi mi gerekir? Hayvancılık bugün küresel ısınmanın birincil nedeni. Bir sürü araştırma yapıldı, kanıtlar ortada ama ana akım medyanın tek yaptığı bunları görmezden gelip sürekli et fiyatlarıyla ilgili haber yapmak.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bağımsız medyanın hak mücadelesi yapan aktivistlere destek vermesi çok önemli. Çünkü karşımızda dev bir lobi, kirli bir siyasi mekanizma ve ondan beslenen holding medyası var.

Tags: , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑