(Pınar Tarcan / Bianet – 21 Mart 2018)

Bugün Newroz’un yanı sıra Dünya Ormancılık Günü. Erdoğan’ın 23 milyon haneye gidecek mektubunda halka yeşillendirme çağrısı yapılıyor. Çevre hakları savunucularına sorduk “Siz Erdoğan’a ormanlık alanlar için yazsanız ne derdiniz?”

Dünya Ormancılık Günü nedeniyle Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın evlere “yeşillendirme seferberliği” için mektup göndereceği geçen hafta Çevre ve Orman Bakancılığı tarafından duyuruldu.

23 milyon haneye gönderilecek “yeşillendirme seferberliği” hedefiyle yola çıkan mektupların 1 sayfadan oluşacağını farz edersek, 23 milyon A4 kağıdıiçin kesilecek ağaç sayısı en az 288. (Büyüklüklerine göre değişmekle birlikte bir ağaçtan ortalama 80 bin A4 kağıdı çıkıyor)

Yani bu mektubun gelişi bize şimdiden 288 ağaca mal oldu. Yeşillendirme kampanyasının içeriğini henüz bilmediğimiz bu saatlerde

NASA verilerine göre ise her yıl dünya çapında kağıt yapmak için yaklaşık 4 milyar ağaç kesiliyor. Bu bilgiyi cebimizde tutarak Türkiye’de Akkuyu ÇED davasından, Kuzey Ormanları’nın korunmasına kendini adamış çevre hakları savunucularına sorduk. Karşı mektup yazsanız, ne derdiniz, ne önerirdiniz? Cevaplar aşağıda…

“Öncelikle beton ekonomisinden vazgeçilmeli”

Kuzey Ormanları Savunması/ Şehir Plancısı Başar Toros

– Marmara’nın kuzeyindeki orman ekosistemini tahrip ederek yapılaşmaya açmak için gerçekleştirilen 3. köprü, 3. havalimanı ve Kuzey Marmara otoyolu gibi mega rant projeleri iptal edilerek, tahrip bölgeleri yeniden ormana kavuşturulmak üzere rehabilite edilmelidir. “Kanal İstanbul” gibi son kalan su, tarım ve orman alanlarını da yok edecek yeni doğa düşmanı mega projelerden vazgeçilmelidir.

– Orman ekosistemleri; AKP iktidarında dev bir yağma ordusu haline gelen inşaat sermayesinin baskısından kurtarılmalıdır. Orman bitişiğinde veya içinde yer alan insan yerleşmelerinin büyümesi engellenmeli, orman alanları kamulaştırma bedeli ödememek için hafriyat döküm sahasına, atık depolama sahalarına çevrilmemelidir. Köyleri mahalle, meraları arsa, ormanı park ve mesire alanı haline getiren yasal düzenlemeler tümden kaldırılarak ormanı ve tabiat alanlarını koruyacak yeni bir yasal düzenleme hazırlanmalıdır.

– Rant odaklarını büyütmek ve beslemek için ülkeyi dev bir şantiyeye çeviren beton ekonomisinden vazgeçilmeli, ormanın altında milyonlarca yılda oluşmuş ve ormanın yaşam kaynağı olmasını sağlayan taş ve madenlerin yağmalanmasına son verilmelidir.

– Belgrad Ormanı başta olmak üzere uzun yıllardır ağır insan baskısı altında hasta düşmüş orman alanları rehabilitasyon amacıyla kapatılmalı, varlığıyla çevresi için yaşam kaynağı olan doğal orman alanları dönüştürülerek “yeni orman kuruyoruz” yalanlarıyla “kent ormanı” adı altında ticarethaneye çevrilmemelidir.

– Ülkenin doğal ormanları AKP İktidarı döneminde dev bir sektör haline gelen “kullan atçı” orman ürünleri endüstrisi için “hammadde deposu” olarak kullanılmamalıdır. Zorunlu olarak uygulanan “aralama”, “seyreltme” gibi uygulamalar, aşırıya kaçan ve yüksek kar amacı güden uygulamalar haline getirilmemeli, bu bağlamda ormanın doğasını bozan ormancılık politikalarına son verilmeli, ormanları dükkana bölge müdürlüklerini de şirkete çeviren orman işletme politikalarından vazgeçilmelidir. Toplumda dayanıksız ve ihtiyaç dışı mobilya tüketimi teşvik edilmemeli tam tersine sağlam ve olabildiği kadar az ürün alınması kültürü yerleştirilmelidir.

– Mega projeler ve aşırı kar amaçlı orman kesimleri karşısında milyonlarca hatta milyarlarca fidanı toprakla buluşturduk gibi gerçeği yansıtmayan beyanlara son verilmeli ve toplum yanlış bilgilendirilmemelidir.

“Yok edilen orman ağaç dikilerek geri kazanılamaz”

Avukat Arif Ali Cangı/ Akkuyu ÇED davası avukatı

Türkiye’de önemli çevre davalarına bakan Avukat Arif Ali Cangı, “Hükümet yetkilileri de ‘şu kadar ağaç dikildi’ diye propaganda yaparlar. Oysa orman sadece ağaçtan ibaret değildir, orman içinde yaşayan canlıları ve cansız varlıklarıyla başlı başına bir ekosistemdir. Yok edilen ormanın ağaç dikerek yerine getirilmesi mümkün değildir” diyor. Cangı’nın eleştirileri şunlar:

– Demir çelik fabrikalarının cürufları, termik santralların külleri ormanlık alanlara depolanıyor, orman ekosistemine zarar veriliyor. Çimento fabrikaları için kil ocakları, inşaat sektörü için taş ocakları ile ormanlık alanlar mahvediliyor.

– Cerattepe’de, Kazdağları’nda Efemçukuru’nda, Çaldağı’nda olduğu gibi ormanlar altın, gümüş, bakır, nikel madenlerine feda ediliyor. Kısacası ormanları yok eden önce maden, önce enerji diyen ne pahasına olursa olsun kalkınma politikalarıdır.

– Ormanları talan ve yağmanın hukuksal mevzuatı da oluşturulmuş durumda. Örneğin; Devlet Ormanlar içinde maden araması ve işletilmesi, gereken tesislerin kurulmasına izin verilir; 6831 Sayılı ORMAN KANUNU Madde 16; Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Daha başka; Golf turizmi için orman alanları tahsis edilebilir.

– Bütün bunların karşılığında kimi zaman ağaç bedeli ödenir, kimi zaman ağaç dikilir. Hükümet yetkilileri de “şu kadar ağaç dikildi” diye propaganda yaparlar. Oysa orman sadece ağaçtan ibaret değildir, orman içinde yaşayan canlıları ve cansız varlıklarıyla başlı başına bir ekosistemdir. Yok edilen ormanın ağaç dikerek yerine getirilmesi mümkün değildir.

– Sözün özü; ormanların korunması için öncelikle ormanlara zarar veren, yok eden faaliyetlere izin verilmemelidir. Bunun için politikaların koruma yönünde değiştirilmesi gerekir, yanlış politikalar ve uygulamaları devam ettirip, vatandaşa ormanı koru, ormanı sev demenin bir anlamı ve değeri yoktur.

“Teknoloji dünyasında kağıt tüketimini artırmanın nasıl bir mantığı olabilir?”

Alakır Vadisi’nde kızı Cana ile yaşayan çevre savunucusu Elif Arığ

– Ağaç dikilsin elbette ancak bu doğal eylemi herkesin evine mektup göndererek duyurmanın günümüz teknoloji dünyasında ağaçtan elde edilmiş kağıtlarla tüketimi artırmanın nasıl bir mantığı olabilir? Lütfen biri açıklasın.

– Benim; doğa, çocuklarımız ve yaşam adına devlet başkanlarından, ülke liderlerinden tek ricam doğal kaynakların tüketilmemesi, koruma altına alınması, gerekli bölgelerin rehabilite edilmesidir.

“Her flora yerinde güzel, taşınmamalı”

Donkişot: Uluslararası Çevre Gazetecileri Cemiyeti Başkanı Osman Akkuş

– Mesela bu konuda samimi iseler o gün ve takip eden ilk Cuma cimalerde çevre, doğa korumacılığı ve yaşam savunuculuğu hakkında çalışmalar yapılır. Mesela savaşın değil barışın dili hakim konuşulur.

– Tam bir yeşillendirme seferberliği ancak ötekeleştirmeden tüm sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarını da katarak, yanı sıra özellikle bu alanda çalışan tüm oluşumları katarak başlatılabilir. Başta ziraat odaları olmak üzere, meslek odalarıyla bir master plan hazırlanır ve yaşama geçiriliyor.

– Her flora yerinde güzel, taşınmamalı, yerinde korunmalı.