Okuma süresi: 4 dakika

(Sendika – 30 Mart 2018; Fotolar: Barış Ayhan)

Ukrayna’nın Çernobil kentine ziyarette bulunan ve felaketi kendi gözleriyle gören NKP üyeleri Sinop CHP İl Başkanı Barış Ayhan ve CHP üyesi Hakan Aydın sönmez ile Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santrali konuştuk. Çernobil’de gördükleri yıkımı anlatan Ayhan ve Sönmez, “Sinoplular olarak gerekirse yüzlerce binlerce kişi gideriz oraya kendimizi zincirleriz, ama nükleer santrali yaptırmayız” dedi.

Yaklaşık bir hafta önce Ukrayna’nın Çernobil kentine giden, aynı zamanda Nükleer Karşıtı Platform’da mücadele veren CHP İl Başkanı Barış Ayhan ve CHP üyesi Hakan Aydın Sönmez ile Çernobil nükleer felaketini ve Sinop’ta yapılaması planlanan nükleer santrali konuştuk. Nükleer santral hakkında olumlu düşünenlerin Çernobil’de felaketin yaşandığı bölgeyi görmesi gerektiğini söyleyen Ayhan, Sinop’a nükleer santral yaptırmamak için sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti.

İnsanlık ayıbı…

Çernobil’de karşılaştığınız görüntülerden bahseder misiniz?

Gerçekten insanın içini acıtacak görüntülerdi. Çernobil’e dair çok araştırmamız vardı, belgeseller izledik, kitaplar okuduk. Ancak canlı canlı görmek tüyler ürpertici. İnsanların patlama anındaki çaresizliği, yanlarına hiçbir şey alamadan kurtulmaya çalışmaları, orada verdikleri mücadele ilk günkü halini koruyor.

Bir kreşe girdik. Oradaki çocukların patlama esnasında yatakta oyuncaklarını, yiyeceklerini, kıyafetlerini hatta ayakkabılarını dahi bırakarak kaçmaya çalışmalarına sebep olanlar bir insanlık ayıbıdır. Bu kadar tahmin etmiyordum açıkçası. Gerçekten bir insanlık suçu işlenmiş, resmen bir katliam.

Üzerinden 32 yıl geçmiş olmasına rağmen hala büyük bir etkisi var. Zaten size girerken cihaz veriyorlar, o cihazla geziyorsunuz. Cihazdan ne kadar radyasyon olduğunu görebiliyorsunuz. Bazı yerlerde çok ciddi rakamlar çıkıyor. Özellikle reaktörden etraftaki binalara su tesisatının geçtiği yerlerde çok anormal rakamlar çıkıyor.

Gördükleriniz arasında sizi en çok etkileyen ne oldu?

Çocuklar, çocuklardan geriye kalanlar. Ben iki kız çocuk babasıyım. Orada terk edilen yataklar, oyuncaklar kendi çocuğunun gibi hissediyorsunuz.

Peki, oradaki insanlar bu konuda ne düşünüyorlar?

Çaresizliklerini ifade ediyorlar. Ukrayna’nın tüm üretim araçları Sovyet Rusya dağıldıktan sonra imha ediliyor. Ruslar, çalışan teknik kalifiye elemanları, fabrikalardaki makineleri, üretim sağlayan kilit noktalardaki cihazları, sistemleri, bilgi birikimini her şeyi Ukrayna’dan alarak çıkmışlar. Devlet kendi elindeki kömür maden ocaklarını bir grevli bedel karşılığında özel sektöre devredebiliyor. Ama bu imkansızlıklar demek değil ki nükleer santral! Şu an hala Ukrayna’da aktif iki tane nükleer santral var.

Bu karşılaştıklarınızı çevrenizdeki insanlara aktardığınızda ne gibi tepkiler geliyor? Sinop’taki insanlar neler düşünüyor?

Burada da hükümetin nükleer santral yapma projesi var. Doğal olarak insanlar orada gördüklerimizi duymak istiyor, merak ediyor. Anlattığımızda, çektiğimiz fotoğrafları gösterdiğimizde ise nükleer santrale karşı tepkileri bu güne kadar olduğundan daha da fazla oluyor. İnsanlar bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor.

“Çocuklarımıza yaşanabilir bir çevre bırakalım”

Sinop’ta kurulacak olan nükleer santral projesinde şu ana kadar olumlu ya da olumsuz bir gelişme var mı?

Şu an bir gelişme yok. Yaklaşık 1415 futbol sahası büyüklüğünde alan tahsis edilmiş durumda. Bu alanda birçok ağaç kesiliyor. Fox TV’den de izlediğimiz kadarı bu idi. Şu an başka bir gelişme yok.

Sinoplular olarak nükleer santrali yaptırmamak üzere elimizden geleni yapacağız. Bundan 20 yıl önce belediye başkanımız Ali Karagülle’nin nükleer santralin yapılacağı yerde söylediği bir sözü vardı: Bu şehrin belediye başkanı olarak cesedimi çiğnetmeden nükleer santral yaptırmam. Kendimi buraya zincirlerim, ölürüm ama nükleer santrale izin vermeyeceğim.

Biz de söylüyoruz. Sinoplular olarak gerekirse yüzlerce binlerce kişi gideriz oraya kendimizi zincirleriz, gerekirse ölürüz ama nükleeri yaptırmayız. Yarın çocuklarımız ölmesin diye bu gün biz ölürüz. Yeter ki onlara yaşanabilir bir çevre bırakalım.

“Mücadeleyi her alanda büyütmek gerekir”

Bu zamana kadar nükleer santral yapılacağına dair bir durum vardı ancak 6 Şubat ÇED toplantısından sonra bu fiili bir duruma dönüştü. Alana iş makineleri girdi. Ağaçlar kesiliyor. Bir şeyler yapılmaya başlandı. Bu duruma baktığımızda bundan sonra mücadele nasıl yürüyecek? Siz ne düşünüyorsunuz?

Evet, süreç işliyor fakat bu güne kadar yapılanları biz meşru görmüyoruz. ÇED toplantısı yaptıklarını söylüyorlar, kesinlikle kabul etmiyoruz. O toplantının bir meşruluğu yoktur.

Nükleer santralin yapılmaması için mücadele etmek sadece Sinop’ta meydanlarda olmakla olmaz. Mücadeleyi her alanda büyütmek gerekir, uluslararası platforma taşımak gerekir. Buraya santrali yapmak isteyen, ihaleye giren şirketlerle irtibat içerisinde olmak gerekir. Onlara burada karşılaşacakları zorluğu, güçlüğü, halkın tepkisini şimdiden ifade etmek gerekir. Ayrıca buradaki nükleer santrale maddi kaynak sağlayacak olan finans kuruluşları ile irtibata geçmek gerekir. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik süreçte, ekonomik istikrarsızlıkta, bu güvensizlik ortamında, bu anti-demokratik ortamda, OHAL sürecinde Türkiye’de böyle bir yatırım yapılamayacağını ifade etmek gerekir. Japonlara, “Siz kendi ülkenize istemediğiniz bir şeyi benim ülkemde neden yapıyorsunuz? Kendi çocuklarınızı nükleere karşı korurken bizim çocuklarımızı neden tehlikeye atıyorsunuz?” diye sormak gerekir. Hem hukuki boyutu ile hem insani boyutu ile hem finans boyutu ile her alanda bunu anlatmak gerekir.

“Nükleer santral isteyenleri Çernobil’e götürmek lazım”

Söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Buradan bakıldığı ile Çernobil’deki manzara çok farklı. İnsanların yaşamı bir gecede değişiyor.

Bir de Çernobil’de patlama olmadan iki gün önce reaktörden sızıntı başlıyor. Sızıntıyı İsveç fark ediyor ve bildiriyor. Üst düzey yöneticiler bunu iki gün öncesinden öğreniyor ve bir helikopterle Çernobil’i terk ediyorlar. Pripyat kentinde ise 50 bin kişi çaresiz ne yapacağını bilemeden, riski yönetemeden, alınacak önlemleri veya kaçışla ilgili herhangi bir plan dahi ortaya koyamadan yapayalnız bırakılıyor. Bir gecede bin kişi ölüyor. Bedenleri hastanenin bodrumuna gömülüyor. Reaktörde yangın çıkıyor. İtfaiyeciler yangına giderken yangının reaktörde olduğunu bilmiyor, daha öncekiler gibi, bir yangına gider gibi gidiyor ve orada ölüyorlar. Onlar için de bir anıt dikilmiş.

Bence nükleer santrale karşı bir şey yapılacaksa önce nükleer santral isteyen insanları Çernobil’e götürmek lazım. Siz bunu mu istiyorsunuz, 22 yıl önce burada yaşananı bizim çocuklarımız da mı yaşasın istiyorsunuz diye sormak lazım.

  • Çernobil’de birçok fotoğraf çeken Barış Ayhan’ın fotoğrafları, 21 Nisan Cuma günü Japonya’dan da katılımcıların olacağı panelde sergilenecek.
  • 22 Nisan Cumartesi günü Nükleer Karşıtı Platform’un öncüsü olduğu mitingde yaşam savunucuları bir araya gelecek.