(Mine Özdemir- Ozan Ömer Kadüker / Milliyet – 24 Nisan 2018)

İstanbul Üniversitesi (İÜ) başta olmak üzere Türkiye’nin 10 köklü üniversitesinin bölünmesi amacıyla TBMM’ye sunulan kanun tasarısına tepkiler büyüyor. Düzenlemenin geri çekilmesi için binlerce imza toplanırken, İÜ Beyazıt Kampüsü’nde dün bir araya gelen akademisyen, öğrenci ve mezunlar tasarıyı protesto etti.

Türkiye’nin köklü üniversitelerinin bölünmesi için hazırlanan kanun tasarısı akademisyenler, öğrenciler ve mezunların tepkisini çekti. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı ile ikisi vakıf olmak üzere 15 üniversitenin kurulması, Türkiye’deki 10 büyük üniversitenin parçalanarak pek çok bölümün yeni üniversitelere bağlanması öngörülüyor. Bu kapsamda İstanbul, Gazi, Karadeniz Teknik, İnönü, Selçuk, Erciyes, Sakarya, Mersin, Dumlupınar, Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitelerinin bazı fakülteleri yeni kurulacak üniversitelere bağlanacak.

 ‘Kökünden koparılıyor’

Kanun tasarısına en büyük tepki, İstanbul Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği, Florence Nightingale Hemşirelik, Hasan Ali Yücel Eğitim, İletişim, İşletme, Orman, Sağlık Bilimleri, Spor Bilimleri, Veteriner fakülteleri ile bazı meslek yüksekokullarının yeni kurulacak İstanbul İbni Sina Üniversitesi’ne bağlanacak olan İstanbul Üniversitesi’nden (İÜ) geldi. Temelleri 1453’e uzanan, Türkiye’nin ilk üniversitesi olan İÜ’nün bölünecek olmasını Beyazıt Kampüsü’nde dün bir araya gelen akademisyenler, öğrenciler ve mezunlar protesto etti.

İlk önce İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin yönetim kadrosu, öğretim üyeleri ve öğrenciler Temel Tıp Bilimleri Binası önünde toplandı. “Cerrahpaşa Bizimdir Bizim Kalacak” şeklinde slogan atan öğrencilere seslenen İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alaattin Duran, “Hepimiz üzüntü içerisindeyiz. Böyle bir ayrımı hiçbir şekilde düşünmemiştik. İnşallah bu ayrım yine de gerçekleşmeyecek. Bunun çabası içerisindeyiz” dedi.  Açıklamanın ardından grup, üniversitenin Beyazıt’taki Rektörlük binası önünde yapılan protesto gösterisine katıldı.

Burada İstanbul Üniversitesi Bileşenleri adlı platform tarafından “Yok Edilmek İstenen İstanbul Üniversitesi’dir, Birlikte Durduralım” başlığı altında bir basın açıklaması yapıldı. Açıklama sırasında “Cerrahpaşa’ya dokunma”, “Elini üniversitemden çek”, “Üniversiteler kökünden koparılamaz” sloganları atıldı.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip’in yaptığı açıklamada, İÜ’nün ilk fakültesi olan, 191 yıldır sağlık ve eğitim hizmeti veren İstanbul Tıp Fakültesi, 1857’de kurulan Türkiye’nin ilk Orman, Veterinerlik,  Diş Hekimliği fakülteleri ile Spor Bilimleri, İletişim ve Hasan Ali Yücel Eğitim fakültelerinin 22 bin 755 öğrencisiyle birlikte isimlerinden ve tarihlerinden koparılmak istendiğini dile getirdi.

‘Hiç kimseye danışılmadı’

YÖK’te 2 yıl önce alındığı görülen bu kararın ilgili fakültelerle paylaşılmadığına vurgu yapan Saip,  şunları söyledi: “Mezun ve mevcutlarıyla milyonlarca insanın kimliğini, değerlerini ve tarihini değiştiren bu kararı kabul etmiyoruz.” Bölünmenin İÜ’yü yok etme projesi olduğunu kaydeden Saip, “Bu yuvada yetişenler, yetiştirenler, alın terini bu kurumda hizmet için dökenler, hizmet alanlar, yüzlerce yıldır biriktirdiklerimizin her damlasının nasıl değerli bir mücevher olduğunu biliyoruz. Bu mücevheri bölemezsiniz. 300 bine yakın öğrencisi, 8 bin öğretim üyesiyle, milyonları bulan mezunlarıyla, bu değerin önünde kalkan olacağız. Yasa tasarısını durdurun. Yüzlerce yıldır büyüyen ve büyüten bu çınardan elinizi çekin. Bilin ki bu çınar devrilirse altında önce siz kalırsınız” dedi.

Konuyla ilgili konuşan Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, hiçbir akademisyene, öğrenciye danışılmadan bir yasa tasarısının getirildiğini vurgulayarak, “Bu tasarıya karşıyız. Üniversiteyi niçin bölmek istediklerini söylediler mi? Yapılan tarihsel bağları koparmak, ortak değeri ortadan kaldırmak, kökleriyle ilişkisini koparmak… Bunları yaptıkları zaman üniversiteyi ve değerli arazilerini istedikleri şekilde yönetecekler. Bu bölünmeye karşı çıkıyoruz” diye konuştu.

‘Hizmetler aksayacak’

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Kasapçopur de İÜ’nün dünyada ilk 500 üniversite içerisinde yer almasının en büyük nedeninin Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmalar olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bu bölünme, üniversitenin atıf sayısını değiştirecek,  araştırma üniversitesi olma özelliğini yitirecek, bilimsel araştırmalar, hasta hizmetleri, öğrenci hizmetleri aksayacak. Üniversitemizi böldürmek istemiyoruz. Bir bütün olarak kalmasını istiyoruz.”

Yeni kurulacak üniversiteler

– Selçuk Üniversitesi’nden Konya Üniversitesi
– Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden Kütahya Sağlık Üniversitesi
– İnönü Üniversitesi’nden Malatya Turgut Özal Ü.
– İstanbul Üniversitesi’nden İstanbul İbni Sina Üniversitesi
– Gazi Üniversitesi’nden Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
– Sakarya Üniversitesi’nden Sakarya Uygulamalı Bilimler Ü.
– Mersin Ü.’nden Tarsus Ü.,
– Karadeniz Teknik Ü.’nden Trabzon Üniversitesi
– Erciyes Üniversitesi’nden Kayseri Üniversitesi
– Kahramanmaraş Sütçü İmam Ü.’nden Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi
– Gaziantep Bilim ve Teknoloji Ü.
– Samsun Üniversitesi
– Sivas Bilim ve Teknoloji Ü.
– İzmir Tınaztepe Üniversitesi (Vakıf)
– İstanbul Tuna Üniversitesi (Vakıf)

‘Kazanımlar kaybedililir’

Yavuz Dizdar (İÜ Onkoloji Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi): Üniversiteler bir bütün olarak değerli. İÜ, çok büyüdü. Bunları bölüp yıldız yapalım derseniz bunun geçerliliği yok. Olacak, olmayacak şeyler var. Bu olacak bir iş değil. Üniversitenin sonuna kadar bütünlüğünü savunuyoruz. Bu tasarının bir an önce geri çekilmesi gerekiyor. Tıpta Türkiye’ye çağ atlatacak seviyeye geldik. Böyle bir şey yapılırsa bütün kazanımlar kaybedilir.

‘Üniversitemiz bölünmesin’

Hilal Kaya (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi): Üzerimizde bir sürü şey denediler. Şimdi de bir gecede üniversitemizi değiştiriyorlar. Farklı bir ilçede farklı bir şekilde okuyacağımızı öğrendik. Bu durumu, ne biz ne de hocalarımız kabul eder. Tasarının hayata geçmemesi için direneceğiz. Eğitim kalitemizin bozulmasını istemiyoruz.

Abdullah Çetin (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi): Bu kadar başarılı bir fakültenin İÜ’den alınmaya çalışılması bizi üzdü. Bu akıl alır bir şey değil. Tasarı, hayata geçerse fakültemizin kalitesi düşebilir.

Binlerce imza toplandı

TBMM’ye sunulan kanun tasarısının ardından Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. “İstanbul Tıp Fakültesi Tarihinden Koparılmasın! #FakültemeDokunma” başlıklı imza kampanyasına 20 bin 900 kişi destek verdi. İmza kampanyasında Çapa Tıp Fakültesi’nin köklerinden yani İstanbul Üniversitesi’nden koparılmak istendiğine vurgu yapılarak, şu ifadelere yer verildi: “İki asıra yakın geçmişiyle alanında lider bu fakülteyi bir başka üniversiteye aktarmak Türkiye’de sağlık tarihinin en önemli unsurlarından birini yok etmektir. Şu an dahi akademik kadrosunun büyük bir bölümünü kaybetmiş olan fakültemizin bu durumdan sonra ne halde olacağını kestirememekteyiz. Gelin bu tarihi kurumu olduğu yerde, yani Çapa’da, bağlı olduğu üniversite olan İstanbul Üniversitesi altında yenileyin.”

 Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1926 yılında Ankara’da kurulan Gazi Üniversitesi’nin Diş Hekimliği, Eczacılık, Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim, Mimarlık, Mühendislik, Sağlık Bilimleri ve Tıp fakültelerinin yeni kurulacak Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlanacak olması da Change.org’da başlatılan “Gazi Üniversitesi Bölünemez” imza kampanyasıyla protesto edildi. Kampanyaya 36 bin 745 kişi destek verdi.

Misyonları olacak

Kanun tasarısında üniversitelerin bölünme gerekçesi olarak kontenjanlarının çok fazla olması, meslek yüksekokullarının üniversiteyi kendi misyonundan uzaklaştıracak şekilde çoğalması gösterildi. Bölünme sonrası yeni kurulan üniversiteye geçen öğrenci, daha önce girdiği üniversitenin diplomasını alabilecek. Kurulacak üniversitelere o ilde yeni bölgesel misyonlar verilecek. Örneğin Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin misyonu “Orta Doğu’ya hitap etmek” olacak.