Röportaj

Published on Ağustos 14th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Sinop’ta nükleer karşıtları: İnsan haklarını ilgilendiren konularda referandum olmaz

(Söyleşi: Akile Yıldırım / Sendika – 10 Ağustos 2018)

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının 73. yılında Sinop NKP öncülüğünde düzenlenen anmanın ardından Nükleer Karşıtı Platform üyeleri ve Prof. Aziz Konukman ile söyleştik

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının 73. yılında Sinop NKP öncülüğünde düzenlenen anmanın ardından Nükleer Karşıtı Platform üyeleri Murat Şahin, Zeki Karataş; Prof. Aziz Konukman ve Okan Alpar ile söyleştik.

“Nükleer santral ve nükleer silahlar birlikte ele alınmalı”

Hiroşima’ya atılan atom bombasının üzerinden 73 yıl geçti. Etkileri ortadayken hala nükleer silahlar üretilmeye devam ediyor. Neler düşünüyorsunuz?

Zeki Karataş: 73 yıl önce dünyada hiçbir yerde görülmemiş bir facia yaşandı. Nükleer santral ve nükleer silahları birlikte ele almak gerekiyor. Sinop Türkiye’nin en kuzey noktasında. Akkuyu en güney noktasında. Çernobil’de patlayan santralin etkisi bize kuş uçuşu mesafesi 1960 km olan bir yer. Bizi vurdu, yerle bir etti. Sinop – Akkuyu kuş uçuşu mesafesi 855 km. Buradan olumsuz şekilde etkilenmemesi mümkün değil. Dolayısıyla  buna cepheden karşıyız. Nükleer silahlar konusunda nükleer silahsızlanmayı amaçlayan politika istiyoruz.

Birleşmiş Milletlerdeki nükleer silahsızlanma anlaşmasına imza atmayan 14 ülkeden biri Türkiye’dir. Biz Türkiye’nin bu anlaşmaya evet demesini istiyoruz. Nükleer silahsızlanmayı ülkede aktif hale getirmek ve Türkiye’nin değişik yerlerinde var olan nükleer silahların da kaldırılmasını talep ediyoruz.

“İnsan haklarını ilgilendiren konularda referandum olmaz”

Son zamanlarda gündemde kesilmesinin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen yeni kesilmiş gibi gösterilen İnceburun’daki ağaçlar ve Sinop Belediye Başkanı’nın nükleer santral konusunda referandum isteği var. Siz neler düşünüyorsunuz?

Aziz Konukman: Biliyorsunuz demokrasilerde referandum ancak ve ancak insan hakları ile ilgili olmayan konularda düzenlenir. Hatta orada bile hassas olmak lazım. Mesela karşı mısın, destekliyor musun şeklindeki oylamalar da referandum değildir. Plebisit dedikleri bir şey o. Yani dayatma referandumları. Mesela anayasanın tümüne karşı çıkabilirim ama bazı düzenlemelerini çok beğenebilirim. Ama anayasaya evet mi, hayır mı? Haydeee! Böyle bir şey olabilir mi? Ama maalesef Türkiye’de böyle bir durum var.

Nükleer santrale gelince mümkün değil. Uluslararası kurallar da var bu konuda. İnsan hakkını yakından ilgilendiren bir konu halkın, siyasetçinin kim olursa olsun herhangi bir yere gönderilemez, onun kararına terk edilemez. Şöyle bir oylama yapabilir miyiz? Bir yerde tutuklu yüz elli kişi var. Hepsini toptan öldürelim, öldürmeyelim diye halka sormak gibi bir şey bu. Yargılaması var, usulleri var, esasları var. Birisi kalkıp nükleer santralde referandum olmalıdır derse şiddetle bu teklifi yapanları protesto ediyorum. Kim olursa olsun.

Nükleer santral nereye yapılıyor? Buraya. Peki etki alanı neresi? Çernobil bizi nasıl etkiledi? Şöyle iki üç tane halkların daha coğrafyasına hitap ediyor. O zaman referandum Sinop halkının kararı ile yapılamaz ki. O bile kendi içinde tutarlı değil. Etki alanındaki tüm halka soracaksınız. Öyle bir referandum hukuken zaten mümkün değil. Dolayısıyla bu öneri hukuken de anlamsız.

“Ağaç katliamı yıllardır devam ediyor, yeni değil”

Murat Şahin: Sözcü Gazetesi’nde Saygı Öztürk’ün haberi sıkıntılı bir haber. Nereden bulmuş, nereden yazmış, nasıl yaptı biliyorum ama burada altı yüz bine yakın ağaç kestiler. Ve bu yıllardır devam ediyor. Yeni bir durum değil. Belediye Başkanı ile bir görüşme yapmışlar. Başkan her zaman söylediği gibi yine bir referandum lafını attı ortaya. Biz birkaç defa kendisiyle de yüz yüze görüştük. Dedik ki Aziz hocamın dediği gibi insan hayatını ilgilendiren şeylerde referandum olmaz.

Asgari ücreti bin lira mı yapalım, on bin lira mı yapalım? Bu konuda referandum nasıl yapacağız? İdamla da ilgili aynı şey. İdam edelim mi, etmeyelim mi? Bu konuda bir referandum olmayacağı da belli zaten. Ama maalesef nükleer karşıtı olduğunu söyleyen ama Sinop’a da yapılacaksa halka da soralım falan olmaz. Halkın yaşamını ilgilendiren konularda özellikle negatif anlamdaki şeylerde referandum olmaz. Referandum da hayır da çıkabilir evet de onu tartışmıyoruz, o önemli değil. Bizim bu yönde tavrımız belli.

“Ağaç katliamı endüstriyel, burada başka bir şey var: Nükleer silah”

Okan Alpar: Burada yıllardır nükleere karşıyız diyen bir takım insanlar var. Fakat karşıyız derken alternatifleri önermek gerek. Sadece karşı olmak yetmiyor. Rüzgardan yana olmak, güneşten yana olmak ve bunları dile getirmek bu konuda yapılmış hesap kitapları da sunmak gerekiyor. İnceburun bölgesi kendi başına nükleer santralden daha fazla rüzgar tribünleri ile elektrik üretebilecek bir yer.

Kesim konusuna gelince. Burası 1970’li yılların başlarında İnceburun doğal bir ormandı. Yani orada kayınlar, meşeler, çamlar vardı. Çok yoğun bir çabayla orman teşkilatı ormanları dozerlerle kaldırdı. Hatta birinci yıldan sonra kök sürgünleriyle orası yeniden yeşerdi. İkinci yıl bahar aylarında tekrar girdiler, tamamen dümdüz hale getirdiler. Ve orası endüstriyel ormana çevrildi. Endüstriyel ormanın aynı buğday hasadı gibi belli dönemlerde hasat edilmesi gerekiyor. Her Sinop’a geldiğimde bir şey duyarım. ‘Ormanlar kesiliyor, santral için açılıyor.’ Bu kişilerin propaganda broşürlerine baktığımızda santrallerin etrafında büyük bir ormanlık alan, deniz kenarındaki plajda denize giren insanlar gösterilir. Çernobil’de olduğu gibi, Japonya’da Belçika’da olduğu gibi.

Ben bu kadar aşırı bir orman katliamını nükleer santral için pek düşünemiyorum. Burada başka bir şey var. Ben burada ormancılar ile orman mühendisleri ile konuştum. Öyle nükleer santral için yer açmak gerekmiyor dedi. Yanlış anlaşılmasın burada endüstriyel bir orman var. 25-30 yılda bir hasat ediliyor. Asıl sorun bence nükleer santralin etrafında yapılacak olan nükleer teknoloji alanı diye söylenen ve nükleer silah yapmaya yarayacak alan. 

Bazıları diyor ki yok röntgen cihazları üretilecek, yok tomografi cihazları üretilecek. Yok böyle bir şey. Burası Ortadoğu’da yani nükleer silahı olan bir takım ülkelere karşı İsrail olsun (Sözde karşılar ama bir yandan da her türlü ilişki içindeler), İran nükleer silah geliştirmeye çalışıyor. Biz de Sinop’ta nükleer silah geliştirelim diye düşündükleri bir alandır orası. Hemen santralin yanında böyle bir nükleer teknoloji alanı geliştirmeye çalışıyorlar. Bunların bir kısmı gözlem. Ama bir yandan da hem jeolojik hem jeofizik etütler devam ediyor. Harıl harıl çalışıyorlar. Japonlar bu işten vazgeçtik diyor. Pahalılandı diyor. Ama büyük olasılıkla altyapıyı hazırlıyorlar. Çok özel aletlerle etütler yapıldığını biliyoruz.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑