Kent

Published on Ağustos 19th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

İstanbul Kent Savunması 17 Ağustos depreminin yıldönümünde bir Kez daha sordu: #NereyeSığınacağız?

(KOS Medya – 19 Ağustos 2018)

İstanbul Kent Savunması, 17 Ağustos depremi’nin 19. yıldönümünde bir kez daha #NereyeSığınacağız? dedi.”Kentlerdeki yapı yoğunluğu arttıran, inşaat sermayesine rant alanları açarak emlak piyasasının sınırlarını genişleten Afet Yasası ve rantsal dönüşümcü yönetimler ile 19 sene sonra geldiğimiz nokta, 1999’dan daha fazla risk altında olduğumuzdur” denen açıklamada afet toplanma alanlarının yok olduğu vurgulanarak “çadırlarımızla AVM’lere mi sığınacağız?” dendi. İKS ayrıca iklim krizi çağında insan kaynaklı şehir afetlerinin arttığını vurguladı ve taleplerini şöyle sıraladı:

Her ilçenin afet hazırlık planının hazırlanmasını ve yerel halkın bu çalışmalara katılımının sağlanması;

Yerel yönetimlerin toplanma alanlarının yerlerini mahalleliler ile birlikte belirlemeleri;

Bunu yaparken, her mahalleye, kendi nüfusuna yeterli büyüklükte ve acil ihtiyaçlar ile müdahale araçlarını da içeren afet toplanma alanlarının sağlanması;

Başta ilin sonra her ilçenin Afet hazırlık Planı olmasını. Katılımcı çalışma ve eğitimlerle mahalle/ bölge Tahliye Planları yapılması;

Mahalle Risk Analizi yapılmasını. Bunun yanı sıra mahallelerin insan ve altyapı kaynaklarının belirlenmesi, eksikliklerin ivedilikle giderilmesi;

İstanbul ilçe ve mahallelerinde halkın depreme karşı hazırlık aşamasına gönüllü katılımının sağlanması için eğitimler başlatılması;

Kısaca, daha geç olmadan, afete karşı yerellerden örgütlenmenin ivedi olarak başlatılması.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

Yine bir 17 Ağustos! Yine geriye, 17 Ağustos 1999’a dönüyor ve yaşananları, acıları, kayıpları ve ardından yaşanan ihlalleri, mağduriyetleri, travmaları elemle hatırlıyor; hatırlatıyoruz.

Yine bir 17 Ağustos ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından 1999 yılı depreminin yıl dönümü nedeniyle düzenlenen İstanbul’un Afetlere Hazırlık Çalışmaları Çalıştayı’na katılan Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy; “…gelecekte Marmara Denizi içerisinde 7’den büyük bir deprem olabileceği ve beraberinde yıkıcı bir tsunami dalgası oluşabilir. En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir…Değişime bağlı olarak yaşanan aşırı kış ve yaz koşulları, şiddetli fırtına ve hortumlar, sel ve su baskınları, heyelan ve toprak kaymaları artık şehirlerimizde sıkça yaşanan sıradan olaylar haline gelmiştir. Bunlar doğal kaynaklı değil, insan kaynaklı şehir afetleridir. Son günlerde İstanbul’un bazı ilçelerinde yaşanan toprak kaymalarında tek suçlu olarak ilan edilen şiddetli yağışlar kötü mühendislik örneği defolu inşaatları ifşa etmiştir…”şeklinde konuşmuştur. Bilimin öngördüklerine rağmen yine bildiğini okuyan bu rant düşkünleri, Türkiye’yi, İstanbul’u kaderine terk etmiş ve İstanbul’u şantiye haline getirmiştir.

Yine bir 17 Ağustos! Yine deprem ve doğal afetler karşısında görevlerini yerine getirmeyen merkezi ve yerel yönetimler. 6306 Sayılı Afet Yasası eliyle depremi felaket kapitalizminin hizmetine sunarak araçsallaştıran, ödenebilir şartlarda ve kimseyi yerinden etmeden güvenli konutlar/ mahalleler inşa etmek yerine rantı artan sağlam zeminli mahalleleri sermayenin lüks projelerine teslim eden merkezi ve yerel yönetimlerin yine sınırsız rant iştahları.

Kentlerdeki yapı yoğunluğu arttıran, inşaat sermayesine rant alanları açarak emlak piyasasının sınırlarını genişleten Afet Yasası ve rantsal dönüşümcü yönetimler ile 19 sene sonra geldiğimiz nokta, 1999’dan daha fazla risk altında olduğumuzdur. Afete önlem olarak hazırlanan yasa afetin kendisi olmuştur!

Yine bir 17 Ağustos! Yine oy toplama telaşı ile 2018 seçimlerine kısa süre kala meclisten geçirilmiş akıllara dur diyen bir düzenleme: İmar Barışı/Affı! Bu kadar da olur mu denen bölümü ise; ‘’Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır’’ şeklindedir. Veciz ifadeyle, vatandaşının can ve mal güvenliğini korumayı taahhüt etmiş devlet, yasa eliyle bu yükümlülüklerinden vazgeçtiğini ilan ediyor. Görevi, vatandaşının yerinde kalma hakkına saygı göstererek ödenebilir şartlarda afetlere karşı güvenli konutlar inşa etmek olan yönetim, seçim öncesinde oyları toplamak ve bütçe açığını kapatmak için vatandaşının can ve mal güvenliğinden sorumlu tutulmayacağını yasallaştırıyor! ‘‘Koşa koşa aldığın kayıt belgenle yasallığa kavuşan konutun eğer ilk depremde başına iner, yakınlarını kaybedersen, sakat kalırsan ya da ölürsen bana ne!’’ diyor devlet.

Yine bir 17 Ağustos ama ne gam, mega projeleri durdurmak bir yana tüm hızla devam diyen bir iktidar! Her biri kent, doğa ve çevre talanı olan, yaşama dair ne varsa yok eden, dahası ülkenin bugün içine düşürüldüğü ekonomik bunalımın da müsebbiplerinden olan mega katil projelerin maliyetleri ile başta deprem ve sel olmak üzere son zamanlarda yaşadığımız heyelan, göçük gibi afetlere karşı güvenli kentler inşa etmek mümkünken ülkenin tüm yatırımlarını insana ve yaşama değil beton ekonomisine akıtması ve ayrıca bu projelerle kent nüfuslarını daha da arttırması aymazlık değilse nedir?! Hele ki iklim değişikliğinin bir eşik üzerine geçtiğimiz iklim krizi çağında!

3.Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, 3.Havalimanı ve Osmangazi Köprüsü’nün toplam maliyetleri 95,9 milyar TL. Sadece 3.Köprü (4,5 milyar TL) ile 3.Havalimanı (67,9 milyar TL) bütçelerinin toplamı 72.456.000 TL. Bu bütçeyle İstanbul’da ortalama 80-100 metrekarelik 600-700 bin riskli konut yenilenebilir, rehabilite edilebilir, güvenli hale getirilebilirdi (Deprem Güvenliği ve Kentler Broşürü; Politeknik 2017). Oysa, üzerinden kimsenin geçmediği köprüler ve özel zemini nedeniyle göçükleriyle baş ağrıtacak ve kullanılamayacak bir havalimanı için 3 milyona yakın kent sakininin güvenli konut hakkı yok edilmiş durumda!

Biz yine 17 Ağustos 2018’de de İstanbul Kent Savunması (İKS) olarak bir kez daha soruyoruz: #NereyeSığınacağız ?

1999 Depremi ertesinde 2001’de düzenlenen Acil Eylem Planı ile İstanbul’daki 480 boş alan afet toplanma yeri olarak belirlenmişti. Afet toplanma alanları beton ekonomisinin projelerine teslim edilerek yok edildi. 2009’da 280, 2010’da 240,2016’da sadece 77 toplanma alanı kaldı. Ya bugün? Belki 40 belki daha az.

Olası bir depremde sığınacağımız bu alanlardan bazılarında bugün yükselen projeler. Buralara mı sığınacağız? AVM’lere mi çadır kuracağız?

Muhtarlarımıza soruyoruz: Mahallemizdeki afet toplanma alanı neresi? Hala duruyor mu? Yerini biliyor musunuz?

Geçen sene yaptığımız araştırmaya göre, İstanbul’daki 39 ilçe belediyesinden yaklaşık 1/3’ünün internet sitesinden belediye sınırları içinde kalan afet toplanma alanları bilgilerine ulaşılabiliyordu Afet toplanma alanları bilgilerini ilan edeceklerini bize söz veren diğer belediyelere, internet sitelerinden toplanma alanlarını ilan etmelerini bir kez daha hatırlatıyoruz.

Yeterli mi, elbette Hayır! Tüm İstanbullulara çağrımızdır: Afet toplanma alanınızın yerini, gerekiyorsa dilekçe vererek öğrenin, gidin kontrol edin; fotoğrafını çekip paylaşın. Bu alanlar mahallenizin şu anki nüfusunu kaldırabilecek boyutta mıdır? Ulaşıma açık mıdır? Yeterli midir?

2001 Acil Eylem Planı doğrultusunda Afet Acil Ulaşım Yolu ilan edilen 562 cadde ve sokağın büyük kısmı bugün İSPARK işgali altında. Deprem anında #NasılUlaşacağız?
Tüm soruların cevabı 19 yılda gelinen şu nokta da hala cevapsız! Sormaya, talep etmeye, görev başında görevini yerine getirmeyenlere sürekli hatırlatmaya devam edeceğiz.

Afet ile mücadelenin afet başa gelmeden yapılması gerektiği bilinci ile:

Her ilçenin afet hazırlık planının hazırlanmasını ve yerel halkın bu çalışmalara katılımının sağlanmasını;

Yerel yönetimlerin toplanma alanlarının yerlerini mahalleliler ile birlikte belirlemelerini;

Bunu yaparken, her mahalleye, kendi nüfusuna yeterli büyüklükte ve acil ihtiyaçlar ile müdahale araçlarını da içeren afet toplanma alanlarının sağlanmasını;

Başta ilin sonra her ilçenin Afet hazırlık Planı olmasını. Katılımcı çalışma ve eğitimlerle mahalle/ bölge Tahliye Planları yapılmasını;

Mahalle Risk Analizi yapılmasını. Bunun yanı sıra mahallelerin insan ve altyapı kaynaklarının belirlenmesi, eksikliklerin ivedilikle giderilmesini;

İstanbul ilçe ve mahallelerinde halkın depreme karşı hazırlık aşamasına gönüllü katılımının sağlanması için eğitimler başlatılmasını;

Kısaca, daha geç olmadan, afete karşı yerellerden örgütlenmenin ivedi olarak başlatılmasını

TALEP EDİYORUZ.

İSTANBUL KENT SAVUNMASI
17 AĞUSTOS 2018

Tags: , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑