Haber

Published on Ağustos 26th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Şalvar, Bisiklet ve Süslü Kadınlar

(Pınar Pinzuti / Bisikletizm – 19 Ağustos 2018)

1896’da ABD’li kadın hakları savunucusu Susan B. Anthony‘nin ismini ve bisikletin kadının özgürleşmesi yolunda her şeyden daha fazla rol oynadığını  sık sık okumuş olmalısınız; peki Anadolu’da giyilen şalvarın bu süreçteki önemli rolünü ve etkisini hiç duydunuz mu?

1800’lü yılların sonunda bir bisiklete sahip olmanın halen lüks olduğu koşullarda üst sınıflara mensup kadınlar, üzerlerindeki erkek egemen kuşatmayı hafifletmek için bisikletin sunduğu yeni özgürlük alanlarından yararlanmak istemiş ancak o dönemde giyilen kat kat elbiselerin, son deliklerine kadar sıkılan korselerin  bisiklete binmek için hiç de pratik olmadığını fark etmişlerdir.

Pedal çevirirken bacaklarının görünmesini engelleyecek ama aynı zamanda rahatça bisiklete binecekleri bir kıyafete ihtiyaçları vardı.

‘the bloomer dress’ yani şalvar

Amerikalı aktivist Elizabeth Smith Miller‘ın resimlerde görüp çok beğendiği, Anadolu’da giyilen sadece ayak bileklerini ve beli saran ancak bol bir pantolon olan şalvarı örnek alarak hazırladığı kıyafeti Amelia Jenks Bloomers görür.

Bloomers, kadınların seslerini duyurmasını sağlayan ilk derginin sahibi ve yazarı olarak şalvarlı fotoğraflar çektirir ve fotoğraflarını dergide yayınlar.  Bu makaleler bir süre sonra The New York Tribune tarafından da yayınlandığında şalvarın ismi ‘bloomers dress‘ olarak ünlenir ancak Amelia basın tarafından ağır bir şekilde eleştirilir ve  sokakta saldırgan söz ve davranışların hedefi olur. Ancak bu durum onun kadın kıyafetleri reformuna olan etkisini önleyemeyecektir.

1851’de Amelia Jenks Bloomer ve kadın hakları savunucusu Susan B. Anthony tanışırlar ve  kadın hakları savunucusu Susan B. Anthony bisiklet üstündeki kadınların ‘özgür, kısıtlanmamış kadınlığın resmi’ olduğunu söyler.

Bundan yüz yıl önce İngiltere’de kadınların oy verme hakkına sahip olması için bisikletle mahalle mahalle dolaşarak kadınları bilgilendiren Alice Hawkins’i de atlamamalıyız.

Şalvardan sonra Süslü Meydan Okuyuş

19. yy’ın sonlarında bisiklete binen kadının giyim tarzı geleneksel kodlara meydan okumuştur. Bisiklete sahip olan kadın artık seyahat için eşine bağımlı değildir, bu olanağın artçıları kadına coğrafi olduğu kadar toplumsal, ekonomik ve siyasi bağımsızlığının artması olarak da geri dönmüştür.

21.yy’ın başında ise kadınlar bir kez daha meydan okuyorlar. Bu sefer de erkek egemen bisiklet dünyasının erkekler tarafından yazılan kıyafet koduna! Bisiklet binmek için ‘onu da tak bunu da giy’ diyen erkeklere ‘ben bisiklete süslü püslü bineceğim, hatta bisikletime balon ve çiçek bağlayıp’ gezeceğim diyen kadınların kollektif etkinliği ‘Süslü Kadınlar Bisiklet Turu‘ ilk kez 2013 yılında İzmir’de yapıldı.

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu ‘bir defile’ değil, yaklaşık 60 şehirde eş zamanlı olarak olarak yapılan bir kadın hareketi ve farkındalık çağrısıdır. Kısaca ‘bana karışma‘ demektir.

Turun fikir annesi Sema Gür ile yıllardır etkinliği koordine etmekten son derece mutluyum.

Bu yıl, etkinlik altıncı kez 23 Eylül 2018‘de sadece Türkiye’de değil yurtdışında da eş zamanlı olarak yapılacak. Ben bu yıl İzmir Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’na değil,hazırlıklarına son hızla devam ettiğim Milano Süslü Kadınlar Bisiklet Turu‘na katılacağım. Kadınların özgürleşmesine şalvardan sonra bir de Süslü Kadınlar Bisiklet Turu ile katkımız olacağına inanıyorum. Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’nun yapıldığı şehirlerin listesi için tıklayın.

 

 

Tags: ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑