(Ekin Akyaz / Birgün – 17 Eylül 2018)

Ordu’daki fındık üreticileri, fındıklarını yok pahasına elden çıkardıklarını artık fındığa endeksli bir hayatı yaşamanın imkânsız olduğunu söylüyor

Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından fındıkta üreticiler bu yıl büyük bir rekolte kaybının yaşandığını ifade ediyor ayrıca fındıkta taban fiyat da hala açıklanmadı. Ordu’da fındık bahçelerinin içerisinde üreticilerle nasıl bu hale gelindiğini ve taleplerini konuştuk. BirGün’e konuşan fındık üreticileri zaten pek çok üreticinin ederinin çok altında fiyatlara fındığını sattığını ve tüccarların depolarını çoktan doldurduğunu söylüyor. Fındık üreticisi; bir yandan rekolte düşüklüğü, öte yandan hükümetin piyasaya müdahale etmeyerek kendisini uluslararası fındık tekellerinin ve yerli tüccarın insafına terk etmesiyle karşı karşıya…

Bu yıl kaç tona yakın fındık yaptınız?
Seyhan Bağdatlı:
 bu sene yalnızca 550 600 kilo yapabildik. Geçen sene ise 4 tona yakın fındık yapmıştık ve Mart ayına kadar beklediğimiz halde kilosunu ancak 9 liradan satabilmiştik. Bekleyebilecek durumu olmayanlar ise 6, 6,5 liradan satmak zorunda kalmıştı. Bu senekini ise fiyat belki yükselir umuduyla şu an satmadık.

Veysel Bağdatlı: Fındığın fiyatı hâlâ belirlenmedi, hoş daha fiyat belirlense ne olacak, Bir atasözü vardır; ölü ölmüş gidiyor sen daha ilaç yetiştireceksin… İçinde bulunduğumuz durum tam olarak o. Köylü şu an acından ölüyor. Geçen sene de fiyatı vermemişti en sonunda göstermelik 10 lira demişti ama insanlar o süre zarfında mecburen sattı fındığını ve 6-7 liradan gitti.

‘Üretici için mekanizma yok’
► Peki, taban fiyatın belirlenmemesinden kâr eden kim?
Seyhan Bağdatlı: 
Aslında fındıkta sadece Ferrero ve yerli büyük tüccarlar kâr ediyor. Zaten fiyatları da onlar belirliyor. Geriye kalan bütün mekanizmalar devreden çıkmış durumda, Tarım Bakanı ‘fındık 15 lira bizim fiyat vermemize gerek yok’ diyor. Peki, ya daha da aşağıya düşerse? Tamamen tüccarın vicdanına kalmış durumdaydık şimdi iyice zirve yaptı. Eskiden Fiskobirlik çalıştığı zamanlarda gerçekten destek veriyordu. Üreticiler de fındığına sahip çıkabiliyordu.

►Fiskobirlik’in devreden çıkarılmasının sonuçları ne oldu?
Veysel Bağdatlı: 
Tamamen tüccarın, şirketlerin insafına kaldık. Mesela eskiden randıman olayı yoktu. Şimdi tüccar randımandan kırıyor. Yani beğenmedim bu ürünü diyerek kafasına göre 10 kilo fındıktan 1 kiloyu kesiyor. Çocukların okul dönemi de olunca mecburen satıyor fındığını insanlar. Yaşam fındığa endeksli olunca bu durum kullanılıyor. Fındık, Eylül aylarında değil Kasım’da Aralık’ta daha çok para eder ama kimse o zamanı bekleyemez. Bekletebilenler belki daha fazlaya satılabilir. Gerçi biz geçen sene bekledik neredeyse bahara kadar ama ancak 9 liradan satabildik.

‘Halka hakkını versinler’
► Peki, ne yapılabilir üreticiler için?
Seyhan Bağdatlı:
 Biz devletten destek bekliyoruz, şu an 20 liradan az fındık zarar ettirir. Hasattan sonra 12 ay fındığın hizmeti var. Kışlık gübresi, yevmiyesi, ilacı, taşıması… Bunların hepsi de para. Bu sene pek çok fındıkçı zarar etti. Millet acından ölecek halkın fiyatının verilmesi gerekiyor. Henüz rekolte de belirlenmedi, muhtemelen 200 bin tonun altında, geçen sene 750 bin tondu düşünün artık…

Veysel Bağdatlı: Bundan en çok büyük tüccarlar ve Ferrero kazanıyor, fiyatı da o belirliyor. Devletin bu duruma el atması gerekir, biz ancak marabalık yapıyoruz kendi bahçemizde. Fındıktan kimse geçimini sağlayamıyor. Artık zaten geçinilemeyince fındığa bağımlılık olayı kalktı, Tarım da hayvancılık da bitti. Biz sadece normal bir fiyatın verilmesini istiyoruz, desteği falan geçtik yani. Emeğimizin karşılığını istiyoruz. AKP’den önce ağustos ayında taban fiyat verilirdi. Şimdi ise böyle bir şey yok. İnsanlar haliyle şimdiden fındığını sattı, vurgunu vuran da vurdu, ambarlarını doldurdu.

***

Rekolte yüksek gösteriliyor

Fındık-Sen Örgütlenme Genel Sekreteri Cemil Ceylan yaşanılanların sermayenin hizmetine bırakılmış fındık politikalarının bir sonucu olduğunu belirterek şunları söyledi:

Sorun AKP hükümetinin tarım sektörünü serbest piyasa ekonomisine terk etmesiyle başladı. Bir zamanlar Fiskobirliğin tek başına söz sahibi olduğu fındık ihracatında artık İtalyan, Alman ve Fransız çokuluslu gıda ve tarım şirketleri belirleyici konumdalar. Ferrero’nun Oltan Gıda’yı satın almasından sonra Oltan gıda’nın lojistik desteği ile alan taraması yapılıyor. Üreticinin elinde ne kadar fındık olduğunu tespit ederek fiyatlarla oynuyorlar. Her sezon başı fındık rekoltesi yüksek açıklanır, bu sene fındık ihtiyacı yok denir ve çiftçinin panikleyip fiyatı aşağıya çekmesi sağlanır. Bu yıl rekolte de düşük olmasına rağmen yine de fındık fiyatları için bir iyileştirme söz konusu olmadı.

‘Kilosunu 11,5 liradan sattım 1000 lira da zarar ettim’

Ardından yine fındık üreticilerinden Atıf Özgel ile konuşuyoruz. O da fındığını fiyatın açıklanmasını bekleyemeden satmak zorunda kalan üreticilerden. Fındığının kilosunu 11,5 liradan satabildiğini ve pek çok insanın da şimdiden fındığını sattığını ifade eden Özgel, özetle şöyle konuştu:

‘1 kilo fındığa 22 ekmek alınırdı’
Ben 11,5 liradan sattım fındığımı ve 1000 lira zarar ettim. Tek işi fındık olup geçinebilen insan kalmadı. Eskiden benim babam 3 ton fındık yapardı, biz iki kardeş okuyabilirdik. Ama şimdi sadece fındıkla birinin geçinmesi mümkün değil. Şimdi 10 ton fındık üreten birinin bile şehir dışında çocuk okutması mümkün değil. 1980’de 1 kilo fındık parasıyla 22 ekmek alınıyordu. Şimdi düşünün 22 ekmek almak için fındığın neredeyse 30 lira olması lazım.

Ne fiyat açıklandı ne alım başladı
Tarıma yönelik politikalar çok yetersiz. Türkiye 2000’li yıllarda hayvan ve tarımsal ürün açısından kendisine yeten 7 ülkeden bir tanesi şimdi ise patatesi bile dışardan alıyoruz. Fiskobirlik seçimleri üzerinde AKP çok durdu, seçimleri alamayınca krediyi kesti ve Fiskobirlik bitti. Fındıktan sadece Ferrero diye bir firma kazanıyor. Başka da kimse kazanmıyor. Şu ana kadar devlet fiyat açıklamadı, üç yıldır TMO alıyor güya ama ne fiyat açıkladı ne alım başladı. 15 gün sonra fiyat açıkladığını düşünün öğrencisi olan şu an ne yapacak? Yaşam burada fındığa endeksli olur, düğünler bile onlara göre yapılır. Vatandaş da mecburen fındığını satacak.

***

Fındık kalitesi neden düştü?

Seyhan Bağdatlı: Küflenme ve kurtlanma birinci sebep. Mayıs ortalarında fındığın olgunlaşmasından hasat zamanına kadar her şeye zarar veriyor. Geçen seneden beri adına “vampir kelebek” denen bir şey var. Bitkinin can damarı suyu ve rengini emiyor. Bu nedenle de fındık her geçen gün azalıyor.

Veysel Bağdatlı: Kimyasal atıklar, HES’ler, taşocakları, siyanürle altın aranması fındığın da en büyük düşmanı. Bunların dışında bir de toz ilaç dediğimiz ilaç kullanılırdı eskiden, o zaman daha iyi olurdu ama şimdi toz ilaç bitti.

O da fındığın kalitesini iyice azalttı.