(Burhan Cahit Karakurt / Birgün – 28 Eylül 2018)

Yaşadığımız coğrafyanın incisidir Burdur gölü. Bizim gözbebeğimizdir ama gözümüzün önünde günden gün eriyor, her gün biraz daha yok oluyor. Onu sevenlerin, artık bu duruma çareler üretmesinin ve çareleri çözüme ulaştırmanın zamanı geldi geçiyor.

Burdur gölümüzü kurtarmak yaşadığımız ilde her bireyin en büyük ortak çabası olmalıdır çünkü; Burdur Gölü’nü kurtarmak Burdur’un geleceğini kurtarmaktır. 1995 e kadar iklimsel nedenlerle küçülme yaşayan göl, 1995 sonrası insan eliyle daha hızlı kurumaya başladı. Özellikle Bozçay havzası üzerine kurulan 19 gölet ve baraj Burdur Gölü’nün beslenme alanlarının % 98 azalmasına yol açtı. Tüm göl havzasındaki suyun %75 inin tarımsal amaçlı kullanılması zaten kaynakları çok kısıtlı olan gölün tüm hayat damarlarını tıkadı.

Sadece bununla kalmadı tabi kuruma ile eş zamanlı olarak kirlenme de başladı. Kirlenmede yüzde 90 oranında insan etkisi bulunmaktadır. Havza insanı olarak hepimiğz gölün kirlenmesinde sorumluyuz. Bugün kafamızı çevirince bakmaya doyamadığımız o güzelim maviliği tamamen kaybettiğimiz gün yaşayacağımız pişmanlığın yanında pek çok olumsuz sonuç da yaşanacak:

1 Gölün yok olması hem endemik bitki örtüsünün yok olması hem de yaban hayatının yok olması demek.

2 Gölün yok olması, iklimsel değişikliklerin başlamasına, ılıman iklimimizin değişmesine daha kuru, daha soğuk ve daha sıcak bir meteorolojik yapıya dönüşmesine neden olacak.

3 Gölün yok olması demek; özellikle göl kıyısında bulunan en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm yerleşim bölgelerinde ve tabi özellikle Burdur şehir merkezinde bugüne kadar görülmemiş toz fırtınalarının artık olağan hale gelmesi demek. (Aslında şu zamanlarda da toz fırtınalarına maruz kalıyoruz ama görmek istemiyoruz.)

4 Hem iklimsel değişiklikler hem de toz ve tozla beraber yerleşim alanlarına sürüklenerek kimyasalların sebep olduğu sağlık sorunları kendini gösterecek gölün yok olması ile birlikte özellikle kalp-damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları daha fazla etkileyecek bizleri.

5 Gölün yok olması demek; tüm bu etkenlerin sonucunda 11 bin yıldır yaşamın devam ettiği Burdur gölü çevresinde nüfusun hızla azalması ve bölgenin yaşanabilir özelliklerini kaybetmesi demektir.

Evet karşılaşabileceğimiz olumsuzlukları saydık ama bunlara ‘kaçınılmaz sonuçlar’ demedik. Bu sonuçlarla karşılaşmamak hala elimizde. Belki dünü geri getiremeyebiliriz ama yarının da bizim için çok üzücü olmasını engelleyebiliriz. 3 sihirli sözcüğümüz var; bilinç, bilinçli kullanım ve sürdürülebilirlik. Bunları şöyle açalım:

1 Göle bakış tarzımızı değiştirmeliyiz. Burdur Gölü akşam üstleri ya da hafta sonları ailemizle gidip hava aldığımız ama içinde canlı yaşamayan, suyu içilmeyen büyük çoğunluğa göre de yüzülemeyen bir göl olmaktan çıkmalı. Bu göl hepimiz için bu coğrafyadaki yaşam kaynağımız olmalı. Kendimizi göle karşı sorumlu hissetmeli ve öyle davranmalıyız. Devlet kurumları yapması gerekeni yapmalı biz de bireysel olarak buna katkı sağlamalı, destek vermeliyiz.

2 Bilinçli kullanımı hayatımızın her alanına ve anına yaymamız gerekiyor. Bilinçli kullanımdan kastımız sadece su kullanımı değil tabi ki. Su kullanımı bu başlığın en büyük payına sahip ama kullanıp attığımız her madde bizi ve özellikle gölü ciddi şekilde ilgilendiriyor. Bir örnek uygulama vermem gerekirse Burdur’da yaşayan tüm bireylere çağrım fosforlu içren temizlik maddesi kullanmamaları olacaktır. Sadece suyu bilinçli kullanmakla değil hayatımızın her alanında kullandığımız maddelerin özelliklerinde değişiklikler yaparak Burdur gölüne ne yaşam katkısı sağlayabiliriz.

3 Biliyoruz ki bilimsel veriler önümüzdeki 10 yıl içinde Burdur gölünün kaybettiklerinin geriye alınması için bir umut ışığı vermiyor ama en azından bugün elimizde olanı korumak için yardımcı olabilir. Bu nedenle özellikle tarım ve hayvancılık başta olmak üzere göl çevresini yeniden canlandıracak ama aynı anda ekonomik istikrarı da koruyacak tercihlerde bulunmalı ve bu tercihler ışığında çalışmalıyız. Bu konuda da örnekler vermem gerekirse büyükbaş hayvancılıktan küçükbaş hayvancılığa dönmek, badem kapari, iğde ve armut üreticiliği yapmak tüm havzaya büyük kazanç kapıları açarken göl havzasının ve gölün kendisinin de rehabilitasyonunda büyük avantajlar yaratabilir.
Son söz; Burdur Gölü bizim ve onu koruyacak da kurtaracak da biziz.

Burhan Cahit Karakurt – Burdur Gölü’ne Hayat Verelim Derneği Başkanı