Makale

Published on Ekim 15th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Altınova’da Madencilerle neden mücadele etmeliyiz?

(Müge Okur / Papalina Ayvalık, 12 Ekim 2018)

Bir süredir özellikle sosyal medyadan da yapılan paylaşımlardan biliyorsunuzdur; Altınova’da denizden maden çıkarma girişimini. Ayvalık halkını, Altınova’da evi bulunan yazlıkçıları, yine Altınovalıları ve STÖ’leri bir araya getirip uzun soluklu olabileceği şimdiden belli olan bir mücadelenin etrafında birleştirdi.

Orhan Kandemir DENSAN Madencilik çoğumuzun ilk defa duyduğu bir yöntemle maden çıkarmaya çalışacak: Denizin 22 metre dibinde ve 10 metre derinlikte bir alandan kumlar çekilip içindeki maden –ki şirket ısrarla demir madeni aradıklarını iddia ediyor- alınacak. Kumun içinde bulunan demir toz halinde olacağından şirketin bu demiri ne yapacağı bir türlü anlaşılamadı. Benim gözümün önüne sürekli çocukken elimize geçirdiğimiz mıknatısla topraktan topladığımız demir tozları geliyor. Bize herhangi bir faydası olmazdı, biraz eğlenirdik sonra dikkatimizi başka şeyler çekerdi. Koskoca maden şirketinin bu kadar ısrarcı olması sanırım eğlenmek ya da oyun oynamak değildir.  Aylardır gündemimizde olan maden çıkarma faaliyetinin bizi şüpheye düşüren kısmı biraz da budur. “Gerçekten ne arıyorlar?” sorusuna biz de yanıt bulmaya çalışıyoruz.

Madem denizi talan edecekler ne aradıklarının bir önemi var mı? Elbette var! Çıkarmak istedikleri madene göre kullanacakları yöntem de belirlenecek. Bu durumda Ayvalıkların göreceği zararın boyutları da değişmiş olacak. Henüz bunlar konuşulmuyor. Hepimiz ekolojik olarak ciddi sonuçları olacağını biliyoruz. Deniz yaşamı belki de geri dönüşümü mümkün olmayan zarara uğrayacak. Balık türlerinin devamlılığının nasıl sağlanacağı, diğer su canlılarının varlıklarını nasıl sürdüğü sorusunun da cevabı yok.

Maden arama faaliyetlerinin yerleşim yerlerinden yani evlerin bitiminden itibaren yaklaşık 350 metre mesafede yapılacak olması başka bir korkutucu manzarayı getiriyor gözümüzün önüne. Burada yaşayan, denize giren insanlar bu çalışmadan nasıl etkilenecek? Ne tür bir çevre kirliliğine neden olacak? Yaratacağı kirliliğin sonuçlarından insanlar ne zaman etkilenmeye başlayacaklar? Bu soruların cevabı da henüz bilinmiyor.

Çevre kirliliği dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen sağa sola saçılmış çöpler geliyor. Ancak çevre kirliliği bundan ibaret değil. gözümüzle göremediğimiz kirlilik asıl hayatımızı tehlikeye atıp sağlığımızı tehdit eden kirlilik türü. DENSAN Madenciliğin bunları düşündüğünü hiç sanmıyoruz. Ancak bu sonucu başka illerde gören, gözlemleyen, okuyan STÖ’ler ve doğa savunucuları madenci şirkete karşı saf tutmuş durumdadır. Halihazırda bozulmuş bir ekolojik yapıdan ayrı tutamayacağımız Ayvalık yine de her şeye rağmen Türkiye’nin çevre anlamında kurtarılmış bölgelerinden olma özelliğini korumaya devam etmektedir. Maden arama faaliyeti bütün bir ekolojik yapıya zarar verecektir. Bunu biliyoruz. Bu zarar basitçe anlatmak gerekirse nasıl olacaktır? Bunu cevaplamaya çalışalım.

Deniz yaşamı bir bütündür. Suyun içinde yaşayan canlılar yalnızca balıklar, mercanlar, deniz patlıcanları, su yosunları değildir. Suyun içinde gözle seçilemeyecek kadar küçük yaşamlar da sürmektedir ve hepsi birbirine bağlıdır. Deniz kumunda oluşacak yapay bir bozulma hızla bu zincirin bozulmasına neden olacaktır. O küçük yaşamlar son bulmaya başlayacak, balıklar ve deniz canlıları besin bulmakta zorlanacak, zaten son derece hassas olan balık yumurtaları ve yavruları ciddi tehlike altına girecektir. Denizlerin filtreleri olarak bilinen deniz patlıcanları, denizkestaneleri kendilerine yaşam alanı bulamayacaklardır. Bu durum bir döngüyü bozacak ve hızlı bir kirlenmeyi tetikleyecektir. Deniz tabanında çürükçül beslenen çok çeşitli türde canlılar mevcuttur. Taban yapısının bozulması bu türlerin yaşam alanı bulamaması anlamına gelecektir. Bu durumda bir türün azalıp başka bir türün sayısının doğal olmayan şekilde artmasına neden olacaktır; yani bir popülasyon patlaması yaşanma ihtimali de vardır.

Maden çıkarma faaliyetleri sonucunda deniz kıyısına vuracak atık, ölü canlı, kopan su yosunları da başka bir kirlenmeyi beraberinde getirecektir; fiziksel kirlilik. Yani ister deniz kenarından bakalım ister sualtından bakalım her şekilde ciddi sonuçları olabilecek bir ısrardır denizden maden çıkarma fikri.

Bütün bu nedenler bir kentte yaşayan, yaz aylarında nefes almak için Ayvalık’ı ve Altınova’yı tercih eden insanların huzursuz ve tedirgin olmasına neden olacaktır. Hızla kirlenmeye başlayan bir sahil beldesini mutsuzluk ve tedirginlik nedeni olacaktır. Kıyıya yalnızca 300 metre mesafede maden çıkarıldığını bilen hiç kimse denize girmek istemeyecektir.

Maden şirketinin ruhsat alanını genişletmek üzerine yaptığı başvurudan anladığımız kadarıyla bu sorunlar Altınova ile de sınırlı kalmayacaktır. Sarımsaklı-Badavut da bu kirlilikten nasibini alacaktır.

Maden çıkarma faaliyetlerinin yalnızca taşı toprağı kazmak olmadığını Karadeniz’de, Kozak’ta, Kazdağları’nda gördük. Yarattığı tahribat korkunç boyutlarda devam ediyor. En yakınımızdaki iki bölge Kozak fıstık çamlarının ölümünü izlerken, Kazdağları oksijen kaynağı doğasını hızla kaybetmeye başladı.  Eğer mücadele etmekten geri durursak Ayvalık’ta yaşayanlar da denizini kaybedecek.

Çevre Şehircilik Bakanlığına ait resmi internet sitesindeki duyurulara baktığımızda sadece Ayvalık’ta değil Türkiye’nin dört bir yanında korkunç talan hazırlığı olduğunu görmekteyiz. Satacak bir şey kalmayınca iliğini kemiğini kuruta kuruta dağlara denizlere göz dikildiğini görmek hiç zor değildir. Bilmemiz başka bir şey ise çevre talanı ya da rantı diye tanımladığımız başlıkların yalnızca birilerinin cebine para girmesinden ibaret olmadığıdır. Talan kelimesi çok daha dramatik ve geri dönüşümü mümkün olmayan felaketleri tarif eden bir kelime olarak ekoloji mücadelesindeki yerini çoktan almıştır.

Tüm bu nedenlerle Altınova’da denizden maden çıkarma talanına karşı durmak hepimizin boynunun borcudur.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑