(Qirin Schiermeier / gazeteduvar, 27 Ekim 2018, Çeviren: Tarkan Tufan. Yazının aslı The Nature dergisinde yayınlanmıştır. )

Kırk yıl önce, Roma Kulübü, ikonik Büyümenin Sınırlandırılması raporunda ekonomik bir çöküşü haber veriyordu. Analiz üzerinde gerçekleştirilen güncelleme, aynı manzarayı çok daha net biçimde ortaya koyuyor.

Yirminci yüzyıldaki en büyük ekonomik şoklardan birinin -1973’teki petrol krizi- hemen arifesinde, yetkin bir araştırmacı grubu, “Büyümenin Sınırlandırılması” adlı ikonlaşan bir rapor yayınladı.

Büyük bir ilgi gören ve tartışmalara konu olan çalışma, insanlığın geleceğine ilişkin kasvetli bir manzara çiziyordu. Kontrolsüz kaldığında, ekonomik büyüme ve nüfus artışının gezegenin tüm kaynaklarını tüketeceği ve 2070 yılı civarında ekonomik bir çöküşe yol açacağı belirtiliyordu.

Kırk yılı aşkın bir sürenin ardından, çalışmayı daha sofistike analitik araçlarla güncelleyen bir grup bağımsız araştırmacıya göre, raporun ana sonuçları geçerliliğini koruyor. 1972 raporunda olduğu üzere, son çalışmada da 1968’de kurulan ve bir grup liberal bilim insanı, ekonomist ve sanayiciden oluşan Roma Kulübü görevlendirildi.

KIRK YIL SONRA DURUM AYNI

Kulübün 50’nci kuruluş yıl dönümü sebebiyle 17 Ekim’de Roma’da yayınlanan güncelleme, daha çarpıcı bir etki bırakıyor. Her ne kadar sonuçlar orijinal rapordaki kadar sert olmasa da insanlığın kendisini bir “Catch-22”* durumunda bulduğunu söylüyor.

Yazarlar, alışılmış iş anlayışı ya da hızlanan ekonomik büyümenin, Birleşmiş Milletler’in dünya genelindeki sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin (SKH) -2030 yılı için bir toplumsal ve çevresel refah hedefleri- gerçekleştirilemeyeceği anlamına geliyor. Hükümetler, yoksulluk ve açlığın yok edilmesi ve her insana kaliteli bir eğitim sağlanması gibi toplumsal hedeflere ulaşmak amacıyla “geleneksel politikalar” diye bilinen politikaları büyük oranda güçlendirse dahi, çevreyle ilgili hedefleri ıskalama tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar.

Rapor, “2050 yılına dek Dünya’nın yaşam destek sistemlerini geri çevrilemez tetik noktalarının ötesine taşımak noktasında yüksek bir risk mevcut” diyor.

İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nde ekoloji temelli ekonomist olan Julia Steinberger, “Yaklaşık 50 yıl önceki Roma Kulübü’nün açıkladığı aynı ikilemle yüz yüze olduğumuzu görmek, gerçekten rahatsız edici” diyor.

GELENEKSEL POLİTİKALAR BUNU BAŞARAMAZ

(Elli yıl önce yayınlanan) İlk rapor, dünya ekonomisine ilişkin gelecekteki olası sonuçları hesaplayan bir bilgisayar modeline dayanan, niceliksel bir incelemeydi. Dile getirilen eleştiriyse temelde, yazarların doğal kaynakların ne kadar süreyle varlığını koruyacağına dair varsayımları üzerinde yoğunlaşmıştı.

Kimi iktisatçılar, kitabın ortaya koyduğu kötümser sonuçları “sorumsuzca bir saçmalık” diye nitelerken, bazılarıysa yazarların enerji tüketimi, kirlilik ve nüfus artışı oranlarını tahmin etmek için kullandıkları modelin -World3 adında, kitabın ortak yazarı olan ekonomist Dennis Meadow tarafından geliştirilen dinamik bir ekonomi modeli- geçerliliğini eleştiriyorlar.

Raporun güncel hali, Stockholm Resilience Center ve Oslo’da bulunan BI Norveç İşletme Okulu’nda görevli araştırmacılar tarafından hazırlandı. Araştırmacılar, sosyoekonomik ve biyofiziksel değişkenleri, zengin tarihsel ve yeni sosyoekonomik verilerle birleştiren bir dünya sistemi modeli kullandılar.

Steinberger’in söylediği kadarıyla, bu modeldeki unsurlar geçmekte olan zamanla etkileşime sahip ve World3’ten çok daha güvenilirler.

17 HEDEFTEN YALNIZCA 10’U KARŞILANABİLİR

Araştırmacılar, dünyanın 2030 yılına dek 17 SKH’nin sadece 10’unu karşılayabildiğini fark ettiler. Toplumsal SKH’leri geleneksel politika araçlarıyla karşılama uğraşı, su, toprak ve enerji benzeri doğal kaynakların sürdürülemez ya da savurganca kullanımının bedelini de beraberinde getirecek. Bu yüzden, iklimin istikrarlı bir hale getirilmesi, çevresel kirliliğin azaltılması ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi çevresel hedefler, bir kenara itilebilir.

Yazarlar, insan medeniyetinin daha fazla çevresel zarara yol açmasını önlemek için, dünya liderlerini ‘alışılmadık’ diye nitelendirdikleri politikaları gözden geçirmeye çağırıyorlar.

Araştırma grubu, sadece daha cüretkâr ekonomik ve yaşamsal değişikliklerin dünyanın 17 SKH’yi bir arada gerçekleştirmesine olanak sağlayacağını ifade ediyor.

Bu politikalar, fosil yakıtların hızlı biçimde tükenişini, nüfus alanında istikrar sağlamak amacıyla aile planlamasının daha fazla kullanılmasını ve gelir eşitsizliğinin azaltılmasını aktif biçimde desteklemeyi, bu yolla da insanların en zengin yüzde 10’un mal varlığının yüzde 40’ını aşmayacak kısmının paylaşımını göz önünde bulundurmalı.

Steinberger, raporun, Roma Kulübü’nün kuruluşundaki dünya görüşü ve ana akım ekonominin büyüme ve dengeye odaklanmasına ilişkin, öncül nitelikte bir alternatif olduğunun altını çiziyor.

Stockholm Resilience Center’da sürdürülebilirlik üzerine araştırmalar yapan ve raporun ortak yazarlarından olan Johan Rockström, Büyümenin Sınırlandırılması hususunda, “İlk raporun sonuçlarının birçoğu geçerliliğini koruyor” diyor. “Bu, bilimsel açıdan tatmin edici ama toplumsal açıdan öyle değil.”

* Catch-22; bir bireyin çelişkili kurallar yüzünden içinden çıkamadığı paradoksal bir durum. Durum, genellikle bir bireyin tâbi olduğu kurallar, düzenlemeler ya da prosedürlerden kaynaklanır.