Haber

Published on Kasım 6th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Köylünün başkaldırı hakkı

(Adnan Çobanoğlu / Birgün – 4 Kasım 2018)

Üretimin temeli olan tohum, emperyalistlerin silahına dönüştürülmek isteniyor. Hibrit tohuma mahkûm edilmeye çalışılan köylünün ise hâlâ birçok hakkı var. Tohum köylünün başkaldırı hakkıdır.

Tohum başkaldırıdır, toprağa düştüğü andan itibaren değişime uğrayarak kendi kabuğunu ve yer kabuğunu kırarak yeni bir yaşam filizlendirir. Bu nedenle tohum yaşamdır. Tohum kültürdür. Tohum tarihtir. Tohum insanlığın müştereklerindendir. Tohum gıdadır.

Emperyalizm toplumları kontrol edebilmenin yolunun gıdayı tamamen kontrol etmekten geçtiğini düşünerek ilerliyor. Öyle ki, çiftçilerin on binlerce yılda ortak bilgi ve çabasıyla ıslah ettiği, geliştirdiği, beslenmenin ve giyinmenin temelini oluşturan tohumu ele geçirmek için her yolu denemektedir.

Çünkü tohuma emperyalistler değil de çiftçiler tohuma sahip olursa, üretim insanları doyurabilecek kadar olabilir ve halklar dayatmalara boyun eğmek zorunda kalmaz. Bu nedenle uluslararası tohum ve gıda şirketleri bir yandan biyoçeşitliliği yok etmek için hibrit veya GDO’lu tohumlar üretip yaygınlaştırmaya çalışırken diğer yandan da uluslararası ticaret anlaşmalarıyla, patent yasalarıyla, yetmediği yerde de silah zoruyla bu tohumların sahibi olmaya çalışmaktadırlar.
ABD Irak’ı işgal ettikten sonra işgal kuvvetleri komutanı yayınladığı ilk emirlerinde Irak’ta tarımsal üretim yapacakların Monsanto’nun patentli tohumlarıyla üretim yapmaları zorunluluğunu getirmiş ve Irak’ın tohum ve gen bankalarını el koyarak Irak dışına taşımak olmuştur. Irak’ın el konulan gen kaynakları Rockefeller ve Bill Gates vakfı vb. şirketlerin kurduğu Kıyamet Ambarı’nın da ilk tohumlarını oluşturmuştur.

AKP tarımı şirketlEre sundu
Türkiye’de ise tohum ve gen kaynaklarının sahibi olabilmek için işgale gerek kalmamış, AKP bunu gıda şirketlerine ve ABD ye altın tepside sunmuştur. 2005 yılında merkezi Washington’da olan ve şirket tarımı için araştırmalar yapan Uluslar arası Tarımsal Araştırma İçin Dayanışma Grubu’na (Consultative Group for International Agricultural Research – CGIAR) üste para vererek Türkiye’nin tohum ve gen materyallerini sözde ‘araştırma ve koruma’ları için üye olmuştur. Bununla da yetinmeyerek, Çiftçi-Sen’in de kurucusu olduğu GDO’ya Hayır Platformu’nun bütün itirazlarına ve eylemlerine rağmen 2006 yılında çıkarttığı 5553 sayılı “Tohumculuk Kanunu” ile şirketlerin tohumun sahibi olabilmesini kolaylaştırmıştır. Tohumun kontrolünü de Tohumcular Birliği’ne vermiştir. Bu yasaya göre köylüler kendileri tohum üretseler bile artık bu tohumları satamayacaklardı. Yerel tohumun önemini vurgulamak ve tohum takası yapmak için birçok yörede üreticilerin katıldığı “Tohum Takas Şenlikleri” geleneği de bu yasadan sonra ortaya çıktı. Nasıl olduysa neoliberal politikaların yılmaz uygulayıcısı AKP, yasayı çıkartırken üreticilerin tohum takası yapabilmelerini engelleyecek bir madde koymamıştı.

AKP ve şirketler köylünün elinde kendi yerel tohumu olduğu sürece şirketlerin tohuma dolayısıyla tarım ve gıdada kontrolü tam sağlayamayacaklarını gördüklerinden her yıl yasanın şirketler aleyhine olan eksikliğini tamamlamak üzere yeni hamleler yaptılar. 2016 yılı sonlarında önce Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, sonra zamanın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2018’den itibaren sertifikalı tohum kullanmanın zorunlu olacağını duyurdu. AKP Hükümeti 2017 yılında kamuoyu ile paylaştığı “Milli Tarım Politikası”nda da ‘sertifikalı tohum’la üretim yapan çiftçiye destek verileceğini, geleneksel tohumla üretim yapanlara tarım desteği verilmeyeceğini açıklayarak tohum şirketlerinin övgüsünü aldı.

Şimdi de Başkanlık Sistemi’nin atadığı “Tarım ve Orman Bakanlığı” köylüleri şirketlere doğrudan köle yapacak bir mevzuat düzenlemesi olan “Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik”i yayınladı. Bakanlık bu yönetmelikle köylülerin binlerce yılda ortak bilgi ve kültürle geliştirdikleri ortak değerleri ve varlıkları olan yerel tohumlar gasp edilip onlardan koparmakta, köylünün yerel tohum üretme hakkını elinden alıp, bireyleri ve şirketleri köylülerin ortak varlığı olan yerel tohumların sahibi haline getirmenin yolunu açmaktadır.

KÖYLÜNÜN HAKLARI VAR 
Dünya köylülerinin ortak mücadele ile Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da kabul edilen evrensel haklar var. Bu haklar şöyledir:

♦ Gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarıyla ilgili geleneksel bilginin korunması hakkı.

♦ Gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarının kullanımından doğan faydaların paylaşımına adil katılım hakkı.

♦ Gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili konularda karar verme sürecine katılma hakkı.

♦ Atalık tohum/üretme ve çoğaltma malzemelerini saklama, kullanma, takas etme ve satma hakkı.

♦ Köylüler ve kırsalda çalışan diğer insanların tohumlarını ve geleneksel bilgilerini sürdürme, kontrol etme, koruma ve geliştirme hakkı.

Son olarak belki de bu maddelere ilave olarak bir madde daha eklemek gerekir: Tohum başkaldırıdır! “Tohumları elinden alınmak istenen köylülerin başkaldırı hakkıdır!”

 


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑