Röportaj

Published on Kasım 17th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Yaşamak istiyorsan arıları yaşat

(Hazal Ocak / Cumhuriyet – 15 Kasım 2018)

Japonya son 10 yılda balarısı kolonilerinin yüzde 25’ini, Amerika yüzde 30-40’ını, Avrupa ise neredeyse yüzde 53’ünü yitirdi. Türkiye’de yüz binlerce kovan yok oldu.

Dünyada arılar yok oluyor. Ülkemizde de durum iç açıcı değil. Tarımda kullanılan bazı kimyasallar arıları öldürüyor. Peki ya arılar kaybolursa ne olur? Arılar olmadan şu anda sahip olduğumuz gıdaların üçte birine sahip olmazdık. Arılar tozlaşma yapmasaydı meyve ve sebzelerin çoğu ortadan kaybolurdu. “Arılar Yaşasın Diye: Hepimiz Aynı Kovandayız” projesini yürüten Greenpeace Akdeniz Tarım ve Gıda Proje Sorumlusu Berkan Özyer ile konuştuk:

Üç üründen biri tehlikede

-Arıların dünyamız için önemi nedir?

Tozlaşma yapan böcekler arasında arılar birinci sırada. Böcek tozlaşması olmazsa masamıza gelen ürünlerin 3’te 1’i tehlikeye girecek. Aralarında elma, armut, çilek, domates, biber, badem, ayçiçeği, kahve, çay ve çok daha fazlasının bulunduğu meyve ve sebzeler ile et ve hayvancılık için kullanılan yonca samanları ya hiç üretilemeyecek ya da verimlilikleri düşecek. Daha şimdiden dünyada bazı bölgelerde mevcut tozlayıcı sayısında sıkıntılar yaşanıyor. Örneğin Kaliforniya’daki badem bahçeleri ya da Güney İspanya’daki çilek tarlaları… Bu da arı kovanlarının kilometreler boyunca bu bölgelere taşınması ve bu sayede bahçelerde tozlaşma yapılması ya da tozlaşmanın elle gerçekleştirilmesi anlamına geliyor. Bu da kuşkusuz gıda fiyatlarını artırıyor. Diğer ekosistemler ve onları besleyen yabani doğal ortamlar da dolaylı ya da doğrudan yüzde 80’ini arıların gerçekleştirdiği tozlaşmaya bağlı.

-Arılar neden ölüyor?

Arı sayılarındaki küresel azalmaya tek bir faktörün neden olduğu söylenemez. Kuşkusuz burada en büyük pay endüstriyel tarım uygulamalarının. Bilimsel çalışmalar, endüstriyel tarım pratikleri sırasında kullanılan pestisitlerden bazılarının – özellikle neonikotinoidlerin – dünya genelinde arı nüfusunun azalmasına doğrudan neden olduklarını işaret ediyor.  Neonikotinoidler, böceğin merkezi sinir sistemini etkileyerek felç olmasına ve ölmesine neden oluyor.

-Tarım ilacı kullanılmazsa ürün azalır’ savı gerçek mi?

Hayır. İtalya’da bu konuda kanıtlar mevcut. Ülke genelinde mısır tohumlarında bazı neonikotionidlerin kullanımı durdurulduktan sonra hasatlarda kayda değer bir azalma yaşanmadığı gözlemlendi. Çiftçiler haşereleri genelde ürün rotasyonu ile durdurabildi. Avrupa’da yakın zamandaki kimyasal kullanmadan yapılan tarımdaki (organik tarım gibi) büyüme ve ekonomik başarı, tarımda kimyasal kullanımını azaltmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Yine de kimyasallara değil, biyoçeşitliliğe dayalı ekin koruma pratiklerinin geliştirilmesi ve araştırılması için fonlara ve kaynağa net bir ihtiyaç var.

-Türkiye’de arı ölümlerine hangi bölgelerde daha sık rastlıyoruz?

Türkiye’de İlk büyük ölümler 2006-2007 yılında Trakya’da yaşandı. Geçen sene Adana’da, 2018 başlarında Bursa civarında, bu yaz Trakya bölgesinde ciddi arı ölümleri yaşandı. Ölümler büyük çaplı mısır ekimi nedeniyle Çukurova bölgesinde, ayçiçeği ekimi nedeniyle de Trakya’da yoğunlaşıyor. Zira üretim miktarı arttıkça ilaç kullanımı da artıyor. Hem sahada yapılan araştırmalar, hem arıcı birliklerinin açıklamaları başat sorumlu olarak neonikotinoid kullanımını işaret ediyor. Ancak bu konuda araştırma ve laboratuvar analizi ihtiyacı bulunuyor.

Kayıtdışı kullanılıyor

-Söz konusu 3 tür neonikotinoidin (nikotin temelli tarım ilaçları) kullanımına dair Türkiye’de bir kısıtlama var mı?

Yasaklanmasını talep ettiğimiz 3 neonikotinoid bulunuyor. Bunlardan imidacloprid için Türkiye’de 2011 yılında ayçiçeği ve kanola bitkileri için çeşitli engellemeler kararlaştırıldı. Daha Avrupa Birliği (AB) harekete geçmeden atılan bu adım, Türkiye’nin de bu konuda hızlı harekete geçebileceğini kanıtlıyor. Ancak yasağın ardından ilerleyen yıllarda arı ölümlerinin tekrarlanması, sahadaki arıcıların ve arıcı birliklerinin yaptığı açıklamalar kayıtdışı şekilde bu ilaçların kullanımının devam ettiğini gösteriyor. Greenpeace bu sebeple yasak kapsamının genişletilmesini, daha iyi uygulanmasını talep ediyor.

Ulusal eylem planı gerekli

-Arı ölümlerini engellemek için neler yapılabilir?

Greenpeace olarak başlattığımız “Arılar Yaşasın Diye: Hepimiz Aynı Kovandayız” başlıklı kampanyada yapılabilecekler konusunda dört temel talepte bulunuyoruz.

1. AB  tarafından -sera kullanımı hariç- yasaklanan üç etkin maddeden (imidacloprid, thiamethoxam, clothianidin) başlayarak bütün neonikotinoidler yasaklanmalı ve diğer pestisitlerin arılara yönelik etkileri araştırılmalıdır.

2. Tozlayıcılar için ulusal eylem planlarının benimsenmesi yoluyla, tarım sistemleri içindeki tozlaşma hizmetlerine faydalı olan ürün rotasyonu, çiftlik düzeyinde ekolojik faaliyet alanları ve organik çiftçilik yöntemleri gibi tarımsal uygulamaları desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

3. Tarım arazilerinin içinde ve etrafındaki doğal ve yarı doğal yaşam ortamlarını korunmalı, tarlalardaki biyoçeşitlilik artırmalıdır.

4. Zararlılar için kimyasal kullanımını esas alan yöntemlerden biyo-çeşitliliğe dayalı araçların kullanımına yönelen ekolojik tarım uygulamalarının araştırılması, geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi için gerekli fonlar artırılmalıdır. Bu yöntem ve araçlarla zararlı kontrolü ve ekosistem sağlığının geliştirilmesi hedeflenmelidir.

Ekonomik kayıp devasa

-Arı ölümlerinin ekonomik etkileri nelerdir?

Adana İli Arı Yetiştiricileri Birliği 2017 yılı için bir değerlendirme yaptı. Kendi kayıtlı arıcısı üzerinden yaptığı değerlendirmeye göre 2017’de aldıkları dilekçe sayısı 700. Dilekçe veren arıcıların ortalama 300 kovanı bulunuyor. Yani 210 bin kovanda etkilenme yüksek ve yapılan bildirimlere göre bu kovanların yüzde 80’i telef oldu. Yani yaklaşık 168 bin kovan telef oldu. Bir kovandan ortalama bir teneke bal hasat ediliyor. Bir teneke bal fiyatı yaklaşık 400 lira. Toplamda bu arıcıların zararı yaklaşık olarak 67 milyon 200 bin lira. Ölen arıların eksik kalan tozlaşmaya destekleri ve kalan kovanlarının zayıflığı gibi diğer kayıpları da eklediğimizde ekonomik kayıbın çok fazla olduğu görülüyor.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑