(Hakan Dirik – Cumhuriyet / 25 Kasım 2018)

İzmirli çiftçiler, hem GDO’lu tohum hem de onları ilaçlamakta kullanılan ürünleri üreten Monsanto şirketine karşı hukuksal mücadele başlattı. Bergamalı çiftçiler Hamza Kural ve Tahsin Sezer ile avukat Senih Özay, kanserojen olduğu tescillenen “glifosat” maddesini içeren ürünlerini Türkiye’de de serbestçe satan şirketin lisansının iptal edilmesi, ürünlerinin yasaklanması ve piyasadan toplatılması istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Bakanlıktan ses yok

Global şirket Monsanto’nun, glifosat içeren ürünlerini Türkiye’de de rahatça sattığını gören avukat Senih Özay, ilk olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Avrupa ve Amerika’da, hem şirket hem de “glifosat” aleyhine verilen kararları anımsatarak gıda güvenliği, halk ve çevre sağlığı için bakanlığın harekete geçmesini istedi. Anayasa ve yasalardaki hükümleri sıralayarak “Monsanto’nun ürettiği ve glifosat içeren tarımsal ilaçların lisans ve ruhsatlarının iptal edilmesini, piyasadan toplatılmasını, glisofatın tarım ilaçları üretiminde kullanımının yasaklanmasını” talep etti. Ancak bakanlık, başvuruya yasal süre olan 60 gün içinde yanıt vermedi. Bunun üzerine dava açma hakkı doğan Özay, Bergamalı çiftçiler Tahsin Sezer ve Hamza Kural’la birlikte Ankara İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Reçetesiz

Monsanto’nun glifosat içeren tarım zehirlerinin reçetesiz olarak serbestçe satıldığı vurgulanan dava dilekçesinde, şu görüşler yer aldı: “Türkiye’nin de imzaladığı uluslararası Rio Sözleşmesi’nin ihtiyat prensibi, bir faaliyetin çevre açısından olumsuz neticeler doğuracağı konusunda ciddi bir şüphenin var olması halinde bilimsel bir kanıtın ortaya çıkışı beklenmeden önleyici tedbirlerin alınmasını öngörmektedir. İhtiyat prensibi göz önünde bulundurulmadan tatbik edilecek işlemler, geri dönüşü mümkün olmayan zararların yaşanmasına, tarım ile uğraşan çiftçi yurttaşlarımızın ve dolayısıyla ilaçlanan zirai gıdalarla beslenen yurttaşların sağlık tehdidi altında yaşamasına sebep olacaktır. Yasa ve yönetmeliklere göre bayiler reçetesiz bitki korum ürünü satamaz, ancak etken maddesi glifosat olan ruhsatlı birçok bitki koruma ürünü, dozaj belirlemesi yapılmaksızın, reçetesiz olarak ve denetimsiz biçimde uygulanmaktadır. Bu durum, kanserojen glifosat maddesinin vücudumuza nüfuz edebileceği anlamına gelmektedir. İleride telafisi imkânsız zararlara yol açması engellenmelidir.”

Sabıkası çok

Gıda, ilaç ve kimyasal şirketi Bayer tarafından satın alınan Amerikan merkezli Monsanto şirketinin tarım ilaçlarında kullandığı glifosat için Dünya Sağlık Örgütü’nün kansere ilişkin uzman kuruluşu IARC, “insanlar için kanserojen olduğu” değerlendirmesinde bulundu. Bununla birlikte Amerika’da bir okulda bahçıvan olarak çalışan Dewayne Johnson, Monsanto’nun ürettiği ve Türkiye’de de yaygın biçimde kullanılan “Round Up” adlı bitki zehiri nedeniyle kansere yakalandığını ileri sürerek açtığı davada, şirketi 289 milyon dolar tazminata mahkûm ettirdi. Karar yüksek mahkeme tarafından da onanarak glisofatın kanserojen etkisi tescillendi. Aynı şekilde Fransa’da da mahkeme, Monsanto’yu, zararlı otları temizleme ilacı olarak satılan Lasso’yu teneffüs eden çiftçi Paul François’yı zehirlemekten suçlu buldu. François, ilacı soluduktan sonra 1 sene boyunca korkunç baş ağrıları çektiğini, kan tükürdüğünü ve baygınlık geçirdiğini belirtti.

Dava yağmuru

Monsanto şirketinin yabani otları yok etmek için ürettiği ilaçlarda kullanılan glifosat çok sayıda davaya konu oldu. Bayer, 66 milyar dolara satın aldığı Monsanto şirketi hakkında bekleyen dava sayısının 5 bin 200’den 8 bine yükseldiğini açıkladı. Monsanto aynı zamanda dünyanın en büyük GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohum üreticileri arasında.