Makale

Published on Kasım 28th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

Katliam yasa tasarısına hayır!

(Zülal Kalkandelen / Cumhuriyet – 27 Kasım 2018)

Hayvan hakları savunucuları olarak geçen hafta sonu Kadıköy’de miting yaptık. Hayvanları Koruma Yasası’ndaki değişikliklerin hayvanların lehine olması için sesimizi yükselttik. 
Hayvan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, geçen haftalarda Ankara’da bürokratları ziyaret etti. Talepler dile getirildi. Ancak bakanlık tasarının tümünü STK’lerle paylaşmadı; sadece zaman zaman medyaya bazı bilgiler yansıdı ve bazı endişeler oluştu. 
Pazar günkü mitingde 350 sivil toplum kuruluşu adına Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu tarafından açıklama yapıldı. Tasarıda yer alması istenilen 5 madde şöyle: 
1. İŞKENCE, TECAVÜZ, ÖLDÜRME suçlarının cezaları 2 yıl 1 aydan başlamalı. 
2. Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması ve ALINDIĞI YERE BIRAKILMASINI esas alan 6. MADDE, kesinlikle DEĞİŞTİRİLMEMELİ; belediyelerce uygulanması sağlanmalı. 
3. Kanunu uygulamayan belediyeler üzerinde, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın idari yaptırımı olmalı ve hayvana şiddet, vahşet uygulayan belediye görevlileri de TCK’ye göre CEZA kapsamına alınmalı. 
4. Hayvanat bahçeleri, sirk, yunus parkları, faytonlar, deney laboratuvarlarında esir edilen ve yük taşıtma, dövüş, avcılık gibi amaçlarla kullanılan ve her türlü insan menfaati için sömürülen hayvanlar üzerindeki vahşete ve zulme son verilmeli. İnternet-petshop- üretim çiftliklerinden hayvan üretim ve satışları yasaklanmalı. Evcil-yaban hayvanlarının ithalat ve ihracatı durdurulmalı. 
5. “Tehlikeli” olarak tanımlanan hayvanlar, kısırlaştırılıp belediyelere kayıtları yapılarak koruyucularına verilmeli ve düzenli kontrolleri sağlanmalı. Üretim ve dövüşlerde kullanılan köpekler de kısırlaştırılıp oluşturulacak özel bakımevlerinde rehabilite edilmeli ve uygun durumda olanlar yuvalandırılmalı.

Belediyelerin vahşeti cezasız kalıyor! 
Son yıllarda kadına yönelik şiddet gibi hayvana şiddet de giderek arttı. Hayvanlara bireyler tarafından uygulanan zulmün çok daha fazlası belediyelerde uygulanıyor. Ne yazık ki hayvan hakları konusunda siyasi parti farkı da yok; tüm partilere ait belediyelerde hayvan zulmü yaşanıyor ve bunlar cezasız kalıyor! 
Gerçek şu ki, insanın hayvana zulmü, “uygar” toplumun yarattığı en büyük yaralardan biri. Hayvanların insan kullanımı için evcilleştirilmesiyle başlayan süreç, toplumları bugünkü utanç manzarası ile yüz yüze getirdi. Doğal yaşam alanlarına dikilen beton binalar yüzünden hayvanların esir gibi ölüm kamplarına kapatılması, yaşam hakkı ihlalidir. İnsanlar, onların özgürlüklerini ellerinden alma hakkına sahip değildir!

Yaşam hakkı ve toplumsal adalet 
Yaşadığımız dünyada toplumsal şiddetin en zayıf halkası hayvanlar… Bir insanın kadın, işsiz ya da yoksul olması fark etmiyor; onlar da erkek, patron ve zengin gibi hayvanı ezebiliyor. 
Bu durumda, toplumsal adalet arayışı, temel olarak şu 3 aşamadan geçmek zorunda: 
Sömürüye karşıysak, öncelikle yaşam hakkını, sonra da herkesin hayatını şiddete maruz kalmadan sürdürme hakkını savunmalıyız. 
Bu iki hakkı savunuyorsak, bunları, hem insan hem de insan gibi bilinçlive duyarlı olan hayvanlar için istemeliyiz. 
Hayvanların yaşam hakkını savunuyorsak, bunu, hiçbir hayvanı ayırmadan tümü için savunmalı ve vegan olmalıyız. 
Çünkü yaşam hakkı, toplumsal adaletin önkoşuludur; doğuştan gelen en temel haktır. Bu üç aşama, sağlam bir zincir şeklinde birbirineeklenmezse, aradan birini çıkarmaya kalkarsanız; adalet istediğinizisöylediğinizde, ikiyüzlü bir tavır sergiler ve adaletin önündeki engellerden biri olursunuz.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑