(Pelin Cengiz / Artı Gerçek – 20 Ocak 2019)

Dağa, taşa, ormanlara, denizlere bütün iktidarları süresince büyük bir iştahla beton dökenleri çevreci yapmıyor. Yurttaşta artan farkındalığın iktidardaki yansımasını görmek dileğiyle.

Alışverişte kullanılan plastik poşetlerin 2019 yılıyla birlikte paralı olması tartışmasına kaldığımız yerden devam edelim. Tartışmanın devam eden birkaç boyutu var.

25 kuruştan satılan plastik poşetlerin 15 kuruşunun Hazine’ye aktarılacağını artık biliyoruz. Burada biriken paranın çevre korumayla ilgili birtakım projelere yönlendirileceği söylendi ancak detaylı hiçbir bilgi paylaşılmadı. Geçmişte ve halihazırda yaşanan bazı pratikler poşetten gelecek paranın akıbetiyle ilgili şüpheleri yükseltiyor.

Toplanan deprem vergilerinin karayollarıyla ilgili harcamalarda kullanılması, işsizleri korumak için oluşturulan İşsizlik Fonu’nda biriken paraların işsize değil de sermaye kanadına, işverenlere teşvik ve destek olarak aktarılması, yurtdışı çıkış harçlarından elde edilen gelirin TOKİ’yi ihya etmesi gibi örnekler mevcut.

Dolayısıyla toplanacak paranın amacı dışında kullanılmasına yönelik endişeler yersiz değil.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, ücretli poşet uygulamasından yıllık yaklaşık 6.5 milyar liralık gelir elde edileceğini ifade ederek, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2019 bütçesi 2.5 milyar lira. Yani Bakanlığın bütçesinin üç katı oranında gelir elde edilecek” demişti. 

Karaca, ayrıca elde edilen gelir için düzenlemeye “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinde atıklardan doğanın ve çevrenin korunmasına yönelik yatırımlara harcanmak üzere” diye bir madde eklenmesini önerdiklerini ancak bunun kabul edilmediğini de belirtmişti.

Diğer bir tartışma konusu ise poşet başına geri kalan 10 kuruşun nereye gideceği… 

Örneğin marketlerin plastik poşet kullanımından doğan sorumlulukları nasıl yönetilecek? Çünkü marketler aslında poşetin paralı olmasından kaynaklı bir gelir elde edecek. Market zincirleri tanesi 2-3 kuruşa olmak üzere tonlarca plastik poşet alımı yapıyor. Yeni uygulamayla birlikte geri kalan 7 kuruşun yüzde 18’i gelir vergisi olarak kaydedilecek, daha önce marketler poşeti bedava veriyorken, şimdi plastik poşetten kar sağlayacak.

Aslında 25 kuruşun 15 kuruşunu konuştuğumuz kadar 10 kuruşun nasıl değerlendirileceğiyle ilgili de bir kamuoyu oluşturulması gerekiyor. Bu da belki AKP’nin ekonomi politikalarının büyük resimde nasıl oluşturulduğunun ve nasıl ilerlendiğinin altında gizli. Motivasyonun her ne olursa olsun, çevrecilik olmadığını hepimiz biliyoruz.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölümü’nden Doç Dr. Sedat Gündoğdu, konuyla ilgili kaleme aldığı yazısında, “İlginçtir ki alınacak ücretin bu 10 kuruşluk kısmı değil de diğer 15 kuruşluk kısmı daha fazla tartışılıyor. Tabii ki bunun anlaşılır tarafları var ancak 15 kuruşluk kısım, bir şekilde çevre kirliliğinin önlenmesi için kullanılma ihtimali barındırıyor. Diğer 10 kuruş için ise böyle bir ihtimal söz konusu bile değil. Kaldı ki plastik üreticisi ve dağıtıcısının bu konudaki sorumluluğu göz ardı ediliyor gibi. Her yıl ürettikleri plastiğin artışını ve getirdiği kazancı ballandırarak anlatan plastik üreticilerinin bu işten sıyrılıyor olmaları başka bir yazının konusu olmayı hak ediyor” demişti.

Bu arada, yılın ilk günleriyle birlikte uygulamanın devreye girmesinin ardından Etik Araştırma şirketi bir anket çalışması gerçekleştirildi, sonuçları geçen hafta ortaya koydu.

Anketin temel tespitlerine bir göz atalım.

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Kocaeli gibi büyük kentlerin de yer aldığı 30 ilde yapılan araştırmaya katılan katılımcıların yüzde 96,2’si uygulamanın yaygın bir biçimde uygulandığını belirtti. 

Katılımcıların yüzde 46,66’sı uygulamayı “olumlu” bulurken, yüzde 27,90’ı “olumsuz” buldu. Katılımcıların yüzde 22,84’ü ise bunun “faydasız bir uygulama” olduğunu söyledi. 

Uygulamayı olumlu bulanların yüzde 75,5’i uygulamayı “çevreyi kirletmeyeceği” için olumlu buluyor. Uygulamayı destekleyenlerin çoğunluğu çevresel kaygılara sahip olduğunu belirtti. Uygulamanın olumsuz olduğunu belirtenlerin yüzde 59,1’i ise poşetin parayla satılmasından rahatsız olduklarını kaydetti. 

Poşetlerin ücretli olmasını olumlu bulanların yüzde 83,6’sı gibi büyük çoğunluğu bu uygulamanın çevre kirliliğini azaltacağını düşünürken, yüzde 14,7’lik bir kısmı ise bunun çevre kirliliği sorununu azaltmayacağı görüşünde. Anket sonuçlarına göre, her ne kadar bu uygulamayı olumsuz ve faydasız bulduklarını belirtseler de, bu uygulamanın çevre kirliliği sorununu azaltacağını düşünenler de mevcut.

Bu durumun, katılımcıların uygulamayı faydasız ve olumsuz bulma motivasyonlarının, çevre sorunu ile ilgili olmayan faktörler (poşet işimize yarıyordu, alternatif bir yol bulunmalı, poşete para vermek istemiyoruz vs.) olduğu sonucunu ortaya çıkardı. Bunun yanında uygulamayı hem olumsuz/faydasız hem de çevre sorunlarını azaltmaktan uzak bulanların oranı epey yüksek. (Olumsuz bulanların yüzde 66,7’si, faydasız bulanların yüzde 69,3’ü)

Tek başına değerlendirildiğinde ise tüm katılımcıların yüzde 55,1’i sadece bu uygulamanın çevre kirliliğini azaltacağını düşündüklerini belirtmiş durumda. 

Anketin ortaya koyduğu tespitlerin ardından Gündoğdu, Türkiye’nin bu sayede plastik kirliliğinin vardığı vahameti bir şekilde tartışıyor olmasını olumlu bulduğunu belirtiyor.

Uygulamaya prensip olarak karşı çıkmamakla birlikte yasaklama gibi daha ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini ifade eden Gündoğdu, yukarıdaki verilere paralel şu bilgileri paylaştı:

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın daha önce yayınladığı verilere göre kişi başına yılda ortalama 400 poşet kullanılıyordu. Daha önce 10 günde kişi başına düşen poşet sayısı 10.9 iken uygulamanın ardından bu 5.2’ye düşmüş. Yarı yarıya bir azalma var.”

Dolayısıyla poşet kullanımında Bakanlığın da açıklamalarına paralel şekilde bir talep düşüşü mevcut. Talepteki düşüş bu hızda devam ederse, tahmini şekilde toplanması öngörülen 6.5 milyar lira çok daha düşük kalabilir.

Diğer yandan, Gündoğdu plastikle mücadelede temel motivasyonun “çevrecilik” olması gerektiğini ifade ederek, plastik poşetleri 17 yıl önce yasaklayan ve sürekli öncüymüş gibi örneği verilen Bangladeş için, “Bangladeş’te ciddi bir sel meydana gelmişti ve kanalizasyonlar tıkanmıştı. O sebepten yasaklandı” diyerek, şöyle devam ediyor:

“Örneğin Kenya’da plastik poşetler hem yakıldığı için hem de sıtma mikrobunun yayılmasına yol açtığı için yasaklandı. Moritanya’da plastikleri hayvanların yemesi sonucu, 10 hayvandan sekizinin midesinde plastik çıkınca yasaklandı. Bunların hiçbiri çevrecilikten kaynaklı yasaklamalar değil. Sadece Avrupa’nın yasaklama motivasyonunun çevre duyarlılığı olduğunu söyleyebiliriz.”

Görünen o ki, poşetlerin paralı olmasıyla yurttaşlarda farkındalık yükseliyor, uygulamaya katılmakta başta isteksiz görünenler bile belki ileride daha farklı yaklaşacak, bilinç artacak. Bu gelişmeler ve bunların konuşuluyor olması iyi. Ancak, yukarıda bahsettiğimiz malum ekonomik çekinceler ve doğa talanı pratikleri dahilinde, dağa taşa toprağa, ormanlara, denizlere bütün iktidarları süresince büyük bir iştahla beton dökenleri çevreci yapmıyor. Yurttaşta giderek artan farkındalığın iktidardaki yansımasını görmek dileğiyle…