Makale

Published on Ocak 27th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Politikacılar kaynaklı iklim felaketleri yaşıyoruz

(Önder Algedik / Gazete Duvar – 27 Ocak 2019)

Dökülen her asfalt ve beton, yakılan her kömür, petrol ve gaz Antalya’da, Bodrum’da, Çukurova’da, Ege’de yaşanan aşırı yağışları, su baskınlarını, dolu ve hortum gibi aşırı iklim olaylarını “politikacı kaynaklı iklim felaketi” yapıyor. O yüzden de kimse 2018’in en sıcak ve en felaket ikinci yıl olmasına rağmen insanlara beton ve asfalt dışında bir belediyecilik söz vermeye, kömür ya da gazdan enerji verimliliğine, toplu taşımaya geçeceğimizi anlatamıyor.

Geçen hafta güney sahillerinde bir dizi kent ve kasaba aşırı yağışlarla boğuşuyordu. Ancak hafta sonu bu sefer bir kentte birden çok aşırı iklim olayı yaşandı. Antalya Havalimanı’nda ve sahilde ortaya çıkan hortum, aşırı yağış ve fırtına yetmemiş gibi bir de dolu yağdı. Antalya ve Bodrum’da yaşanan can kayıpları gelen üzücü haberler arasında.

Hepsi 24 saat gibi kısa bir sürenin içinde yaşandı.

Valilik zaruri olmadıkça dışarı çıkılmamasını ve özellikle dere yataklarına yaklaşılmamasını istedi.

Bakanlık yetkililerinden “seraların hortumlara, aşırı yağışlara dayanıklı inşa edilmesi” gibi öneriler geldi. Hatta acilen iklim değişikliği uyum planları hazırlanması gerektiğini söylendi.

Seraları güçlendirseniz bile şiddetlenecek felaketleri hiçbir zaman durduramayacaksınız. Plan yapsanız bile o planın sadece sizlerin kömürü, petrolü, betonu ve asfaltı yasaklamanız gibi bir gerçekliği ertelemekten başka bir şey olmadığını biliyoruz. Hatta elinizde “500 yılda bir yaşanan felaket” argümanı var. Ama o da işe yaramayacak. Yaramayacak çünkü ortada sadece aşırı yağış ve onun doğurduğu su baskınları yok. Hortum var, fırtına var, aşırı yağış var, hatta dolu da var.

ANTORPOSENTRİK DEĞİL, POLİTİKASENTRİK

Bunun nedeni IPCC-Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin dediği gibi Antroposentirik yani insan kaynaklı iklim değişikliği değil, çok açık ki bunun nedeni politikacılar ve onların kurduğu ticari ilişkiler kaynaklı. Dolayısıyla sorun “Antroposentrik“ değil, politikacı merkezli diyebileceğimiz, “Politikasentrik” bir durumdur.

Sorun politikasentirik olmasa 2002 yılında 1,5 milyon ton olan mermer üretimini 2017’de 56 milyon metreküpe çıkarılamazdı. O yüzden Antalya’nın sırtını dayadığı Toroslar delik deşik olmadı mı? O yüzden ağaçlar kök salamaz, yağan yağışı tutup yer atına sızdıramaz hale gelmedi mi? Bu mermer ve taş ocaklarına karşı çıktığı için Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu canlarından olmadı mı?

Mesele politikasentrik olmasa 2002’de 31 milyon ton olan çimento üretimini bugün 80 milyon tona çıkartabilirler miydi? Böylece bütün Antalya sahilleri betonla örtülmedi mi?

2002’de 52 milyon ton kömür üretimini 72 milyon tona çıkardığınız, kentleri kül kokar hâle getirdiğiniz yetmezmiş gibi 2002’de 11,5 milyon ton kömür ithalatını şimdi 38 milyon tona çıkartmanıza ne demeli?

Hiç uzatmayalım, liste o kadar uzun ki… Döktüğünüz her beton, her asfalt, kestiğiniz her ağaç, yaktığınız her kömür, petrol ve gaz ile yaşanan felaket politikacılar kaynaklıdır, yani politikasentirik bir sorundur.

POLİTİKACILAR BİLMEZLİKTEN GELİYOR

20 yıl evvel bu kadar beton dökmez, bu kadar kömür yakmazdık. O yüzden 20 yıl evvel yılda ancak 1 tane hortum olurdu. Bunu politikacılar hatırlamaz. Biz hem hatırlarız hem de biliriz. Hatta bu ülkede 1997-2006 arası toplam 30 hortum yaşanırken 2009’da 29, 2014’te 44 ve 2016’de 54 hortumun yaşandığını, bu artışın ne kadar olağanüstü olduğunu biz biliyoruz ama politikacılar bunu bilmediği, bilmemek işlerine geldiği için, dayanıklı seralar akıllarına geliyor ama neden şimdiye kadar iklim için bir kuruş harcamayıp poşet başına 15 kuruş aldıklarını söylemiyorlar.
Madem siyaset bilmiyor, bilmiyor gibi yapıyor, o zaman İTÜ’de yapılan bir çalışmada¹ bulduğum şu grafiği incelemenizi tavsiye ediyorum.

Siyasetin bilmediği ama bizim bildiğimiz başka bir şey daha var: Bu ülkede en sıcak yıl 2010 olarak kayıtlara geçti. En fazla aşırı iklim olayı ise 2015’te yaşandı. Bütün bunlara rağmen siz seçimlerde iklim değişikliği konuşan gördünüz mü?

Siyaseten bilmedikleri bir şey daha var. İklim değişikliğinin geldiği noktada artık ne kömüre, ne petrole, ne de asfalt betona yer olmadığını bilmeyen, bilmiyormuş gibi yapan herkes aslında iklimi değiştiren politikalara ortak. Bu ülkede iklim değişikliği ile mücadele diye daha çok termik, HES diyenler soruna ortak. Hatta ilçesi su baskınları ile uğraşırken betoncu ve asfaltçı belediye başkanına laf etmeyen de buna ortak.

Siyaseten kömüre, petrole, asfalta, betona yer yok diyemeyen aslında bu felaketlerin büyük ya da küçük ortağıdır.

Bir şeyi daha biliyoruz, son bir bilgi verelim ve politikosentirik bu sorunu tamamlayalım. Türkiye’de en sıcak yıl 2010 yılı ve en fazla aşırı iklim olayı 2015’te yaşandı ise 2018 yılı en sıcak ikinci yıl ve en fazla aşırı iklim olayının yaşandığı ikinci yıl olarak kayıtlara geçti. Yani daha geçen sene sıcak ve felaket bir yıl yaşadık ve iklim değişikliği dertleri değil.

Dökülen her asfalt ve beton, yakılan her kömür, petrol ve gaz Antalya’da, Bodrum’da, Çukurova’da, Ege’de yaşanan aşırı yağışları, su baskınlarını, dolu ve hortum gibi aşırı iklim olaylarını “politikacı kaynaklı iklim felaketi” yapıyor. O yüzden de kimse 2018’in en sıcak ve en felaket ikinci yıl olmasına rağmen insanlara beton ve asfalt dışında bir belediyecilik söz vermeye, kömür ya da gazdan enerji verimliliğine, toplu taşımaya geçeceğimizi anlatamıyor.

2018 yılı artık aşırı iklim olaylarının yaşandığı ve en sıcak ikinci bir yıl olabilir. Ama daha kötüsü çok yakında bu bile normalimiz olabilir.


¹ Veli YAVUZ, Pelin Cansu ÇAVUŞ, Cem ÖZEN, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği, “Türkiye’de Hortum Vakalarının Zamansal Ve Mekansal Analizi”


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑