Haber

Published on Şubat 9th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Kirazlıtepelilere sunulan tercih: Ya mahalleyi boşalt ya asbest solu

(Eylem Nazlıer / Evrensel-09 Şubat 2019)

İstanbul Üsküdar’daki Kirazlıtepe Mahallesi halkı, rantsal dönüşüme karşı direnerek evlerini boşaltmayı reddediyor. Kirazlıtepeliler, Üsküdar Belediyesinin evlerini boşaltmaları için kendilerine baskı uyguladığını ve mahalleyi yaşanılmaz kılmak için elinden geleni yaptığını anlattı. Gazetemize konuşan mahalle halkı, yıkılan evlerin molozlarının kaldırılmadığını, elektrik, su, doğal gaz gibi yaşamsal ihtiyaçlarının kesilmekle tehdit edildiklerini aktardı. Yıkım başlamadan önce ‘Asbest ölçümü’ yapılmadığını söyleyen Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Rıza Şener, “50-60 yıllık binaların hepsinde marleyler, su boruları gibi malzemelerde asbest bulunma riski çok yüksek. Biz asbest ve moloz tozu soluyarak, lağım akıntıları ve lağım fareleri ile yaşamak zorunda bırakıldık” dedi.

‘CAMİYE YARAŞIR MAHALLE YAPACAKLARINI SÖYLEDİLER’

Kirazlıtepe Mahallesi’nde rantsal dönüşüme karşı direnen mahalleli için yaşam giderek zorlaşıyor. Kirazlıtepe’ye giderek mahallenin bugünkü durumunu mahallelilerle ve Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Rıza Şener ile konuştuk. Mahalleye ilk girdiğimizde karşımıza, boşaltılan evlerden birinin duvarında “Hayal kurmayın burada yaşayacağız diye” cümlesi çıkıyor. Dışarıdan getirilen hafriyatlar da mahalleye dökülmüş. İlk uğradığımız Kentsel Dönüşüm İmar ve Güzelleştirme Derneği oluyor. Burada bizi dernek başkanı Rıza Şener karşılıyor. Şener, Üsküdar Belediyesinin mahalle halkı ile yaptığı toplantıda, inşaatı devam eden Çamlıca Camii nedeniyle parsellerin ‘özel proje alanı’ olarak seçildiği ve dönüşümün bu parsellerden başlayacağının söylendiğini aktardı. Şener, yapımı devam eden, Türkiye’nin en büyük camisi olan Çamlıca Camii’nin kentsel dönüşüm kararında etkili olduğunu söyleyerek, “Çamlıca Camii’nin çevresine yeniden düzenleme yapmak amacıyla yıkıp yeniden düzenleyeceklerini, ‘Camiye yaraşır bir mahalle yapacaklarını’ söylediler. Daha sonra belediye başkanı bir toplantı yaptı. ‘Kentsel dönüşüm yapacağız, güzel bir mahalle kuracağız, hepinizi zengin edeceğiz’ dedi. Biz de kentsel dönüşüm yapacak diye sevindik” dedi.

‘BELEDİYE SÜREKLİ BİZİ KANDIRMACA VE ALDATMACA YOLUNA GİTTİ’

Daha sonra bir büro kurulduğunu ve ‘TOKİ ile anlaşın, kentsel dönüşüme başlayalım’ dendiğini söyleyen Şener, “TOKİ’ye gittiğimizde önümüze bir muvafakatname konuldu, biz onu imzalamadık. Konu ile ilgili bilgili kişilere gösterdik. Bilirkişiler bu muvafakatnamenin ‘Hiçbir hak istemeden evlerimizin teslim belgesi olduğunu’ söyledi. TOKİ’nin verdiği muvafakatnameyi kimse kabul etmedi. Orada 870 kişi mal sahibi, müstakil daireler 1500’ün üzerinde. Anlaşma sağlanmayınca belediye TOKİ’den aldı, ‘Ben yürüteceğim’ dedi. Yeni bir muvafakatname hazırladı. Yeniden önümüze koydu. Belediye sürekli bizi kandırmaca ve aldatmaca yoluna gitti. Biz fikrimizi söylüyoruz ama onlar kendi bildiğini yapıyor. ‘Benim dediğim olacak başka çareniz yok aksi halde yıkarım, elektriğinizi keserim’ tehditleriyle bir kısım mahalleliye imzalattı. O da olmadı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devreye girdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı burayı riskli alan ilan etti. Baktılar rızaya dayalı anlaşmayla bu iş yürümeyecek çoğunluğu sağlayamayacaklar riskli alan ilan ederek ‘Sizin evleriniz projeye aykırı yapılmış, plansız projesiz yapılmış onun için biz burayı yıkıp yeniden yapacağız’ diyorlar” diye konuştu.

‘BU KADAR ZENGİN BİR MANZARAYI, BU KADAR FAKİR İNSANLARA BIRAKMAZLAR’

Şener, “Biz de niye sadece bizim bulunduğumuz parselleri riskli alan ilan ettiklerini sorduk. Gittiniz, gördünüz yerimizin manzarasını seviyorlar. Mimar bir arkadaş ‘Bu kadar zengin bir manzara bu kadar fakir insanlara bırakmazlar, dikkat edin’ dedi. Bırakmayacakları çok belli. 2 yılı geçkin zamandır diyoruz ki;  bize projemizi çizin, projeler üzerinden bize evlerimizi verin, biz imzalayalım. Proje yok. Diyorlar ki; ‘Siz bize evlerinizi verin biz evlerinizi yıkalım. Sonra projeyi çizip evlerinizi vereceğiz’. Proje çizilmeyince bizim aklımıza bu zengin manzaranın bize verilmeyeceği geliyor. Muvafakatnamenin altına bir madde sıkıştırmışlar, bu proje gerçekleştirilemezse arsa bedeli hesap edilerek bu işi kapatacaklar. Sonra oraya villalar, köşkler yaparak birilerine peşkeş çekecekler. Yapacakları evleri bize niye göstermiyorlar o kadar insan orada evimi görmek istiyorum diyor. Projeyi çizin ve noter üzerinden sözleşmemizi yapın verelim diyoruz. Böyle bir sürtüşmedir alıp başını gidiyor. Bizi taciz ediyorlar, rahatsız ediyorlar. Yıkılan evlerin molozları, lağımlar açık, mahalle adeta savaş alanı gibi. Burayı adeta yaşanmaz hale getirdiler, tehditler hâlâ sürüyor. “Elektriğinizi, suyunuzu keserim, gazınızı keserim” gibi tehditler sürüyor. Hatta o da yetmedi başka yerdeki inşaat molozlarını getirip buraya döküyorlar, dökülmesine göz yumuyorlar. Orası döküm alanı, pislik alanı haline getirip insanları taciz ederek insanların uzaklaşmasını sağlıyorlar. Oradaki insanların hepsi tapu sahibi insanlar, tapusuz çok az kişi var. Kendilerine kentsel dönüşüme karşı olmadığımızı söyledik. Sosyal ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız bir mahalle istedik. Ancak bir rant var. Yapılacak oluşumdan bizlere ne verilecek, kaç daire verilecek? Aradan iki yıl geçmesine rağmen hâlâ bu sorulara yanıt verilmiyor. Çünkü bizi kandırmaya çalışıyorlar” dedi.

‘MAHALLEMİZDEKİ MOLOZ DAĞLARINI KALDIRINIZ’

Üsküdar Belediyesinin binaları yıkıp insanları molozların içinde yaşamaya zorladığına dikkat çeken Şenel, “Evleri yıkmaya başladıklarında Büyükşehir Belediyesine yazı yazdık ve dedik ki: ‘Üsküdar Belediyesi yıkım yapıyor, yıkım hangi şartlarda yapılmalı. Bunun yasası yönetmeliği nedir?” diye bilgi yazısı istedik. Büyükşehir Belediyesi bize yönetmeliği gönderdi. ‘Binalar yıkılmadan önce asbest ölçümü yapılmalı asbest değerleri ölçülmeli uygunsa yıkıma geçilmeli. Güvenli bir ortam yaratılmalı, yıkıma öyle başlanmalı. Yıkılırken de molozlar, moloz döküm alanlarına taşınmalı. Üsküdar Belediyesine bu yönetmeliği verdiğimizde bu yönetmeliğe uygun yıkım yapın dedik. Üsküdar Belediyesi de, ‘Biz yıkarken ahşap perdeleme yapıyoruz çevreye zarar vermiyoruz’ diyerek bizimle, yasalarla dalga geçti. Yıkarken yasalara uymuyorsunuz dediğimizde, direndiğimizde polis ve zabıta gücüyle zorla yıktılar. Bizi perişan etmek için ellerinden geleni yaptılar. Gecekondu yaşamından bizi kurtarıp, insanca yaşama alanlarına kavuşturacağını  ve olası bir depremde bizi ölümden kurtaracağını söyleyen Üsküdar Belediye Başkanı, bu davranışı ve tutumu ile bizi ölüme terk etmiştir. Mahallemizdeki moloz dağlarını kaldırınız. Bize temiz ve insanca yaşam alanı sağlamak zaten göreviniz lütfen görevinizi yerine getiriniz” dedi.

‘SOLUNUM GÜÇLÜĞÜ ÇEKİYORUZ’

Yıkılan evlerin molozlarının kaldırılmadığı ve yıkım başlamadan önce ‘Asbest ölçümü’ yapılmadığı için mahalle halkı ciddi bir tehdit altında. Çocuklar yıkılan evlerin molozları arasında oyun oynuyor. Burada sohbet ettiğimiz 41 yıldır Kirazlıtepe’de yaşadığını söyleyen Murat Atavar, “Kentsel dönüşüm diyorlar ama bunun içinde rant olduğunu iyi biliyoruz. Garanti vermedikleri, bir güvence sağlanmadığı için bizler evlerimizi vermiyoruz. Herkes evlerini vermeden yana ama güvence vermedikleri için insanlar korkuyor. İnsanların elindenm evlerini almaya çalışıyorlar” dedi.  İsmini vermek istemeyen bir mahalleli ise, “Evi ver, imzanı ver, ben sana sonra evi vereceğim’ diyorlar. Nereden verecek sonra evi. Burayı yıktılar halimize bakın. Savaş sonrası yıkılmış ve terk edilmiş bir şehre benziyor. Hepimizin evini lağım faresi bastı. Her hafta 2-3 tane fare çıkarıyoruz evden. Çoluk çocuk hep hasta. Molozlardan çevreye yayılan toz nedeniyle solunum güçlüğü çekiyoruz” diye konuştu.

TABİP ODASINDAN RAPOR: YIKINTILAR ARASINDA ASBEST İHTİMALİ YÜKSEK MALZEME GÖZLEMLENMİŞTİR

Bölgede saha incelemesi yapan İstanbul Tabip Odasının raporunda, “Burada yaşayanların yaşam alanları daraltılmış, hatta yok edilmiştir. Beden ve ruh sağlığı bozulmuştur” ifadesi yer aldı. İstanbul Tabip Odası (İTO) Çevre ve Halk Sağlığı Komisyonunun, Kirazlıtepe Mahallesi gezisine ait gözlemleri ise şu şekilde:

  • Mahalledeki evlerin neredeyse yarısı yıkılmış ancak yıkıntı atıkları bölgeden uzaklaştırılmamış.
  • Yıkıntı atıkları üzerine dışarıdan (Büyük ihtimalle kaçak olarak) çuvallarla başka atıklar atılmış.
  • Yıkıntı atıklarından ortama yayılan toz mevsim kış olmasına rağmen görünür ve hissedilir boyutta. İyi havalarda toz miktarı artacak.
  • Mahallede neredeyse hiç çöp konteyneri gözlenmedi. Evsel atıklar molozların üzerine gelişigüzel atılmış. Bu çöp yığınları çürümüş ve kokuşmuş olduğu için enfeksiyonların üremesine uygun bir besi yeri haline gelmiş.
  • Yıkılan evlerin bazılarının kanalizasyon borularının açıkta kaldığı ve kanalizasyon suyunun doğrudan ortama döküldüğü gözlemlenmiş. Keskin ve kötü bir koku da ortama yayılmaktadır.
  • Yıkıntılar arasında asbest içerme ihtimali yüksek inşaat yünü ve eski tip marleyler gözlenmiştir.
  • Yıkıntılar içinde çivi, çam parçaları vb. delici ve kesici atıklar olduğu gözlenmiş, kirli ve enfekte olan bu atıklarla yaralanma durumunda tetanos gibi enfektif ve ölümcül hastalıkların meydana gelme olasılığı yüksektir. Mahalle sakinlerinin çocuklarının bu yıkıntılar arasında oyun oynadığını, bu nedenle çok endişelendiklerini belirtmiştir.
  • Mahallede bir çocuk parkı bulunmadığı da gözlemler arasındadır.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑