Haber

Published on Şubat 10th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

‘Sanayi ve plansız yapılaşma hava kalitesini olumsuz etkiliyor’

(Metehan Ud / Evrensel, 5 Şubat 2019)

İzmir’de artarak devam eden plansız yapılaşmaya bağlı hava koridorlarının yok olması, yeşil alanların azalması, kalitesiz yakıt kullanımı, Aliağa bölgesindeki kirletici vasfı yüksek tesisler, termik santraller ve sanayi tesisleri kentin hava kalitesini olumsuz olarak etkiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesinin Karşıyaka, Bornova, Konak, Çiğli, Buca ve Bayraklı sürekli ölçüm istasyonları aracılığıyla hava kirliliği sürekli izlenebilirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait termik santrallerin ve ağır sanayi tesislerinin olduğu Aliağa, Menemen, Yeni Foça ve Bozköy’deki istasyonların verileri ise iki yıldır kamuoyuyla paylaşılmıyor.

HAVA KALİTESİ İLE İLGİLİ VERİLER YETERSİZ

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ile kentteki hava kirliliği üzerine konuştuk. Hava ölçüm istasyonlarının kent merkezi içerisinde yer aldığını ancak hava kalitesiyle ilgili daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için sanayi tesislerinin yoğun olduğu Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi bölgelerde de bu ölçümlerin yapılması gerektiğini ifade eden Kınay “Bakanlığın da kentin en önemli kirletici kaynağı olan bu bölgelerdeki ölçüm ve değerlendirme sonuçlarını kamuoyu ile paylaşması gerekmektedir. Sanayi kaynaklı kirleticilerin ana kaynağı Aliağa’da ölçüm istasyonu verilerinin paylaşılmaması kentin hava kalitesi verilerinin de yetersizliğini ortaya koymaktadır” dedi.

‘SINIR DEĞERLERİ AŞILIYOR’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından paylaşılan ölçüm istasyonlarının yıllık verilerini değerlendiren Kınay şunları söyledi:

“Yıllık ortalama partiküler madde (PM) değişimlerinin bütün istasyonlarda sınır değerlere yakın olduğu, Bayraklı, Bornova ve Şirinyer istasyonlarında ise sınır değerlerin üzerinde olduğu görülüyor. Kükürtdioksit (SO2) değişimleri karşılaştırıldığında da 2017- 2018 yılı verilerinde Karşıyaka, Çiğli, Şirinyer ve Güzelyalı istasyonlarında ölçüm sonuçlarının sınır değerlere çok yakın olduğunu ya da aşıldığını görüyoruz. Örneğin, Gaziemir’de bulanan istasyon sonuçlarına göre PM10 konsantrasyonu 2015 yılında 79 gün, 2016 yılında 129 gün boyunca Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen sınırları aşmıştır. Her iki parametrede de zaman zaman sınır değerlerin çok üzerinde sonuçlarla karşı karşıya olduğumuz ortada.”

‘DOĞAL GAZ TEŞVİĞİ KALICI ÇÖZÜM DEĞİL’

Bu sorunun kontrol altına alınarak çözülebilmesi için bütüncül bir yaklaşıma ve plana ihtiyaç olduğunu belirten Kınay, Temiz Hava Eylem Planı’nın 2016’da İzmir Valisi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından onaylandığını hatırlatarak “Ancak çevresel kirlilik yükünü doldurmuş Aliağa bölgesinde sanayileşmenin getirdiği sorunlara çözüm üretilmeden olmaz. Bu bölgede planlanan yeni termik santrallere izin vererek, kent  içindeki ve çevresindeki sanayi tesisleri ile taş ocakları ile ilgili sorunları çözmeden sadece doğal gaz vb. daha az kirletici yakıt kullanımını teşvik olarak öne sürülen önlemler kalıcı olmaktan uzaktır” dedi.

ETKİN DENETİM GEREKLİ

Yapılaşma sorununun hava kirliliğine etkisine de değinen Kınay şunları söyledi: “Bütünsel planlamadan uzak, çevresel faktörler değerlendirilmeden parsel bazlı planlama ve yapılaşma ile gelişen sürecin kentin hava kalitesine olumsuz etkilerini de göz ardı etmemek gerekiyor. Çevre  Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak daha sağlıklı bir kentte yaşamak için  bütüncül, çevresel süreçleri iyi planlanmış etkin bir  kent planlaması yapılması ve yürütülmesi, bu kapsamda da etkin denetim süreçlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğini bir kez daha belirtiyoruz.”


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑