Makale

Published on Şubat 10th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Yüzünüz kızardı mı?

(Zülal Kalkandelen / Cumhuriyet – 10 Şubat 2019)

Bir meydan…
Ortada “tülü” denilen iki deve… Sırtlarına ve başlarına süslemelerden oluşan ağır bir semer ve çeşitli örtüler konulmuş, ağızları bağlanmış.
Develerin birbirlerine kızmalarını sağlamak ve aralarında kıskançlık yaratmak için alana dişi bir deve getirilip dolaştırılıyor.
Kızışma döneminde olduklarından develer öfkelendirilip dövüşe hazır hale getiriliyor.
Meydanın kenarlarına hayvanlara yapılan eziyeti seyredip eğlenmek üzere bilet alan insanlar yığılmış.
Cazgırlar, bağıra çağıra seyirciyi coşturmaya çalışıyor; çığlıklar yükseliyor.
Develer, ağızlarından köpükler saçarak güreşmeye başlıyor. Bir çemberin içindeler, birkaç insan, güreşe devam etsinler diye boyunlarındaki halata asılıyor. Kaçmaya çalışıyorlar ama olanaksız, sopalarla bedenlerine vuruyor.
Sırtı yere değen, kaçan ya da yere düştükten sonra güreşe devam etmeyen deve yenik sayılıyor ve güreş bitiyor.Güreşlerin yapıldığı sırada insanlara deve sucuğu pişirilip ikram ediliyor. Güreşemez duruma gelen develerin sonu da mezbaha oluyor…
Hayvan hakları savunucularının protestolarını görmezden gelen belediye başkanları ise, “Deve güreşi, kültürümüzün bir parçası. Bizde kan yok” diyerek, hayvanlara uygulanan şiddeti destekliyor.
Deve güreşinde de, köpek ve horoz dövüşünde olduğu gibi, eğlence için kullanılan hayvanlara eziyet edilir. Hayvanları dövüştürmek, bu yolla haksız kazanç elde etmek, hem Hayvanları Koruma Kanunu’na hem de Türk Ceza Kanunu’na göre yasaktır.
5199 sayılı yasanın 11. maddesinde, Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmek yasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler, Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle düzenlenebilir yazıyor. Belediyeler, bu açıktan yararlanıp, “deve güreşinde kan yok” diyerek şiddet olmadığını iddia ediyor ve etkinlikleri festivallerin içine alarak izin zorunluluğundan kaçıyor.
Hayvanları Koruma Yasası yeniden düzenlenirken her türlü hayvan dövüşünün yasaklanması ve yasağı çiğneyenlere hapis cezası öngörülmesi şarttır!
Bir şeyin eskiden beri var olması, onun iyi ve doğru olduğunu kanıtlamaz. Deve güreşinde hem fiziksel hem de manevi şiddet var. Hayvanlar dövüşmek istemezse ayaklarına demir çubuklarla, tahta sopalarla vuruluyor. Yarışı kaybettiklerinde dövülüyorlar.
Bunca protestoya karşın bir de Selçuk Belediyesi, deve güreşinin “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesine alınması için UNESCO’ya başvurma hazırlığı içinde!
1978 yılında Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin imzalandığı örgüt UNESCO. Bu bildirge, hayvanlara eziyeti ve eğlence amacı ile kullanılmalarını yasaklıyor. İmzacılar arasında Türkiye de var.
İnsan gibi bilinç sahibi duyarlı canlı olan hayvanlara yapılan fiziksel ve manevi şiddet kabul edilemez. Bu çağda, böyle bir sömürü üzerinden eğlenmeye, bunu “kültür” adı altında sürdürmeye kimsenin hakkı yok.İnsanların eğlenmesi ve bu güreşlerden elde edilen gelirle cami, okul, yurt vs. yaptırılması, bu zulmün sürdürülmesi için gerekçe olamaz.
Bu zulüm değildir” diyenler, deve güreşini insanlara uyguladığınızı bir düşünün…
Cinsel açıdan sizi heyecanlandırıp aranızda kıskançlık yaratılan bir başka insanla zorla güreştirildiğinizi, siz sırtınızda yükle ağzınızdan salyalar akarak güreşirken meydana doluşan insanların keyifle izlediğini düşünün…
Güreşi bırakmak isterseniz, daha çok sinirlenip devam edin diye boynunuza bağlanan halatın çekiştirildiğini, bacaklarınıza sopayla vurulduğunu düşünün…
Ne hissediyorsunuz?
Canınız yandı mı?
Yüzünüz kızardı mı?
Sakın “onlar hayvan ama…” diye savunmaya başlamayın, yüzünüz kızarmıyorsa adınız kirlenir…


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑