KOS - Medya

Published on Mart 16th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

KOS Manifesto: Yaşam Hakkımızı ve Geleceğimizi Savunmak!

(KOSMedya – 16 Mart 2019)

Kuzey Ormanları Savunması olarak Kuzey Ormanları ve çevresindeki tüm canlıların yaşam haklarını savunuyor, daha iyi bir geleceğe sahip olmalarını istiyoruz ve taleplerimizi açıklıyoruz.

Biz Kimiz?

Kuzey Ormanları Savunması (KOS), İstanbul’un kuzeyi ile Istrancalar’dan Sapanca’ya olan bölgede yer alan son orman alanları ile birlikte su havzaları, tarım alanları, çok sayıda endemik bitki ve hayvan türlerinden oluşan farklı ekosistemlerin bir arada bulunduğu bütüncül bir ekolojik alanın varlığını sürdürebilmesini savunan, bu amaç doğrultusunda; ölçeği ve gerekçesi ne olursa olsun doğaya, akla, bilime dayanmayan her türlü kentsel-kırsal projenin durdurulması için örgütlenen, mücadele eden, özgür ve gönüllü bireylerin oluşturduğu bir harekettir.

Gezi Direnişi ardından iyice görünür hale gelen kent ve doğa talanına karşı yükselen mücadelelerin bir parçası olarak Temmuz 2013’te kurulan KOS, sermayenin “yaratıcı yıkımı”na karşı kendi bölgesinde yaşam alanlarını korumak için mücadele edenleri bir araya getirmeye ve yaşam savunucularının aralarında bilgi ve deneyim aktarımı sağlamaya çalışır. KOS; 3. havalimanı, 3. köprü, Kanal İstanbul gibi “mega projeler” olmak üzere ekosistemi katleden her türlü rant projesinin karşısındadır. Başta bu projeler olmak üzere Kuzey Ormanları ekosistemini tehdit eden diğer projelerin – termik santrallar, HES’ler, Kent Ormanları, Tabiat Parkları ve baştan Mega Konut projeleri (TOKİ) – birbiri ardına açıklandığı bugünlerde KOS; ekoloji, hak ve birlikte yaşamı savunma mücadelesini eldeki ve yenileri üretilebilecek tüm araçlarla kuvvetlendirme yolunda geniş bir zemin örgütlemek için çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çerçevede KOS, doğanın bir parçası olan bölge halkının insanca yaşama haklarını birlikte savunmak için, benzer amaçlar doğrultusunda düşünen, örgütlenen ve hareket eden her kişi, topluluk ve kurumla dayanışmacı ilişkiler kurar; yan yana gelerek ortak bir mücadeleyi büyütmeye çalışır. Bunun yanında KOS; hayvanı, börtü böceği ve bitki yaşamıyla doğayı; kısacası tüm canlıları, İstanbul, ülke ve tüm dünya ölçeğinde bir bütün olarak savunur. Bunu gerçekleştirebilmek için bilgi üretmeye ve bu bilgiyi kullanabildiği her türlü araçla toplumla paylaşmaya çalışır.

KOS her türlü ekonomik, siyasi ve ideolojik örgütten bağımsızdır. Kararlarını, herkesin katılımına açık olan ve katılan herkesin eşit söz ve karar hakkına sahip olduğu, duyurusu en geniş şekilde yapılmaya çalışılan haftalık açık forumlarında alır.

KOS özyönetimci bir anlayışı savunur ve bunu öncelikle kendi içinde olmak üzere hayatın her alanında hayata geçirmeye, geliştirmeye çalışır. Buna paralel olarak tüm hiyerarşileri reddeder, dönüşümlü görev dağılımını ve forumlarda kolaylaştırıcılığı benimser.

Bu Manifesto ile Neyi Hedefliyoruz ?

Siyaset üstü bir oluşum olarak kentimizi yönetmeye aday olan siyasetçilerin bizlerle hangi ortak değerlere sahip olduklarını öğrenmek istiyoruz. Kentimizi yönetmeye aday siyasetçilere seçimlerden önce aşağıda bahsi geçen ve bizim duyarlı olduğumuz konulardaki halkın kolaylıkla erişebileceği medya kanallarıyla duruşlarını ve programlarını açıklamaya davet ediyoruz.

İstanbul’un Nefesi Olan Kuzey Ormanları Korunmalı ve Onarılmalıdır

Gerek şehrin içerisindeki ve şehrin etrafındaki yaşam alanlarına, parklara, bahçelere ve orman parçalarına, gerek şehrin etrafındaki ormanlık alanlara, bunların çevresine ve su havzalarına zarar verilmemelidir. Bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanları bölünmemeli ve kısıtlanmamalı; toprak, su ve havaya zarar verilmemelidir. Çevre düşmanı olan tüm projeler engellenmelidir. Kentteki tüm faaliyetlerin planlanmasında Kuzey Ormanları ekosisteminin, su havzalarının, tüm bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının korunması esas olmalıdır.

Kuzey Ormanları’nın ve çevresinde doğal alanların, İstanbul’un kuzeye doğru büyütmek isteyen inşaat sermayesinden kesin bir şekilde korunmalı; şehir hiçbir şekilde kuzeye doğru büyütülmemelidir.

Kuzey Ormanları ve içerisinde bulunan Belgrad Ormanı, Fatih Ormanı gibi parçalarının içinde ve çeperindeki tüm yeni ulaşım hatları ile tüm yeni imar alanı projeleri ve bu ormanlık alanlara tabiat parkı vasfı verilmesinin önünü açan yasa iptal edilmelidir. Muhafaza ormanı statüsüne dokunulmamalıdır. Orman içi yapılaşmanın önünü açacak kent ormanı statüsü ve milli park statüleri kabul edilemez.

İstanbul’daki tüm askeri alanlar kamuya kazandırılmalıdır. Açık alanlardan oluşan kent içindeki askeri alanlar halka açık park alanı olmalı ve kent dışındaki açık alanlara devlet ormanı vasfı kazandırılmalıdır. İstanbulluların mesire yeri ihtiyaçları için şehir içerisindeki askeri alanlarun kullanılması sağlanmalı, bu alanların (şu anda hızlanarak devam eden şekilde) yapılaşmaya açılması kesinlikle engellenmelidir. Bu sayede orman uzmanlarının ve ilgili meslek örgütlerinin hasta olduklarını belirttikleri Belgrad Ormanı ve Fatih Ormanı gibi şehir içinde kalan ormanlık alanların kullanımı, bu ormanlık alanlar sağlığına kavuşuncaya kadar kontrol altına alınmalı; sonrasında da ormanlarının sağlığını koruyacak şekilde gerçekleştirilmelidir.

Üçüncü köprü, Üçüncü Havaalanı ve Kuzey Marmara otoyolu gibi dünya ekosit-ekolojik soykırım tarihine geçmiş olan doğa ve insan katili mega projelerle ilgili her türlü süren çalışma sona ermeli, bu projeler tümüyle kapatılmalı ve gasp ettikleri alanlar doğaya ve ilgili köylere geri verilmelidir. Devasa yıkıcı etkileri olacak Kanal İstanbul projesine hiçbir şekilde başlanmamalıdır.

Kuzey Ormanları içindeki kömür, maden ve taş ocakları kapatılmalı, yeniden orman vasfı kazandırılmalı, bu alanları işletenlerin ruhsatları iptal edilmelidir.

Kuzey Ormanları içindeki hafriyat döküm alanlarına orman vasfı geri kazandırılmalı ve bu alanlardaki hafriyat sahası tahsisleri iptal edilmelidir. Hafriyat kamyonlarının aşırı hız ve trafik ihlalleri ile neden olduğu ölümler, teknik denetim ve takiple önlenmelidir. Bütün bu önlemler de halihazırda yetersiz kalabildiği için, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurumları inşaatların hızlanması odaklı politikalarına son vermelidir.

Gezi Parkı park olarak kalmalı ve şehir içindeki her türlü ağaçlık alanda yapılaşma, ulaşım vb. projeleri gündemden çıkarılmalı; kentin yaşam alanlarına, kültürel ve yeşil dokusuna zarar veren tüm projeler zamanaşımı işlemeyecek biçimde kente ihanet olarak değerlendirilmelidir.

Boğaziçi sahilindeki mevcut açık alanlar halkın kullanımına kazandırılmalı ve yapılaşma yasaklanmalıdır.

Sahil ve plajlar halkındır. Mevcut sahil kesimlerinin ve plajların özeleştirilmesi kaldırılmalı ve halkın kullanımına açılmalıdır. Anayasal hakkımızın fiili olarak gasp edilmesi son bulmalıdır.

İklim Değişikliği Planı

Kentimizi yönetmeye aday olan kişiler mutlaka hava kirliliği ve iklim değişikliği konusunda duyarlı olmalı ve bu konudaki somut eylem planlarını seçimlerden önce kamuoyu ile paylaşmalıdır.

İstanbul’un havası yeterince kirlidir; bu canlı yaşamının sağlığına ciddi derecede olumsuz etki etmektedir. Ayrıca İstanbul küresel iklim değişikliğinin neden olduğu olağan dışı meteorolojik felaketlerden de fazlasıyla nasibini almaktadır. Başta Marmara Bölgesi’nde faaliyette bulunan ve havadaki sera gazı emisyonunun en büyük kaynağı olan bütün termik santral projeleri daha fazla canlı yaşamını tehdit etmeden acilen durdurulmalıdır.

Paris İklim Sözleşmesi’nde ve gelecekte yürürlüğe girebilecek her türlü evrensel iklim sözleşmelerine uyulmalıdır. Şirketlerin üretim odağından uzak rant odaklı projelerinin küresel iklim değişikliğinde payı büyüktür. Atılacak adımlar iklim değişikliği baz alınarak doğal yaşamın ve yaşam alanlarının korunduğu bir çerçevede yürütülmelidir. Mevcut sistem çevreyi, iklimi ve yaşamı gözardı ederek kar odaklı işlemeye devam ettikçe bunun karşısında durmak her geçen gün daha da imkansız hale gelmektedir. Bu yüzden çevreyi korumak ve yeniden canlandırmak için sosyal reformların hayata geçirilmesi her geçen gün önem kazanmaktadır. İş başına gelecek yerel yönetimlerin ve hükümetlerin bu konuda ileriye yönelik planlarını ortaya koymaları gerekmektedir.

Şehir İçi Yaşam ve Ulaşım

Araç trafiğini teşvik edici her türlü plan devre dışı bırakılmalıdır. Başta emisyon vergisinin arttırılması gibi şehir içi araç kullanımını cazip olmaktan çıkartacak projeler geliştirilmelidir. Toplu taşıma ağı geliştirilmeli ve kullanımının ücretsiz ya da ucuz hale getirilmesiyle halka teşvik sağlanmalıdır . Yaya ve bisiklet yol ağları geliştirilmeli ve genişletilmelidir. İmkan dahilindeki yollar sürekli olarak, diğer yollar ise haftanın bir günü araç trafiğine kapatılmalı ve yaya ile bisiklet trafiğine açılmalıdır.

Ücretli karayolları yerine tren ulaşımı kolayca ulaşılabilir ve yaygın hale getirilmelidir.

Şehirlerde daha fazla ağaç örtüsü bulunmalıdır. Bu sayede araç trafiğinin yarattığı gazların ve doğrudan yapılara isabet eden güneş ışınlarının neden olduğu yüksek ısılardan kaçınılabilir. Böylelikle soluduğumuz hava daha temiz bir hale gelecek ve klima kullanımının da azalması ile enerjide de tasarruf sağlanacaktır.

Eğitim, Bilinçlendirme ve Sürdürülebilirlik

Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklara çevre bilinci sağlayacak şekilde, ormanların ve habitatların zenginliğinin ve kırılganlığının farkındalığını sağlayabilecek etkinlik ve kişisel projeler geliştirilmelidir.

Sürdürülebilir tarım desteği sağlanmalıdır. Ayrıca bu konuda hem üreticiyi hem de tüketiciyi bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Belediyeler geri dönüşüm konusunda halkı bilinçlendirmeli; geri dönüşüm tesisleri, atık toplama ve ayrıştırma tesislerini arttırarak doğaya zarar vermeyen sürdürülebilir bir yapıya destek sağlamalıdır.

Üniversitelerde tüm branşlarda birinci ve son yıl derslerinde özellikle sanayi ve kentlerle ilintili bölümlerde, inşaat vb mühendislik bölümlerinde ekoloji ve etik değerler konusunda dersler konulmalı, ders saatleri arttırılmalıdır.

Trakya Genelinde ve Kuzey Ormanları’nın Her Noktasındaki İhlaller, Yaşam Düşmanı Projeler ve Doğa Katliamları Durdurulmalıdır

Trakya’da başta çevresini zehirleyen ölümcül Ergene nehri ve kirlilikten can çekişen Marmara Denizi gibi akut problemler karşımızdayken bölgenin havasını, suyunu, toprağını daha da yağmalayacak ve kirletecek, orman dokusuna zarar verecek ve orman alanlarını bölecek olan başta RES’ler, taş ve kum ocakları, termik santraller, boru hatları, olası doğal gaz projeleri ve nükleer projeler gibi tüm yaşam düşmanı projeler durdurulmalıdır.

Su kaynakları epeydir kendine yetmeyen ve havası zehirlenmiş olan İstanbul’un, nefes almaya devam edebilmesi için yaşatmak zorunda olduğumuz Kuzey Ormanları’nı yakın gelecekte ‘iklim değişikliğinin sonuçları’nın da en az çarpık ve plansız kentleşme, rant sevdası ve beton ekonomisi kadar tehdit edeceği kabul edilmeli, tüm Trakya çapında, Kuzey Ormanları’nı içeren bir ‘iklim krizinde ormanlık alanların yaşatılması planı’ geliştirilmeli ve uygulanmaya başlanmalıdır.

Kirlenmiş su kaynakları, Marmara Denizi ve bölgedeki tüm su rezervleri ve havzaları için, iklim krizi gerçeklerine uygun bir acil koruma planı geliştirilmeli ve uygulanmaya başlanmalıdır.

Kuzey Ormanları içindeki su kaynaklarının satılması vb. her türlü ticari faaliyet sonlandırılmalıdır.

Yeraltı su kaynakları ücretsiz ve hoyratça kullanılabilecek kaynaklar olarak görülmekten vazgeçilmeli, su kaynaklarının küresel iklim değişikliğine karşı güvence niteliğinde olduğu bilinci ile hareket edilmeye başlanmalıdır.

Suya erişim temel bir insan hakkıdır; her vatandaşın ücretsiz ve içilebilir nitelikte temiz suya erişimi sağlanmalıdır.

Sokak ve Yaban Hayvanları

İBB’ye ait Kısırkaya, Pendik ve Tepeörende bulunan, binlerce hayvanı aynı anda, mevcut mevzuatlara ve hayvan haklarına aykırı biçimde tecrit etme kapasitesine sahip rehabilitasyon merkezleri kapatılmalıdır. Bu devasa tecrit merkezlerine ayrılan bütçe ilçe ölçeklerinde hayvanlara yalnızca temel bakım ve sağlık hizmetleri veren, hayvan koruma gönüllüleri ve hayvanseverlerle işbirliği içinde işletilen oluşumlara aktarılmalıdır.

Doğa ve yaban hayatın korunmasına yönelik planlar ve projeler geliştirilmelidir. Nesli tükenmekte olan türlerin kurtarılması acil olarak gündeme alınmalı, bu konuda sürdürülebilir çalışmalar teşvik edilmelidir.

Hayvanların yaşam bütünlüğünü tehdit eden avcılık, deney ve dövüştürme uygulamaları ile hayvanların gösteri, yük ve taşıma faaliyetlerinde kullanılmaları engellenmelidir. Hayvanat bahçeleri, hayvan üretim merkezleri, sirkler ve her ne gerekçe ile faaliyet gösteriyor olursa olsun gösteri merkezleri kapatılmalıdır.

Daha Dengeli, Çevresel ve Adil Bir Sosyal Yapı Kurulmalıdır

İnsanların demokrasiye inancının şiddetle azaldığı bu dönemde toplum içindeki gelir uçurumunu azaltmak ve kaynakların eşit dağılımını sağlamak yapılabilecek ilk uygulamalardan birisi olmalıdır. Bu konudaki atılacak adımlar kamuoyuna duyurulmalıdır.

Tüm ekonomi ve kamu politikaları çevresel değerlere sadık kalarak yürütülmelidir.

Bir kentin sorunlarını ve çözümlerini en iyi o kentin yaşayanları bilirler. Şehrin geleceğini etkileyecek hayati projelerde sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimlerin görüşleri dinlenmeli ve göz önünde bulundurulmalıdır.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑