Haber

Published on Mart 27th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Mahkeme, 900 bin yıllık arkeolojik sit alanının kömür havzası yapılmasına dur dedi

(KOS Medya  – 27 Mart 2019)

Mahkeme, doğa düşmanı Ciner Holding tarafından Konya’da yapılması planlanan Ilgın Termik Santrali için yöredeki içinde üç höyüğün de bulunduğu 900 bin yıllık arkeolojik sit alanının kömür havzası yapılmasına izin vermedi.

Özlem Güvemli’nin Sözcü’de yer alan haberine göre, Konya’da yapımı planlanan Ilgın Termik Santrali’ne hizmet edecek kömür ocaklarının kurulacağı arkeolojik sit alanı olan, geçmişi tarih öncesi çağlara dayanan 3 höyük, idare mahkemesinin kararı ile kurtuldu. Konya 2. İdare Mahkemesi, bölgenin 900 bin yıl öncesine dayanan geçmişine atıf yaparak kronolojik bütünlüğün bozulmaması için höyüklerin korunması gerektiğine karar verdi.

Konya Ilgın’da yer alan 1. derece arkeolojik sit alanı olan Adatepe, Hareme ve Sarayada Tepe höyüklerinin koruma derecesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu tarafından 2014 yılında üçüncü dereceye düşürüldü. Bu karar ile tarihi höyüklerin bulunduğu bölgede Ilgın Termik Santrali için kömür ocağı kurulmasının önü açıldı. Ekoloji Kolektifi Derneği de tarihi höyüklerin sit derecesini düşüren üç kararın da iptali için ayrı ayrı dava açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na açılan davaya Konya Ilgın Elektrik Üretim A.Ş. de müdahil oldu. Konya 2. İdare Mahkemesi, 1 Şubat 2019 tarihinde 3 dosyayı da karara bağlayarak tarihi höyüklerin sit derecesini düşüren kararı iptal etti. Ekoloji Kolektifi Derneği’nden davanın avukatı Fevzi Özlüer “Geçmişi tarih öncesi çağlara dayanan bu alanda yapılan bilirkişi analizi, bölgenin sıra dışı bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterdi. Bu alana termik santral inşa edilmesi bir yana, ivedilikle kazı çalışmalarına başlanarak bölgenin kronolojisinin ortaya çıkarılmasına çaba harcanmalıdır” dedi.

HİÇ BİLİMSEL KAZI YAPILMADI

Dosyaya giren bilirkişi raporunda höyüklerin niteliklerinin birinci derece arkeolojik sit tanımı ile örtüştüğü tespit edildi. Mahkeme kararlarında dava konusu höyüklerin tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerden Geç Kalkoloitik, Eski Tunç Çağı, Demir Devri ve Ortaçağ’a kadar uzanan seramiklerin yanında prehistorik devirlere ait öğütme taşı parçaları, yontma taş ve kemik aletlerinin bulunduğu kaydedildi. Burada yüzey araştırmaları dışında hiç bilimsel kazı yapılmadığı belirtildi. Geç Demir Çağı, Hellenistik, Roma Çağı’na ait seramik ve çakmaktaşı aletlerin de yoğun olarak görüldüğü aktarıldı. Bu dönemlere ait tabakaların bilimsel yöntemlerle kazılmasının bölgenin kronolojisini ortaya çıkaracağı ifade edildi. Bu durumun 3. derece arkeolojik sit tanımındaki “ender rastlanan buluntulardan veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımları sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlar” ifadesi ile örtüşmediği, buradaki Geç Demir Çağı, Helenistik ve Roma Çağı’na ait buluntuların “olasılık” ifadesine uymadığı, buluntuların buradaki sürekli bir yerleşimi kesin bir şekilde gösterdiği kaydedildi.

ANADOLU’NUN EN ESKİ YERLEŞİMİ

Bölgede günümüzden önce 900 bin yıla tarihlenen Dursunlu gibi Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden birinin de bulunduğu göz önüne alındığında bölgedeki kronolojik bütünlüğün bozulmaması için höyüklerin korunması gerektiğine dikkat çekildi. Höyüklerin 1. derece olan sit tescilinin 3.dereceye düşürülmesi ilişkin kararda hukuka uyarlık bulunmadığına hükmedildi. Söz konusu kararlar oybirliği ile iptal edildi.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑