Haber

Published on Nisan 12th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Çevre ve İklim Sorunları Savunuculuk Ödülü Bülent Şık’ın

(Bianet – 11 Nisan 2019)

Türk Toraks Derneği bu yıl savunuculuk ödülünü bianet yazarı Bülent Şık’a verdi. Dernek gerekçede Şık’ın “endüstri hegemonyasına karşı toplumu savunduğuna” dikkat çekti.

Türk Toraks Derneği’nin 2019 Yılı Çevre ve İklim Sorunları Savunuculuk Ödülü’nü Dr. Bülent Şık’a verdi. Ödül derneğin dün (10 Nisan 2019) akşam Antalya’da yapılan 22. Uluslararası Katılımlı Yıllık Kongresi’nde verildi.

Dernek Türk Toraks Derneği Başkanı Hasan Bayram imzalı  gerekçeyi şöyle sıraladı:

* Sağlığın sosyal bileşenlerinden biri olan gıda konusunda çevre bağlamında nitelikli bilimsel çalışmalar yapması, bu konuda toplumsal farkındalık oluşturması;

* kişisel ikbal ve kariyer yerine toplumun temel sağlık sorunlarını öncelemesi,

* alanındaki sorunları var eden endüstri hegemonyasına karşı toplumu savunması;

* toplumsal eşitsizlik nedeniyle sesi yeterince duyulmayanlara ses olması;

* bilim insanının ayrılmaz bir parçası olan sorumlu bir yurttaş ve aydın kimliğiyle yaşadığı ülkenin can alıcı sorunlarına karşı duyarlılık göstermesi ve bu konuda gelecek kuşaklar için iyi bir örnek oluşturması;

* toplumsal yaşam ve halk sağlığını tehdit eden çevre sorunları karşısında sürdürülebilir bir gelecek ve yaşamdan yana taraf olması…

Bülent Şık: “Önce zarar verme”

Bülent Şık dün yapılan ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Mühendislik mesleğinin topraktan çatala uzanan süreçteki gıda üretimi faaliyetlerine hekimlik mesleğinin en temel ilkelerinden biri olan ve Hipokrat tarafından dile getirilen ‘Önce zarar verme’ ilkesini baz alarak yaklaşması gerektiğine inanıyorum. Ekolojik bir bakış açısını mühendislik disiplinlerinin içine sindirmek için rehber kılınabilecek bir ilke bu. Topraktan çatala uzanan bütün o süreç mevcut haliyle yani canlı doğaya ilişkin her şeyi metalaştıran haliyle, inanılmaz ölçüde ciddi bir doğa yıkımına yol açıyor çünkü.

“O yıkımı engellemek, başka türlü yapmak, üretmek de mümkün elbette ve bunu yapmak için de öncelikle zarar vermeme ilkesini benimsemek, daha kamusal ve bütünün çıkarlarını gözeten bir anlayışla hareket etmek gerekiyor.

“Bilimsel çalışmaların daha müzakereci bir kamusal ortam yaratılmasına katkı sağlayacak şekilde gündelik hayatın içine sokulması, bilimsel doğruluktan ödün verilmeden basitleştirilmesi, anlaşılır kılınması gerektiğini düşünüyorum. Ama her şeyden öte bilim insanlarının yaşam hakkı savunusunda risk almaktan kaçınmaması gerektiğine inanıyorum. Sadece insanlar için değil elbette, doğal hayatın bütünü için de…”

 


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑