Röportaj

Published on Nisan 14th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Kıbrıslı iklim değişikliği aktivistleri: “Çocukları dinleyin”

(Tabella – 11 Nisan 2019)

Tabella: Öncelikle böyle bir protesto düzenleyeceğiniz için teşekkür ederiz, gezegenimiz için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Sizi bu protestoyu düzenlemeye ne itti?

 

Fatma Dalokay: Bu grevi hepimiz gördük, takip ederdik ama fikri ortaya ilk Simge attı bizim grubun içerisinde. Can da zaten takipçisiydi. En başından beri ben Can ile takip ederdim, her şeyi en başından beri paylaşırdık. Zaten detayları hep Can’dan aldık açıkçası. Aklımızdaki düşünce “Niçin biz de yapmayalım?”. Çünkü bizim ülkemizde de her ülkenin yaptığı ama bizim bile daha iklim değişikliği adına yapmadığımız şeyler var. Toplu taşımacılığımız yoktur şu an Mağusa’da veya elektrik santralinde filtre yoktur. Yani bunlar aslında çok temel şeyler ama bizde yapılmaz ve biz bunun daha da fazlasını isteriz. Zaten dedik ki bir ses duyuralım, bilsinler biz farkındayız ve bir şeylerin değişmesini isteriz, biz de bu akımın içerisindeyiz.

 

“Dedik ki bir ses duyuralım, bilsinler biz farkındayız ve bir şeylerin değişmesini isteriz, biz de bu akımın içerisindeyiz.”

 

Aysel Erkanlı: Greta Thunberg, Fatoş’un da bahsettiği iklim aktivisti, şu anda Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen bir kız. 16 yaşında ve dünyada bir değişimi bir çocuğun başlatabildiğini gördük biz ve bir şeylere çok ihtiyacımız vardı. Gene çok eksikliklerimiz, çok yanlışlarımız var. Büyüklerimiz bazı şeyleri görmezden geldiği için buraya kadar geldik. Bu kadar yılda önlem alınmadı hiçbir şeye. Eğer çocuklar yapabiliyorsa, biz de 18 yaşına gelmeden sesimizi duyurabiliriz. Avrupa’da parlamentodan geçen yasalar var. Greta sayesinde oldu bunlar ve bütün dünyada başladı bu değişim. Tamam, siyasiler aracılığıyla olacak bu değişim çünkü başta olanların yapabileceği bir şey, ancak Greta’nın dediği gibi: “Onların yardımını istiyoruz ama onlara yalvarmak da istemiyoruz. Onlara sadece bir değişimin geleceğini haber vermek istiyoruz. Sevseniz de sevmeseniz de değişim geliyor.” Biz de onlara bunu göstermek istedik, o yüzden başladık.

 

“Avrupa’da parlamentodan geçen yasalar var. Greta sayesinde oldu bunlar ve bütün dünyada başladı bu değişim.”

 

Can Kaptanoğlu: Benim için şöyle oldu, takip ederdim zaten ama bir süre hiç aklıma gelmedi burada yapılabileceği ama sanırım arabada bir yere giderdik ve telefon bağlıydı arabaya. Ansızın çıkan şarkı da “Another Brick In the Wall”du. O şarkının da etkisiyle bir anda böyle hayal ettim o görüntüyü, ne olabilir filan. Daha sonra aileme gittik. Orada tam olarak paylaşmak da istemedim ama paylaştım. Sonra işte “bunu düzenlersen şöyle olur, böyle olur”, gergin cümleler… Daha sonra Aysel ile paylaştım.

 

“…Hiç aklıma gelmedi burada yapılabileceği ama sanırım arabada bir yere giderdik ve telefon bağlıydı arabaya. Ansızın çıkan şarkı da ‘Another Brick In the Wall’du.”

 

AE: Yani işte “Başına bela olur, dünyayı sen mi gurtaracan.” tarzı destek (!) cümleleri duyduk.

 

CK: Daha sonra işte Aysel ile konuştuk ve çevre koluna ulaştık. Meğer aslında öyle bir fikir varmış zaten.

 

Simge Oy: Ben de 15 Mart’ta dünya genelinde yapılacak olan bu grevi daha sonra öğrendiğimde çok üzüldüm. Neden bütün dünyada böyle bir şey yapıldı ama bizim toplumumuzda yapılmadı, ben nasıl duymadım diye endişelendim de yani, büyük bir şeydi. Okulumuzda çevre kolunda olduğumdan arkadaşlarıma da ulaşmak istedim ve bizim şu anda durumumuzu da göz önünde bulundurarak böyle bir şeye ihtiyacımız olduğunu ve geç olsa da bizim de bir katkımız olacağını düşündüm. O nedenle yazdım ben de ve güzel şeyler oldu.

 

“Neden bütün dünyada böyle bir şey yapıldı ama bizim toplumumuzda yapılmadı, ben nasıl duymadım diye endişelendim de yani, büyük bir şeydi.”

 

AMAÇLAR

Tabella: Peki sizler ne gibi değişiklikler istersiniz? Bu ülkede ne olursa çevreye bir katkımız olur?

 

FD: İlk önce halkın bilinçlenmesi lazım, bana gelip “İklim değişikliği nedir yani?”, “Nolacak yahu?” diyenler var. Sanırım insanlarda olayın kötülüğünü duyunca bir reddetme psikolojisi var, insanlar gerçeği kabul etmek istemezler ama artık kanıtlandı ki insanların yaptığı hareketlerden dolayı iklim değişikliği var ve insanlar hareketlerini değiştirmezse 11 yıl içerisinde durdurulamaz şeyler olacak. Dediğim gibi halkın bilinçlendirilmesi, en basitinden o santrale bir filtre takmak, toplu taşımacılığın arttırılması, güneş panellerinin kullanımının arttırılması; çünkü biz yaklaşık 12 ay güneş görürüz. Bazı ülkeler var, atıyorum 3 ay güneş görmez hep kapalıdır. İngiltere mesela, orada o kadar etkili olmayabilir ama biz 12 ay görüyoruz güneşi. O yüzden bizde güneş panellerinin kullanımının arttırılması mantıklıdır, verimliliği ne kadar düşük olsa da [fosil yakıt kullanan] elektrik santralleri ile karşılaştırdığımızda.

 

“…İnsanların yaptığı hareketlerden dolayı iklim değişikliği var ve insanlar hareketlerini değiştirmezse 11 yıl içerisinde durdurulamaz şeyler olacak.”

 

SO: Mesela araba egzozlarının denetimi çok önemlidir. Yolda gidersiniz ve önünüzden bir araba geçer, boğulursunuz dumanından. Onun yol açtığı hava kirliliği bir el atılmayı hak eder.

 

CK: Şunu duymak en kötüsü mesela, arkadaşları olur bazı insanların egzoz emisyon ile ilgili test yapan yerlerde ve işte parasını göndererek hiçbir şey yokmuş gibi… Bunları duyduğunda insan gerilir yani.

 

AE: Biz en başından bireysel değil toplumsal düşünmeyi hedefledik, düşündürmeyi daha doğrusu.

 

SO: En başından başlanabilir. Mesela aralık ayındaydı sanırım, plastik poşetler ücretlendirildi. Bu güzel bir yöntemdir insanları plastik poşetlerden uzaklaştırmak için fakat mesela bazı kıyafet satan mağazalarda böyle şeyler yoktur, hâlâ daha poşetler ücretsizdir. Bunun da denetlenmesi gerek çünkü böyle bir şey yapılıyorsa tam yapılsın.

 

“…Fakat mesela bazı kıyafet satan mağazalarda böyle şeyler yoktur, hâlâ daha poşetler ücretsizdir.”

 

CK: Yani markete gittiğinde 300 lira veren bir adam 3 tane poşet alıp 75 kuruş da verir yani. Alternatifinin ücretsiz olması bence daha mantıklıdır.

 

SO: Poşetin ücretli olduğu yerlerde bir alternatif sunulmaz marketlerde. Birkaç büyük markette vardır bez poşetler. Satarlar biraz daha yüksek fiyata ama tekrar kullanabilirsiniz. Küçük marketlerde öyle şeyler de yoktur ve ne yapsın yani insanlar, mecbur gene alır.

 

FD: Mesela bunun en basiti, Rum tarafına geçtiğimizde bile görüyoruz. Marketlerde var, alternatif sorulur mutlaka ama bizde o yok.

 

AE: Gene güneyde büyük zincir mağazalara gittiğinizde kişi başına sadece bir tane büyük poşet verirler. Böyle şeyler bizde yok ama yapılabilecek çok şey var, potansiyel de var, bizim isteğimiz de var.

 

FD: Bizim şu an bilmediğimiz şeyler de vardır mutlaka ama biz bu konuda da adım atılmasını isteriz zaten. Yani biz fikir ortaya atıyoruz ama bizim ortaya attığımız fikirlerin, güneş panellerinin filan ekonomi gibi daha farklı açılardan değerlendirilmesi de var ve bunları oturup konuşacak olanlar onlardır. Biz siyasetçilerden bu konuda harekete geçmelerini istiyoruz.

 

“Bizim şu an bilmediğimiz şeyler de vardır mutlaka ama biz bu konuda da adım atılmasını isteriz zaten.”

 

SO: Ekonomik yönden ne kadar zor olsa da yapılması gereken şeylerdir bunlar.

 

FD: Öyle bir konumda da değiliz öyle “aman para gidecek” diye bunları yapmayalım. Şu anda söz konusu olan gelecektir. Gelecek olmayan dünyada paranın herhangi bir değeri olduğunu da düşünmem. En zengin iş adamları bile çıkıp “bu kadar paramız var ama sağlığımız yok” derler. Evet, o kadar paramız olacak belki ama sağlığımız, herhangi bir güvenliğimiz olmayacak bizim.

 

“Gelecek olmayan dünyada paranın herhangi bir değeri olduğunu da düşünmem.”

 

AE: Kaldı ki artık 11 yıldan sonra sağlığı düşünecek durumda da olmayacağız. Artık bir gezegen ya da insan diye de bir şey olmayacak. Bu durumda parayı düşünmek biraz saçmalık olur.

 

MEDYA VE SİYASETİN İLGİSİ

Tabella: Geçtiğimiz günlerde yaptığınız eylemden sonra aldığınız dönütler hakkında ne düşünürsünüz? Özellikle medyanın gösterdiği veya göstermediği ilgi, siyasetçilerden aldığınız tepkiler ne yönde oldu?

 

AE: Şunu söyleyeyim, ilk başta aslında biz çemberde eylemi yaparken destekleyenler vardı.

 

SO: Desteklemeyenler, umursamazmış gibi gözükenler de vardı.

 

AE: Evet, düz geçenler de vardı. Olduğumuz tarafa bakmayanlar da. Eylem bittikten sonra yakınlarımdan duyduğum “ne olacak yani 11 yıl sonra”, diyorum ki artık çaresiz kalacağız, bir şey olmayacak. “Öyle bir şey olsaydı insanlar bu hâlde rahat yaşamaya devam etmezdi.” derler. Ben de diyorum ki “Etmemeniz lazım ama siz ediyorsunuz!”. Bunun dışında destekleyenler, arkanızdayız diyenler var ama yeteri kadar olduğunu düşünmem.

 

“…Destekleyenler, arkanızdayız diyenler var ama yeteri kadar olduğunu düşünmem.”

 

CK: Sanki 11 yıl sonra ölüyormuşuz gibi de düşünülür ama bir patlama olmayacak sonuçta. O yüzden soyutlaşır aslında. 11 yıl sonra Dünya nasıl ölecek? Şu an her şey mükemmel gibi görünür ya. Öyle değil ama, yavaş yavaş kavrulacağız.

 

FD: Acı çeke çeke gideceğiz.

 

CK: Onun dışında, ben zorla yakaladım. Sim TV’de son 10-15 saniyesini filan yakaladım yayınlandığını, başka yerde de görmedim. Zaten gazeteye filan da çıkmamıştır.

 

FD: Açıkçası beni biraz şey üzdü, mutlaka diğer arkadaşlarımı da üzmüştür. Hepimizin bildiği, güvendiği, düşüncelerini sağlam bulduğu ve destek beklediği insanlar vardır. O insanlardan da destek gelmedi bize çoğu zaman. Hiç beklemediğimiz yerlerden de destek geldi. Gelen destekler çok mutlu etti çünkü çölde su bulmak gibi bir şeydi aslında. Destek gelmemesi de üzdü çünkü kendimi sorguladım. Yani ben ne yaparım? Kesinlikle doğru bir şey mi yaparım şu an? Tamam, doğru bir şey yaparım ama bu insanlardan niçin destek gelmez bize? Bu insanlar niçin bu konuda konuşmaz bize, herhangi bir fikir söylemez ve görmezden gelir şu an?

 

“Hepimizin bildiği, güvendiği, düşüncelerini sağlam bulduğu ve destek beklediği insanlar vardır. O insanlardan da destek gelmedi bize çoğu zaman. Hiç beklemediğimiz yerlerden de destek geldi.”

 

CK: Bir de bizim halkta her zaman gördüğümüz öğrenilmiş çaresizlik var. “E ne olacak işte, biz de yaptık zamanında.” annelerimizden, babalarımızdan, diğer büyüklerimizden duyduğumuz. Onların zamanında da hareketler oldu ve hiçbir şey olmadı. Burada benim sevdiğim bir laf var, “Zaferden değil, seferden sorumluyuz.” diye. Bu kadar yani. Elimizden geleni yapmak dışında yapacağımız bir şey yok.

 

“Elimizden geleni yapmak dışında yapacağımız bir şey yok.”

 

GENÇLERİN ORGANİZASYONU

Tabella: Gençleri organize ederken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

 

AE: Başka şehirlerden organizasyona yardımcı olacak arkadaşların da dahil olduğu bir grubumuz var. Gruptan birileri çıkıp “Bu çevreyi bizim korumamız için şu anki sistemi tamamen değiştirmemiz lazım.” dedi ve bambaşka bir öneri ile geldi. Ben de “11 yaşındaki çocuk da katılacak bu eyleme, bu böyle olmaz.” dedim. Sen o çocuğu tutup da ideolojik meselelerden bahsedemezsin, zaten kelimenin anlamını bilmez. Bir de tabii medyada çok fazla duyurulmadığı için, yine Mağusa’da bir okula gidip sorduğunuz zaman üç tanesi falan bilir; geriye kalanı da “Bize öyle bir şey duyurulmadı.” der. Tabii hocaların da benimsemesi ve aktarması lazımdı.

 

“Bir de tabii medyada çok fazla duyurulmadığı için, yine Mağusa’da bir okula gidip sorduğunuz zaman üç tanesi falan bilir; geriye kalanı da ‘Bize öyle bir şey duyurulmadı.’ der. Tabii hocaların da benimsemesi ve aktarması lazımdı.”

 

FD: Genel olarak, farkında değiller ve umursamazlar. “Biz gitsek napacayık?” düşüncesindedirler. En kötü düşman da budur zaten. Bana çok karşı bir fikirle gelinse, bir şey diyemem. Ancak, “Nolacak yahu? Yapacayık da nolacak? Niçin gideyim ben oraya?” şeklinde gelinince şaşırırım. Nasıl ne olacak? Sen geleceğin hakkında bir şey yapmak istemen? Belki de hiçbir şey olmayacak. Bugüne dek kaç defa eylemler yapıldı, grevler yapıldı, hatta daha büyükleri yapıldı ve baştakiler dinlemedi. Ancak en azından ben orada bulunmak isterim ve sonunda “keşke” demek istemem mesela. Bir de “Benim haberim yok.” düşüncesi var. Dünyada olan bu akımdan haberin gerçekten yok mu? Çünkü biz o kadar paylaştık bunu. Facebook’ta biz kendi eylemimiz ile ilgili de paylaşım yaptık. Benim ille gelip “Bak biz eyleme gidiyoruz. Sen de gel.” mi demem lazım? Bence bunun olmaması lazım. İnsanların da biraz ilgi göstermesi lazım. Biz özel ilgi gösteremeyiz herkese. Herkese “gelin” diye mesaj atamayız. Sosyal medyada geniş çaplı paylaşım yapabiliriz ve buna rağmen “Bizim haberimiz yoktu.”, “Bize gelip söylenmedi.”, “Bilmezdim, katılamadım.” gibi cümleler beni üzer açıkçası.

 

“’Biz gitsek napacayık?’ düşüncesindedirler. En kötü düşman da budur zaten. Bana çok karşı bir fikirle gelinse, bir şey diyemem. Ancak, ‘Nolacak yahu? Yapacayık da nolacak? Niçin gideyim ben oraya?’ şeklinde gelinince şaşırırım. Nasıl ne olacak? Sen geleceğin hakkında bir şey yapmak istemen?”

 

AE: Bir TEDx konuşmasında vardı “Bizim en iyi bildiğimiz iki dil, ‘ilgisizce’ ve ‘anlamazca’.” diye. Gerçekten öyle ve biz bunu aşmaya çalışıyoruz yapabildiğimiz kadar.

 

SO: Öyledir. Yani en büyük zorluk, ümidini çoktan yitirmiş insanlardır ve umursamayanlar. Çünkü, Fatoş’un da dediği gibi, karşı görüşte olan birine sen kendi tarafını açıklayabilirsin ama ümidini kaybetmiş birine ümidini tekrar kazandırmak çok daha zor bir şeydir.

 

“…Ümidini kaybetmiş birine ümidini tekrar kazandırmak çok daha zor bir şeydir.”

 

OKUL DESTEĞİ

Tabella: Okuldaki hocalarınızdan ve okul yönetiminden size nasıl bir destek oldu?

 

AE: Çok büyük bir destek gördük. Müdürümüz bir sabah çıktığında, bizim eylem yapmayı istediğimizden hiç haberi olmadan dedi ki: “Ben çevre konularında da çok duyarlıyım. Sizin tek başarınız dersler olmayacak bu okulda, elinizden gelen her yöne sizi yönlendirmeyi isterim.” Sonra biz gittik konuyu anlattık, Greta’dan da bahsettik. Kendisi söyledi hatta, “Önceden kendi aranızda bir eylem yapın, bizim okuldan öğrenciler bir grev yapsın. Daha sonra 12 Nisan’a daha hazırlıklı, donanımlı ve kendinizi de duyurmuş olarak gidin.” diye ve bizzat kendisi aradı kaymakamlığı ve izinleri aldı. Diğer okullara da bilgi verdi ve onların da katılımını sağladı. Hâlâ daha da çok büyük destekçimizdir. Hatta, okulda bir etkinliğimiz vardı 12 Nisan’da, etkinliğin saatini sabah saatlerine çekti ki bütün öğrenciler katılabilsin daha sonra diye ve bize “Siz gereken hazırlığı yapın, gerisini bana bırakın.” dedi.

 

“Müdürümüz bir sabah çıktığında, bizim eylem yapmayı istediğimizden hiç haberi olmadan dedi ki: ‘Ben çevre konularında da çok duyarlıyım. Sizin tek başarınız dersler olmayacak bu okulda, elinizden gelen her yöne sizi yönlendirmeyi isterim.’”

 

CK: Yani işte burada biraz da müdürün gelişmişliği önemli. Biz şanslıydık ama çok fazla torpil yoluyla ya da birtakım bağlantılarla görevlerine gelen; ilgisiz, umursamayan müdürler var başka yerlerde.

 

FD: Bizim müdürümüzün bize gösterdiği tepki ve davranış çok ama çok artı konumdadır aslında. Her okul bunu bekleyemez bir müdürden. Ancak bence bir müdürün umursamaması veya karşı çıkmaması lazım en azından. “Gitmezseniz okula, bunu bunu yapacağım.” dememesi gerek. Bence düşünce yanlış sonuçta. Tamam; okula gidelim, konular bitirilecek, okul önemli ama okula ne için giderim? Bir gelecek kurmak için giderim. Geleceğim güzel, sağlıklı olsun diye giderim. Ancak zaten gelecek ile bağlantılı bir grev yapıyoruz.

 

“Ancak bence bir müdürün umursamaması veya karşı çıkmaması lazım en azından. ‘Gitmezseniz okula, bunu bunu yapacağım.’ dememesi gerek.”

 

EYLEMİN YANKISI

Tabella: Lisede okuyan öğrenciler olarak, sesinizin yeterince duyulduğunu hissediyor musunuz?

 

FD: Hayır. Belki daha önce bu konuda herhangi bir deneyimim olmadığı içindir, belki gerçekten bu yetenekli falan değilimdir ama elimden geldiğince çabalarım. Ancak, insanların ilgisizliği olunca da olmaz. Genel olarak fazla popüler de değil [konu]. O yüzden, kalabalığı henüz çekemedik maalesef.

 

AE: Eskiden beri böyle ailelerde hani “Sen çocuksun, sus ve otur.” davranışı vardı, onu şimdi bize yapıyorlar. Ancak bilmedikleri, görmedikleri ya da hesap edemedikleri şey: Yeni nesil hiç onlar gibi değil. Artık değişti her şey, sizin de bildiğiniz gibi ve bizim bakış açımız onların baktığı pencere ile aynı değil; o kadar kısıtlı değil. Bu yüzden, onlar bizim fikirlerimizi önemsemek konusunda çok ılımlı değilseler bile, biz gene de elimizden geleni yapıyoruz.

 

 

HALKA MESAJ

Tabella: Tabella aracılığıyla duyurmak istediğiniz bir şey var mıdır?

 

SO: İklim değişikliği hakkında bir şeyler başarmak bayağı zordur. Düşündüğünüz zaman devasa korkularla karşılaşabilirsiniz ama küçük adımlar da bizi bir yere getirebilir sonunda.

 

“Düşündüğünüz zaman devasa korkularla karşılaşabilirsiniz ama küçük adımlar da bizi bir yere getirebilir sonunda.”

 

FD: Ben siyasilerin bana bir uyanışın olduğunu göstermesini isterim. Yani bizim halkın seçtiği insanlar aslında bir şeyler yapabilecek durumdadır ve bize yardım etmek isterler. Bana bunu göstersinler isterim.

 

AE: Biz 12 Nisan’da herkesi bekliyoruz. Zaten yalnız değiliz, bütün dünya aynı anda eylemde oluyor her cuma. Ancak, biz de neden daha kalabalık olmayalım? Daha çok ulaşılmasın insanlara? Herkesi bekliyoruz biz oraya ve amacımız da kimseyi kırmadan ve incitmeden elimizden geleni yapmak.

 

“Zaten yalnız değiliz, bütün dünya aynı anda eylemde oluyor her cuma. Ancak, biz de neden daha kalabalık olmayalım? Daha çok ulaşılmasın insanlara?”

 

CK: Benim ekleyeceğim şu olabilir: Avrupa’da mesela büyükler katılır ve “Children arrived.” (Çocuklar geldi.) şeklinde veya “Çocukları dinleyin.” diye pankart açarlar. O tip bir şey yaparlarsa bize çok destekleri olabilir. Yani bence hem eğlenceli olur hem da destek vermiş olurlar.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑