KOS - Medya

Published on Ağustos 5th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Kazdağları’ndan Toros Dağları’na, Munzur Vadisi’nden Kuzey Ormanları’na yaşanan sorun; “Para saymayla ağaç saymayı aynı kefeye koymaktır!”

(Prof. Dr. Ünal Akkemik * / KOSMedya – 5 Ağustos 2019)

Ormanı sayıyla, rakamla ifade eden, para sayar gibi ağaç sayan ve şu kadar kestik, bilmem kaç katını diktik diyen anlayıştır asıl sorun. Ve bu anlayıştır ki, bütün bunları Orman Kanunu’nun 16. Maddesi ve Maden Kanunu’nun 7. Maddesini bu amaca göre düzenlemiş ve bir ormanda; ormanın doğal olup olmamasına, endemik ve nadir canlı türlerinin bulunup bulunmamasına, muhafaza durumuna, ekosistem, su, toprak ve sağlık değerine bakılmaksızın her türlü madenin aranmasına açık hale getirmiştir.

Bunu yaparken de “bilimsel olarak” en az 1 yıl gözlem ve arazi çalışması gerektiren ÇED Rapor sürecini en çok 3 aylık bir süreye indirmiştir (Maden Yasası M.7). Gerçekte belki yüzlerce ya da binlerce bitki türünün olduğu, endemik ve nadir türlerin bulunduğu, yıl içerisindeki büyüme dönemi boyunca farklı aylarda farklı bitkilerin büyüyüp tohumunu etrafa saçtığı bir alanda kışın ya da sonbaharda yapılacak ÇED çalışmasıyla sadece içinde ağaç ve çalıların yer aldığı raporlar hazırlanmaktadır. Çünkü otsu bitkilerin büyük bir kısmı yılın büyük bir bölümünü toprak içerisinde tohum halinde ya da taban yapraklarıyla toprak yüzeyinde çiçeksiz geçirmektedir.

Bilimsel görüş (!) içeren bu raporları da ne yazık ki üniversitelerdeki bilim insanları (!) hazırlamaktadır.

Kazdağları’ndan Toros Dağları’na, Munzur Vadisi’nden Kuzey Ormanları’na yani Türkiye’nin en güzel dağları, işte bu para saymayla ağaç saymayı aynı kefeye koyan anlayış ve bilimsel (!) raporlar yüzünden parçalanmakta, altın, mermer ve maden ocaklarına, taş ve kum ocaklarına kurban edilmektedir.

Ve bu anlayış değişmediği, bu bakış açısı değiştirilmediği sürece ormanlarımız kesilmeye, sularımız kirlenmeye ve insanlarımız daha fazla kanser olmaya devam edecektir.

Ne zaman ki, ormanı sayıya döken bu anlayış gider, yerine ormanın vazgeçilmez doğal bir yaşam alanı olduğunu savunan anlayış gelir, yasalar yeniden yapılır, işte o zaman kurtulur ormanlarımız. Büyük şairin de dediği gibi “bu hasret bizim”…

(*) Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu üyesi

 


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑