(Murat Gerçek / Artı Gerçek – 6 Ağustos 2019)

Öyle görünüyor ki, Kuzey Ege tamamen tehdit altında. Ve buna dur demek bizim elimizde; hepimizin elinde

“Ağaç maziyi istikbale bağlar, size sabrı öğretir,

 beraber yaşamanın, birbirine faydalı olmanın

zevkini verir.”

Marcel Proust

Dün tüm Türkiye’nin gözü Kaz Dağları’nda idi. Çanakkale’nin Kirazlı Köyü’nde Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından yürütülen altın madeni çalışmalarında yaşanan ağaç/doğa katliamını protesto için tüm Türkiye’den geniş bir katılımla protesto eylemi gerçekleşti.

Gelinen aşamada bile binlerce ağaç katledildi. Bu eylemlerle belki kesilen ağaçları kurtarmak mümkün olmasa da, oluşacak kamusal duyarlılık bu tür projelere engel olabilir.

Dünkü eylemde siyasilerle sivil toplum duyarlılığının doğal eklemlenişi, gelecekte ortak bir siyasallaşma için umut vermiştir. Bu önemlidir çünkü, geleceğin siyaseti demokrasi, özgürlükler, adalet, eşitlik ortak kesininde ortak dertleri, duyarlılıkları olan herkesin buluşması ile inşa olacaktır.

KATLİAM HER YERDE

Önceki akşam 1. Burhaniye Kitap Fuarı kapsamında yayın evim Siyah Beyaz standında Silivri’den Özgürlüğe kitabım için bir imza gününe katıldım. Bütün bu süreçte yalnız olmadığımı bir kez daha görüp, mutlu oldum.

Kitap imzalatanlardan bir grup Burhaniye Çevre Platformu üyeleri idi. Onlar, bölgedeki tek katliamın Kirazlı Köyü’nde olmadığını ifade ettiler. Ve Burhaniye/Edremit Körfezi’nde yaşanan başka bir çevre/doğa katliamına, ekolojik yıkıma dikkat çektiler: TÜMAD İVRİNDİ ALTIN MADENİ.

Aşağıda hem Tümad İvrindi Altın Madeni hakkında genel bilgi ve ardından Burhaniye Çevre Platformu’nun başlattığı imza kampanyası metni var.

Öyle görünüyor ki, Kuzey Ege tamamen tehdit altında. Ve buna dur demek bizim elimizde; hepimizin elinde. Dün Kazdağları’nda buna dur demek için güçlü bir irade ortaya kondu. Devamının gelmesi hepimizin elinde.

BURHANİYE/EDREMİT KÖRFEZİ’İNDE EKOLOJİK YIKIM

TÜMAD İVRİNDİ ALTIN MADENİ HAKKINDA BİLGİ

Şirketin adı TÜMAD Madencilik San. Ve Tic.AŞ. Nurol Holding’in bir şirketi. Madenin yeri Balıkesir İli İvrindi İlçesi Değirmenbaşı Mah.(köyü), Küçük Ilıca Mah.(köyü) ve Burhaniye İlçesi Karadere Mah.(köyü), Korucaoluk Mah.(köyü). Maden Değirmenbaşı ve Küçük Ilıca köylerine 3-4 km. Diğer köylerin ise yazın yaşadıkları, tarım yaptıkları yaylalarına çok yakın. Proje alanı orman ve tarım alanlarından oluşmakta. Proje alanında hava kirliği yok. Proje alanı kentsel alanlardan uzak sayılabilecek kırsal bir alan içerisinde.

İlk ÇED başvurusu 2015 yılında yapılmış ve gerçekleşmiş. O dönemde ne yazık ki gereken refleks gösterilememiş. Ruhsat alanı 6.606,37 hektar, işletmenin  ve ÇED alanı 856 hektar. 10 yıllık bir işletme yapacağını ifade ediyor.

Ayrıca 2017 yılında Avrupa Kalkınma Bankası’ndan kredi alınması ve bankanın kredi şartları için ayrı bir rapor da hazırlanmış ve bankaya gönderilmiş. Kredinin ilk diliminin alındığı söyleniyor..

AVRUPA KALKINMA BANKASI YANILTILIYOR MU?

4 açık ocakta cevher çıkarılacak. Ocakların kapasitesi 7.760.00 ton/yıl. Toplamda 75.3 milyon ton cevher çıkarılacak..

Açık ocakların boyutları;

1. Ocak 807,5 m uzunluk, 200-250 m derinlik,

2. Ocak 911,5 m uzunluk,150-200 m derinlik,

3. Ocak 588,2 m uzunluk, 150-200 m derinlik,

4. Ocak 366.9 m uzunluk,130-150 m derinlik .

Yani devasa 4 adet krater/cehennem çukuru diye tabir edebileceğimiz çukur açılacak..

EOK (Ekonomik olmayan kaya), bu alana pasa da dediğimiz prosesten geçen yani değerli madenlerin alındığı cevher yığılacak. 100 hektarlık bir alan. Bu alana 3. ve 4. Ocak açılana kadar 54 milyon m3 pasa depolanacak.Yani devasa bir pasa dağı oluşacak. Daha sonra 1. ve 2. Ocak işlevi bitirince pasaların bu ocaklara depolanacağını söylüyorlar raporlarında. Ancak Avrupa Kalkınma Bankası için hazırlanan raporda bu ocakların daha sonra su temini için kullanacaklarını ifade etmişler. (Çukurların yağmur ve karlarla su dolacağını öngörerek.)

Su temini: Hemen belirtelim ki bu havza su zengini. Hem yerüstü hem de yeraltı su kaynakları Burhaniye’de içme ve kullanma suyu olarak kullanılıyor. Özellikle Burhaniye içerisinde mahallelerde çok sayıda çeşme var ve bu çeşmelerden Düdüklü suyu kaynağından gelen kaliteli  içme suyu akıyor. Ve ücretsiz. Düdüklü suyu  kaynağı, maden havzasında.

İlk raporda yıllık 743.230 m3 su kullanacağını kabul edilmiş. Ancak Avrupa Kalkınma Bankası’na gönderilen raporda kullanılacak su miktarı 58lt/sn. Tesis 3 vardiya ve 24 saat çalışacak. Bu durumda 1 dakikada 3.480 lt, 1 saatte 208.800 lt, 1 günde 5.011.200 lt yani 5.011,2 m3, 1 ayda 150.336 m3, 1 yılda 1.804.032 m3 su kullanılacağı söylenmiş. 10 yıl süreceğini düşünürsek toplamda 18.040.320 m3 su kullanılacak….

Suyun temini için ilk raporda 3 kuyu açılacağı ifade ediliyor. Ancak 3 kuyudan böyle büyük miktarda su temin edilemeyeceği çok açık. Dolayısı ile bu havzadaki tüm su kaynakları tehlikede. Nitekim Avrupa Kalkınma Bankası için hazırlanan raporda da kuyu sayısını 6 olarak belirtmişler.

Özellikle Avrupa Kalkınma Bankası için hazırlanan raporda (ki rapor Golder isimli bir şirket tarafından hazırlanmıştır.) Raporu hazırlayan firma en başta “Bu rapor, mevcut ÇED Raporu ve Golder’e yatırımcı tarafından verilen bilgilere dayanarak hazırlanmıştır. Golder, bu durum inceleme süreci boyunca üçüncü taraflar tarafından sağlanan bilgilerin doğruluğunu teyit edemez.” demektedir.

Bu durum, şunun için önemli; ilk ÇED hazırlık raporu ile bu rapor bazı bölümlerde ciddi çelişkiler içermekte. (Örneğin su temini). Dolayısı ile TÜMAD kamuyu yanıltmıştır. Bu kamu yöneticileri tarafından fark edilmemiş midir, yoksa göz mü yumulmuştur? Çünkü Avrupa Kalkınma Bankası’na gönderilen her iki rapor da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı web sayfasında yayınlanmıştır. (Biz de oradan temin ettik)

Bu raporlarda Avrupa Kalkınma Bankası’nın kredi kriterleri kullanıldığı için kaçınılmaz olarak vereceği zararlar belirtilmiştir. Örneğin risk alanı içerisine Burhaniye kent merkezini, İvrindi Kent merkezini ve havzadaki yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını göstermişler. Raporda Türkiye sınırları içerisinde olmadığından doğrudan yazmamışlar ancak Midilli adasının suyu da etki alanı içerisindedir.

Dolayısı ile TÜMAD kendi hazırladığı raporlarla nasıl bir ekolojik yıkım olacağını istemeden de olsa ortaya koymuştur.

1. DERECE DEPREM BÖLGESİ

Üstelik daha cevherin çıkarılması sırasında ortaya çıkacak ağır metaller ve patlatmalar ile oluşacak tozun bitkilere, hayvanlara ve insanlara zararları göz önüne bile alınmamıştır. Siyanürlü liç yönteminin risklerini yazmayalım bile. Üstelik de bu havza 1. derecede deprem bölgesi. Olası bir depremde yaşanacak ekolojik yıkımı düşünmek bile istemiyoruz..

Tüm bu ekolojik yıkımın yanı sıra, Edremit Körfezi’nde kıyısı olan Altınoluk, Akçay, Edremit, Burhaniye gibi yerleşim yerlerinde artan yaz nüfusu dikkate alınmadan ve kentsel atıklar ileri arıtma uygulanmadan, denize deşarj edilmektedir. Ayvalık’ta ise arıtma tesisi dört yıldır çalıştırılmamaktadır. Hızlı ve plansız kentleşme, hayvan çiftliklerinin ve fabrikaların sayısında ve kapasitesinde artışların olması, bölgedeki  yüzey sularının /derelerin karasal kirlilikleri de beraberinde denize taşıması, suyun kirliliğinin gözle görünür ve hissedilir olmasına neden olmaktadır. İleri arıtma yapılmadan uygulanmaya konan derin deniz deşarjı ile çukur havzası nedeniyle “Hassas” kategoride olan Edremit Körfezi denizi yakın bir gelecekte “Girilemez” duruma gelecektir. Deniz ekositeminin yok olmaması için acilen gerekli önlemler alınmalıdır. (İleri arıtmanın uygulanması, hızlı ve plansız kentleşmenin önüne geçmek, derelerin karasal kirleticileri taşımasının önüne geçilmesi gibi.)

Saygılarımızla..

Burhaniye Çevre Platformu…

DURMA İMZA VER

KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR.

Bizler, Burhaniye Çevre Platformu olarak, çevre/yaşam savunuculuğunun salt çiçek, böcek ve yeşilliği sevmek olmadığından yola çıkarak, dünyamızın tüm canlılar için yaşanabilir kalmasını istiyor ve savunuyoruz. Geçmişte tükenmeyeceğini düşündüğümüz doğa, bugün kapitalizmin meta ve sömürü alanı olmuştur. Doğa talanına karşı verilecek mücadelenin aynı zamanda kapitalizme karşı da verilecek bir mücadele olduğunu biliyoruz.

Bilinmesini istiyoruz ki; ekolojik dengeyi yok sayan, yasal düzenlemelerle ve hatta yargı kararlarına rağmen kapitalizmle kol kola, ekolojik tahribatın önünü açan, rantı, yaşam hakkının üstünde bir değer olarak gören her türlü siyaset anlayışını Burhaniye Çevre Platformu olarak, reddediyoruz!

Balıkesir’in İvrindi, Burhaniye ilçeleri sınırlarında ve Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde faaliyet gösteren Nurol Holding’e ait TÜMAD Madencilik 2012 yılında ruhsatını almış ve sondaj çalışmalarına başlamıştır. 2017’de Lapseki’de, 2019 Temmuz ayından itibaren de İvrindi’deki tesislerinde siyanürle altın ayrıştırma faaliyetlerini sürdürmektedir.

Burhaniye’nin ve toplamda tüm Edremit Körfezi’nin en yakıcı ve en hayati sorunu Burhaniye/İvrindi sınırındaki TÜMAD altın madenciliğinin üretime geçmesiyle ekolojik kirlenme Karadere, Korucaoluk ve Yaylacık köyleriyle sınırlı kalmayacak, Burhaniye’nin ve hatta körfezin tamamı bu kirlilikten nasibini alacaktır.

Bundan böyle, madenin yaptığı ayrıştırma işlemleri esnasında kullanacağı siyanür ve diğer ağır metaller bölgedeki tüm yeraltı sularına ve Burhaniye’nin su kaynağı olan Düdüklü suyuna karışacak, kırma, eleme ve diğer süreçlerde ise yine siyanür, arsenik gibi ağır metaller havaya ve toprağa karışacaktır.

Kuvartz tozlarının bitkilere ve meyvelere yapışması ve insanlar tarafından tüketilmesinin, siyanür, arsenik, civa, kadmiyum, antimon, çinko ve civanın bölgedeki tüm habitata ölümcül etki edeceği Dünya Sağlık Örgütü kriterlerince de desteklenmektedir. Havayı, suyu ve toprağı etkileyen gürültü, deprem, toz, sis, rüzgâr ve etkileyeceği nüfus yoğunluğu gibi parametrelerin içinde tüm bölgenin ne kadar etkileneceğine dair, kümülatif bir Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) yapılmamıştır. Örneğin; kaç insanın kanserden öleceği, Düdüklü İçme Suyu’na karışacak siyanürün, kuvarts tozlarının sonraki yıllarda yaratacağı tablodan hiç söz edilmemiştir. Üstelik maden sahası tarım ve hayvancılıkla geçimini sürdüren köylere çok yakın olmasına, içme suyu olarak kullanılan yeraltı su kaynaklarına, Düdüklü Suyu’na 2.5 km uzaklıkta olmasına rağmen;

TÜMAD madeninin toplam ruhsat alanı 66.060.000 m2dir. Bu da 7.902 adet futbol sahası kadar bir alan demektir. Açılan dört adet cehennem çukurunun boyutları, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük maden ocağı olduğunun da göstergesidir.

Bu devasa proje, Avrupa Kalkınma Bankası tarafından finanse edilmektedir. Çok uluslu ve çok ortaklı bir banka olan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ortakları arasında Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa Birliği de bulunmaktadır. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 64 ülkeyede altyapı, enerji, tarım, sanayi ve finans sektörlerine yatırım yapmaktadır. Bu maden, kapladığı alan ve çevresel etki değerlendirme sonuçlarına göre A kategorisindedir.

TÜMAD, ülke ve bölge ekonomisine büyük! katkı sağlayacağı (elde edilecek altının şirket tarafından beyan edilecek miktarının sadece %2’sinin devletin kasasına gireceği göz önüne alınırsa) ve bölgede (Çanakkale/ Balıkesir) büyük! İstihdam (ortalama 500 kişi) sağlayacağı iddiasıyla, iki Türk Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) 210 milyon dolar finans sağlayarak, Madra’daki yaşayan tüm canlıların, derelerin, havanın, suyun, toprağın katline ferman vermiştir.

40 kişinin bir saatte havaya verdiği karbondioksiti yetişkin bir çam ağacı 1 saatte oksijene dönüştürüyorken TÜMAD Madencilik, yol yapmak, enerji nakil hattı çekmek ve maden sahasında inşaat faaliyetlerini yürütmek için yüzlerce ağaç kesmiştir. Karaçam ormanları yok edilerek oksijenimiz yani yaşamımız elimizden alınmaktadır.

Siyanürle ayrıştırma ve açık ocak liç yöntemi dünyanın en ucuz ama en vahşi yöntemidir.

Madenin çıkartılma işleminden sonra yapılan tahribatı düzelteceklerini söyleyen madenciler, doğayı asla eski haline getirememekteler.Amerika’da maden arama sonrası yapılan rehabilitasyon yani iyileştirme işlemi için çıkarılan altının 25 katı harcama yapılmasına rağmen olumlu sonuç alınamamıştır.

TÜMAD Madenciliğin bölgede kullanacağı 6 adet yer altı suyunun seviyesi 100 yıl sonra doğal haline dönüşecek. 2044 yılına kadar kullanım ruhsatı alan şirketin bırakacağı tahribatı anlamak ve doğanın kısmen eski haline gelebilmesi için;

Madenin bitiminin 20. yılında, maden atıkları alanındaki kirletici madde miktarı yüzde 50’ye düşecek.

50. yılında yüzde 20’ye olacak, 100. yılın sonunda büyük ölçüde ortadan kalkacak. Madra’mız 21 yılında bugünkü doğal yaşamına dönebilecektir. Çocuklarımız ve onların çocuklarını nasıl bir tehlikenin beklediğini fark etmeliyiz.

Madenin çıkartılma işleminden sonra yapılan tahribatı düzelteceklerini söyleyen madenciler, doğayı asla eski haline getirememekteler. Amerika’da maden arama sonrası yapılan rehabilitasyon yani iyileştirme işlemi için çıkarılan altının 25 katı harcama yapılmasına rağmen olumlu sonuç alınamamıştır.

Nurol Holding/TÜMAD’ın İvrindi /Burhaniye sınırlarında ve Çanakkale/Lapsekideki siyanürle altın çıkarma faliyetlerinin 30 yıl süreceğinden yola çıkarsak, doğanın bugünkü haline gelebilmesi için ortalama 100 yıla ihtiyacı var.

Yıl 2144 olduğunda siyanüre kaç kurban vereceğiz ?

Biz ölürken birileri zengin olacak. Devlet, çıkan altının sadece yüzde 2’si üzerinde hak sahibi olurken yüzde 98’lik pay şirkete kalacak.

Uğruna ölünecek toprak VATAN’dır. Biz kim için öleceğiz ?

Avrupa Birliği kendi sınırları içinde siyanürle ayrıştırmaya yasak getirmiştir.Türkiye’de ve bölgemizde “insan sağlığı” Avrupa’daki insanların sağlıklarından daha mı değersizdir? Havamız, suyumuz, toprağımız bu kadar mı sahipsizdir?

ABD’de bulunan 900’ü aşkın siyanür barajının 800’ü sızdırmaktadır. Atık barajında olabilecek bir sızıntı ile ağır metallerin ve siyanürün yeraltı sularına geçmesi durumunda 50 km yarıçaplı alan yaşanabilir olmaktan çıkmaktadır. TÜMAD Madencilik Düdüklü Suyu Kaynağı’na 2.5 km uzaklıktadır.

Birinci derece deprem kuşağında olmamız ve dünyada yaşanan örneklerinin olması tehlikenin bir başka boyutudur.

Köydeki vatandaş iş vaadi, gasilhane, düğün salonu, hayvan yemi, çocuk parkı, meydan düzenlemesi gibi hizmetler karşılığı madene “rıza” gösteriyor. Yoksul halk ve yörenin işsiz gençleri için TÜMAD’da çalışmak bedelini ağır ödeyecekleri bir durumdur. Toprakları, meraları ellerinden alınan köylü daha da çaresizleşecek, kendi topraklarında küresel sermayenin kölesi olacaktır.

Sağlıklı bir çevrede yaşamak her bireyin anayasal hakkıdır. (Madde: 56) Çöktürme havuzlarındaki ağır metallerle ve siyanürle ölmek bizim tercihimiz değil, ama buna karşı çıkmak bizim tercihimiz olmalıdır.

Çocuklarımıza 100 yıl sonrada yaşanabilir bir çevre bırakmak ve doğal kaynaklarımızın kirletilmemesi ve talan edilmemesi için TÜMAD’ın faaliyetleri acilen durdurulmalıdır. Devlet halkı için bunu yapmalıdır. Çevreyi korumaya yönelik kanunlar madenciler lehine değiştirilmemeli, ormanlar, yeraltı suları ve dereler, havamız, toprağımız, denizimiz kapitalist sermayeye teslim edilmemeli, yaşama alanlarını koruyan halk baskı ile susturulmamalıdır.

Burhaniye Sen Susma!

UNUTMA!

Çocuklarımıza bir “YARIN” borcumuz var.

BURHANİYE ÇEVRE PLATFORMU