(Pelin Cengiz / Artı Gerçek – 24 Kasım 2019)

Tüm bu olup bitenlerden sonra ‘Bu daha kömür dağının görünen yüzü’ demek daha doğru olacak. Kömür sevdası bizi hem ekolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir karanlığa sürüklüyor.

Sıfır atık kampanyası, ücretli plastik poşet, özel araçlarda sigara içilmemesi gibi göstermelik işlerden sonra döndük dolaştık yine Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış kömürlü termik santrallere Haziran 2022’ye kadar baca filtresiz çalışma izni veren kanuna… 2013’ten beri çevre yatırımlarını gerçekleştirme taahhütlerini yerine getirmeyen ve kendilerine tanınan süreler, yasal düzenlemelerle üç defa uzatılan termik santrallere dördüncü kez toprağı, havayı, suyu kirletme, toplum sağlığını tehlikeye atma izni verildi. Türkiye’nin en eski ve en kirli santralleri yaklaşık üç yıl daha zehir saçmaya, insanların, diğer canlıların yaşamını tehdit etmeye, doğayı kirletmeye devam edecek.   Kısa süre önce şu yazıda altı yıllık sürecin nasıl işlediğine yer vermiştik. Teklif, yasalaştığı için süreci tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum.

• 2013’te 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ilk yürürlüğe girdiğinde, yasanın Geçici 8’inci Maddesi ile kömürlü termik santrallerin özelleştirilmesinin ardından, bu santrallerin çevre yatırımlarını tamamlamaları için 2018’e kadar süre tanındı.

• 2014 yılında Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 56’ncı maddesi gereğince, çevre yatırımlarının bu kadar ertelenmesinin anayasaya aykırı olduğuna karar vererek Geçici 8’inci Madde’yi iptal etti. Anayasa Mahkemesi, 2014 ve 2017’de iki kez, Türkiye’nin en kirli termik santrallerinin çevre yatırımlarını yapmalarına, 2019 sonuna kadar bu yatırımların tamamlanmasının mecburi olmasına karar verdi. TBMM’nin hem 14 Şubat 2019 tarihli kendi kararına hem de Anayasa Mahkemesi’nin 2014 ve 2017 tarihli kararlarına uygun hareket edilerek, bu yasa teklifinin geri çekilmesi gerekirdi.

• 2016’da kanunda tekrar düzenleme yapıldı ve çevre yatırımlarının tamamlanması için verilen süre Aralık 2019’a kadar uzatıldı.

• Şubat 2019’da söz konusu santrallerin çevre yatırımlarına iki yıl daha süre veren Maden Kanunu Teklifi’nde yer alan 45’inci Madde, tüm siyasi partilerin ortak önergesiyle kanun teklifinden çıkarılarak komisyona geri çekildi. Geçtiğimiz haftalarda tekrar gündeme getirilen ve geçen hafta “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nde yer alan Madde 50, 217 kabul ve 36 red oyuyla yasalaştı.

36 red oyu beraberinde başka bir tartışmayı gündeme getirdi. Şu listeden kimlerin oylamaya katılmadığına, kimlerin katılıp red oyu verdiğine bakılabilir.

Twitter üzerinden muhalefet eden CHP, HDP ve İyi Parti milletvekillerinin pek çoğunun oylamaya katılmaması kabul edilebilir değil. Hatta Twitter’da esip gürleyip oylamada kabul oyu vereni bile var. Meclis yurttaşlar adına temsiliyet yeridir, tavır koyma yeridir, hak savunuculuğu yeridir, mücadele alanıdır. Maalesef, Meclis’teki bütün partilerin öncelikleri arasında çevrenin olmadığını da görüyoruz.

İktidar partisinin gündeme getirdiği bir yasa teklifi geçmiş tecrübelerden biliyoruz, eninde sonunda yasalaşır. Ancak, yasa yapılırken oylamaya katılmamayı meşrulaştıramayız, bunun sorumluluğunu üzerlerine almak zorundalar.

O bacalar zehir saçtığı sürece kendi yerellerine gittiklerinde seçmenlerine hangi yüzle bakabilecekler?

Diğer taraftan, bu ekonomik ömrünü tamamlamış termik santralleri özelleştirmeler yoluyla alan şirketlerin bazılarının bu santraller için aldıkları kredilerin geri ödemelerinde güçlük yaşadığını, borç yapılandırmasına gittiklerini biliyoruz. Hem ekonomik olarak ömrünü doldurmuş santralleri satın alarak zarara uğradılar, hem de kur krizinin ve Türkiye’deki kömürün verimsiz olmasının etkisiyle bu santralleri işletmekte giderek daha fazla zorlandılar. Çevre yatırımlarını yerini getirme konusunda da başından beri istekli olmadılar. Bu santrallerin bundan sonraki ömrü çok fazla olmadığı için şirketler, çevre yatırımlarını yapmayarak zaman kazanma yoluna gidiyor.

Yasa teklifinin tekrar gündeme taşınmasının ardında özelleştirmelerden dört termik santral satın alan Çelikler Holding’in olduğu söyleniyor.

İlginçtir, Türkiye gündeminde tartışma sürerken, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Çelikler Holding ile ilgili, TBMM’de Afşin Elbistan Termik Santrali konusunda yaptığı konuşmada, “Derebeyi gibiler, beni, AKP Milletvekillerini, Ahmet Özdemir’i tehdit ediyorlar. İşçilere telefon numaralarımızı veriyorlar. Arayın diyorlar ve o kadar rahatlar ki kimse bize dokunamaz diyorlar” açıklamasında bulundu.

Ancak, kimse bu açıklamanın peşine düşmedi.

Şirket yetkililerinin işçilere milletvekillerini aratarak, “bu madde geri çekilirse hepimiz işsiz kalacağız” diye baskı yaptığı konuşulanlar arasında…

Çelikler Holding, enerji dışında inşaat, maden, hazır beton ve turizm alanında faaliyetleri var. Tam AKP iktidarının sevdiği türden bir sermaye grubu. İnşaat başlığı altındaki işlerinin pek çoğu otoyol, tünel, demiryolu projesi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hizmet binası işini de alarak inşaat faaliyetlerini taçlandırmışlar. Maden başlığı altında da beş farklı linyit ve kömür işletmeleri bulunuyor.

Termik santrallere kirletme hakkını uzatan bu yasanın nasıl bir ekonomik maliyet oluşturduğuna ve nasıl bir devlet politikası olduğuna dair verileri adım adım ilerleyerek anlatalım:

Kömürlü termik santrallerin çevresel yatırımlarını tamamlamaları için ek süre verilmesi meselesi tekrar gündeme geldiğine 15 termik santralin adı sayıldı, öncelikle ona bir düzeltme yapalım. Aşağıda sahiplik yapılarıyla birlikte güncel hallerini görebileceğiniz üzere bu sayı aslında 16. 

Kömürlü termik santrallerin sahiplik yapısı şöyle:

  • 18 Mart Çanakkale Termik Santrali (Çanakkale) – EÜAŞ
  • Silopi Elektrik Termik Santrali (Şırnak) – Ciner Enerji
  • Afşin Elbistan A Termik Santrali (Kahramanmaraş) – Çelikler Holding
  • Karabük Demir Çelik Termik Santrali (Karabük) – Kardemir
  • Tunçbilek Termik Santrali (Kütahya) – Çelikler Holding
  • Seyitömer Termik Santrali (Kütahya) – Çelikler Holding
  • Soma A Termik Santrali (Manisa) – EÜAŞ
  • Soma B Termik Santrali (Manisa) – Konya Şeker Enerji 
  • Kangal Termik Santrali (1. ve 2. üniteler) (Sivas) – Konya Şeker Enerji
  • Çatalağzı Termik Santrali (Zonguldak) – Bereket Enerji
  • Yatağan Termik Santrali (Muğla) – Bereket Enerji
  • Çayırhan Termik Santrali (Ankara) – Ciner Enerji
  • Yeniköy Termik Santrali (Muğla) – Limak Enerji ve İçtaş Enerji
  • Kemerköy Termik Santrali (Muğla) – Limak Enerji ve İçtaş Enerji
  • Orhaneli Termik Santrali (Bursa) – Çelikler Holding
  • Afşin Elbistan B Termik Santrali (Kahramanmaraş) – EÜAŞ

• Genel fotoğrafa baktığımız zaman Türkiye’de faaliyet gösteren toplam kömürlü termik santrallerin sahiplik yapısında 14 şirket dikkat çekiyor: Bunlar Bereket Enerji, Çelikler Holding, Ciner Enerji, Diler Elektrik, Doğanlar Enerji Grubu, EÜAŞ, Hattat Holding, IC İçtaş, Kalyon Holding, Kolin Şirketler Grubu, Konya Ilgın Elektrik, Konya Şeker, Limak Holding, Yıldırım Enerji Holding.

• Termik santral özelleştirmelerinin başladığı 2013 yılından 2018 sonuna kadar bu şirketler, yerli ve yabancı bankalardan toplamda 9,2 milyar dolar kredi kullandılar: En fazla krediyi 2,965 milyar dolar Limak Holding kullandı. Onu 2,134 milyar dolarla IC İçtaş takip etti. 1,971 milyar dolarla Çelikler Holding üçüncü sırada yer alarak diğer ikisini takip etti.

• Bu şirketlere yerli ve yabancı olmak üzere 20 banka kredi verdi: İlk 10’da sırasıyla Garanti Bankası, Halkbank, Ziraat Bankası, İş Bankası, Koç Finansal Hizmetler, Vakıfbank, Unicredit, ING Bank, Sberbank, Kuwait Finance House yer aldı. Genel tabloya baktığımızda bu kirli şirketlerin projelerinin yüzde 90’ı Türkiye merkezli kreditörler tarafından finanse edildi. Onu Hollanda, İtalya, Rusya, Almanya ve Kuveyt izledi.

İtalyan Unicredit ile ortaklığı bulunan Yapı Kredi ve İspanyol BBVA ile ortaklığı bulunan Garanti Bankası’nın bugüne kadar kömürü nasıl finanse ettiğinden şu yazıda bahsetmiştik. Reuters’ta yer alan son habere göre, Unicredit, Yapı Kredi’deki payını Koç Grubu’na satarak Türkiye’den çekilme kararı aldı ve çıkış sürecini başlattı. Bu kadar kirli projeyi fonladıktan sonra…

• Yukarıda da belirttiğimiz üzere burada Çelikler Holding ile ilgili ayrı bir başlık açmak gerekiyor. Çelikler Holding bünyesinde şu anda dört adet kömürlü termik santral bulunuyor: Bunlar, Afşin Elbistan A Termik Santrali (Kahramanmaraş), Orhaneli Termik Santrali (Bursa), Tunçbilek Termik Santrali (Kütahya) ve Seyitömer Termik Santrali (Kütahya) Grup bünyesinde enerji faaliyetleri altında bir adet HES ve iki adet jeotermal üretim tesisi var. Şirket bu dört termik santrali de özelleştirme yoluyla satın aldı ve 1,97 milyar dolar kredi kullandı.

Türkiye’de kömüre dayalı yatırımların ve mevcut endüstrinin nasıl bir devlet politikasıyla eşgüdümlü olarak ilerlediğine yer verdiğim bir önceki yazımda “Sanırım daha buz dağının görünen yüzündeyiz” demiştim.

Aslında tüm bu olup bitenlerden sonra “Bu daha kömür dağının görünen yüzü” demek daha doğru olacak. Kömür sevdası bizi hem ekolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir karanlığa sürüklüyor.

Filtre tartışması, benim açımdan termik santral özelinde fosil yakıta dayalı enerji üretimini meşrulaştırmak demek. Bu çağda, temiz ve ucuz alternatifler varken, dünya azaltım ve uyum politikalarını konuşurken ve mevcut iklim krizinin içinden geçerken bu tartışmayı ciddi anlamda zul görüyorum. Ancak, reel ekonomi politik bizi hem ekonomik hem ekolojik gerçeklerle yüzleştirmek zorunda bırakıyor, bizi bu tartışma zeminine çekiyor.