Haber

Published on Kasım 28th, 2019 | by Kuzey Ormanları Savunması

Sedat Ergin: Termik santral düzenlemesiyle Anayasa Mahkemesi kararları nasıl baypas edildi?

(Sedat Ergin / Hürriyet – 26 Kasım 2019)

“TBMM’nin termik santrallerle ilgili kabul ettiği düzenlemenin AYM kararlarına uymadığını belirtmek için anayasa hukuku uzmanı olmaya gerek yok”.

Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin, TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ve termik santrallarda çevreyi koruyucu önlemlerin -başta filtre olmak üzere- ertelenmesini öngören yasa maddesiyle ilgili tartışmaları AYM kararlarıyla yorumlanması gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) termik santralların çevreye uyum yükümlülüklerinin ertelenmesini öngören yasa maddesini iptal ettiği 22 Mayıs 2014 tarihli kritik kararının kilit paragrafı bu ifadeyle başlıyor.

AYM’nin oybirliğiyle aldığı bu karar bir sonraki cümlede şöyle devam ediyor:

“İnsanın, toplumun ve çevrenin varlık, sağlık ve güvenliği ile bu konuda Anayasanın Devlete yüklediği görev göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu kuralla belirtilen süre zarfında Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne (EÜAŞ) bağlı santrallar ile özelleştirilen santralların elektrik üretim faaliyetlerinde çevre mevzuatına tabi olmaması kabul edilemez.”

İşte bu kuvvetli gerekçelerle termik santralların yükümlülüklerinin 2021 yılı sonuna kadar ertelenmesine kapıyı aralayan yasa hükmünü iptal ediyor AYM.

Geçen hafta TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ve termik santrallarda çevreyi koruyucu önlemlerin -başta filtre olmak üzere- ertelenmesini öngören yasa maddesiyle ilgili tartışmalar bütün yoğunluğuyla sürüyor. Bu tartışmaları değerlendirirken, AYM’nin alıntı yaptığımız bu konudaki birinci kararıyla yola çıkmamız gerekiyor.

AYM’nin 2014 yılındaki bu kararına yol açan dosya, AK Parti iktidarının 14 Mart 2013 tarihinde TBMM’den geçirdiği ve 30 Mart 2013’te yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici sekizinci maddesiyle ilgili. Bu geçici madde ile EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak ve işletme birimleri ile varlıklarına -bunların özelleştirilmeleri halinde de geçerli olmak üzere- “çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleşmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31 Aralık 2018 tarihine kadar süre tanınıyor”.

Ancak, aynı maddede Bakanlar Kurulu’na bu süreyi üç yıl kadar uzatma yetkisi de veriliyor. Bu süre eklendiğinde, erteleme süresi 2021 yılı sonuna kadar uzatılmış oluyor. Yasanın 2013 mart ayında çıktığı dikkate alınırsa, termik santral işletmelerine tanınan esneklik toplamda 9 yıla yaklaşmış oluyor.

Çarpıcı olan bir nokta daha var. Yasada, bu tesislerde “elektrik üretim faaliyetinin durdurulamayacağı ve idari para cezası uygulanamayacağı” hükme bağlanıyor. Yani, 2022 yılı başına kadar termik santral işletmelerine çevreye uyum yükümlülükleri açısından mutlak bir ceza muafiyeti tanınmış oluyor.

AK Parti iktidarının bu yasayı çıkarmasının ardından CHP, buradaki düzenlemenin “Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının oldukça uzun bir süre ortadan kaldırılması anlamına geldiğini” belirterek, Anayasa’nın 2, 5, 22 ve 56’ncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvuruyor.

AYM, 22 Mayıs 2014 tarihinde aldığı bir kararla bu düzenlemeyi iptal ediyor. Kararın 24 Haziran 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçesinde Anayasa’nın iki maddesine yapılan vurgular dikkat çekici.

Bunlardan birincisi, devletin temel amaç ve görevleri arasında “…kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı… insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmayı” da sıralayan Anayasa’nın 5. maddesi.

AYM, bir de Anayasa’nın “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” şeklindeki 56. maddesine vurgu yapıyor.  

AYM, kararında 2872 sayılı Çevre Kanunu’nu da hatırlatıyor. Bu yasanın amacı, birinci maddesinde “Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak” şeklinde tanımlanıyor. Bu yasa, temel bakışı itibarıyla çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında bir dengenin kurulmasını gözetiyor. AYM de kararında, sağlıklı ve dengeli bir çevre için elektrik üretim faaliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini belirtiyor.

AYM, bu çerçevede çevreyi koruyucu yükümlülüklerinin süresinin uzatılması ve ayrıca üretimini durdurulamayacağı ve idari para cezası uygulanmayacağı yolundaki düzenlemenin elektrik faaliyetlerinin denetimini olanaksız hale getireceğini belirtiyor.

Yüksek mahkeme, sonunda bu yazının girişinde alıntıladığımız gerekçelerini de kayda geçirerek, santralların çevre yükümlülükleri açısından 2018 yılı sonuna kadar mevzuat dışı tutulması ve bunun üç yıl uzatılması ihtimaliyle tanınan sürenin “ölçülü olmadığı ve sürdürülebilir çevre ilkesiyle de uyumlu olmadığını” kanaatine varıp bu maddeyi iptal ediyor.

AK Parti hükümeti, AYM’nin iptal kararı üzerine 4 Haziran 2016 tarihinde TBMM’den santralların çevre yükümlülükleri için tanınan süreyi -uzatma seçeneği olmaksızın- 31 Aralık 2019 olarak belirleyen yeni bir yasa geçiriyor. Böylelikle, ilk yasada -uzatma dahil- 2021 sonuna kadar tanınan süre yeni yasada 2019 sonuna çekiliyor.

CHP, bu düzenlemeyi de iptal talebiyle AYM’ye götürüyor. AYM, 28 Aralık 2017 tarihinde aldığı kararda, yükümlülük süresini 31 Aralık 2019’la sınırlayan yeni düzenlemeyi Anayasa’ya uygun buluyor. Yine oybirliğiyle alınan bu kararın gerekçesinde, “tanınan sürenin kesin olduğuna” dikkat çekerek “Öngörülen müdahalenin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşılmaktadır” deniliyor.

Bu kararın önem taşıyan yönü, yeni yasanın erteleme süresi boyutuyla ilgilidir. AYM kararında, ilk yasada tanınan toplam sürenin 3 yıllık uzatma ile birlikte “8 yıl 9 ay 1 gün”, yeniden düzenlenen geçici maddede öngörülen sürenin ise “3 yıl 6 ay 14 gün” olduğuna dikkat çekilerek, “ve bu sürenin Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmasının ise mümkün olmadığı anlaşılmaktadır” deniliyor.

AYM, ilk düzenlemede 2021 sonuna kadar uzayabilecek olan sürenin bu kez 2019 sonunda kesin bir şekilde bitecek olmasını ‘ölçülü’ bulmuştur.

Gelgelelim AYM’nin süre uzatımıyla ilgili öngörüsünün isabetli çıkmadığı geçen perşembe günü TBMM’de yaşanan bir gelişmeyle ortaya çıkmıştır. Çünkü, TBMM’de kabul edilen yeni vergilere ilişkin yasaya eklenen bir madde ile yasayla santralların çevre yükümlülükleri için 31 Aralık 2019 olarak öngörülen ‘sona erme’ süresi “iki buçuk yıl” uzatılmıştır. Bu da bizi 30 Haziran 2022 tarihine götürüyor. Yani, iptal edilen ilk yasadaki 2021 sonu süresini de aşıyor yeni düzenleme.

Bu durumda TBMM’nin kabul ettiği yeni düzenlemenin AYM’nin hem 2014 tarihli birinci hem de 2017 tarihli ikinci kararına aykırı olduğunu belirtmek için anayasa hukuku uzmanı olmaya herhalde gerek yoktur.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑