(Demet Sargın / Birgün – 27 Aralık 2019)

Yurdun bir yanı orman yangınlarıyla boğuşurken diğer yanında aşırı yağışlara bağlı olarak yaşanan seller hayatı durma noktasına getirdi. Konuyu BirGün’e değerlendiren uzmanlar iklim krizine işaret ediyor

Adana’da geçen pazartesi günü başlayan ve etkisini artırarak devam eden kuvvetli yağış, hayatı felç etti. Yağışlar nedeniyle birçok cadde ve sokak sular altında kaldı. Birçok ev ve işyeri ile bazı kamu bina ve hastanelerin bodrum katlarını da su bastı. Kuvvetli sağanak nedeniyle sel suları altında kalan İmamoğlu-Adana karayolunun Mustafalar mevkiinde çökme meydana geldi. Bir bina, kolonlarında oluşan çatlaktan dolayı boşaltıldı. Aralıksız olarak devam eden yağış, tarım arazilerine de büyük ölçüde zarar verdi. Arazide mahsur kalan 4 kişi, askeri helikopterle kurtarıldı. Adana Valiliği’nde kurum ve kuruluşların da yer aldığı kriz masası oluşturuldu. Kentteki birçok okul yağış sebebiyle eğitim ve öğretime ara vermek zorunda kaldı. Ceyhan ilçesindeki ekili tarım alanları da sular altında kaldı.

Karadeniz bölgesinde ise 3 günde 75 noktada çıkan, 260 hektar orman ve tarım arazisinin zarar gördüğü yangınlar bölgede korkuya sebep oldu. Yangının büyümesine sebep olarak sıcak esen rüzgârlar ve kuraklık gösterildi.

Konuyla ilgili BirGün’e konuşan Karadeniz Teknik üniversitesi Orman Fakültesi’nde görevli Akademisyen Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu “Bu yaşananlar ekstrem olaylardır. İklim krizinin göstergeleridir. Bu yüzden iklim krizi diyoruz artık” dedi. Hava olaylarının artık tahmin edilmekten uzak olduğunu söyleyen Kurdoğlu, şöyle devam etti: “Ne zaman nerede ne olacağını ancak çok kısa süre önce öğrenebiliyoruz. Uzun vadeli tahminler artık neredeyse imkânsız. Normal şartlarda en çok yağış alması gereken yer olan Doğu Karadeniz kurak geçiyor. En sıcak olması gereken yer Adana ise sellerle boğuşuyor. Sıcaklık rekorları kırılıyor. Bunları iklim krizinden başka bir durumla açıklamak mümkün değil.”

Talan afetlerin etkisini arttırdı

Doğa talanının, afetler üzerinde etkili olduğuna değinen Kurdoğlu şöyle devam etti: “Doğanın hoyratça kullanımı, kentleşmenin yeşil alanlarla planlı programlı olarak değil betonlaşma ve büyüme endeksli olması yaşanan bu ekstrem hava olaylarının kolaylıkla afete dönüşmesine neden oluyor. Doğada afetler elbette vardır doğa kendini tanzim eder ama siz doğayı o kadar dönüştürdünüz ki doğanın önemli bölümü dönüştürülmüş ekosistemler haline geldi. Böylece insanlar da zarar görmeye başladı. Doğadaki değişimlerle suyun tutulma mekanizmaları da azalmaya başladı. Ormanlar kesildi, dağlardaki su yükü aşağı aktı, aşağıda da betonlaşma sebebiyle su yüzeyde kaldı ve seller oluştu.”

HES’ler ormanları yakacak

Doğu Karadeniz’de yaşanan orman yangınlarına da değinen Kurdoğlu, kuraklık sebebiyle kuru olan havanın ve ağacın, lodosun da etkisiyle kolayca yandığını ve çok sayıda yangın meydana geldiğini söyledi. Gelecekte HES’lerin de yangınlara sebep olacağını söyleyen Kurdoğlu, son olarak “HES’ler sebebiyle Karadeniz’de ormanlar, parça parça iletim hatlarıyla dolduruldu. Şimdilerde de yaşamaya başladık ama gelecekte bu iletim hatları sebebiyle daha fazla orman yangını yaşanacaktır. Artık yapmamız gereken tek şey iklim krizini göz ardı etmemek. Ne yatırım yapacaksak yapalım, öncelikli olarak hep iklim krizi düşünülmeli” ifadeleriyle sözlerini sonlandırdı.

Bölgesel olarak farklı ve aşırı hava olaylarının aynı zaman diliminde görülmesini yorumlayan uzmanlar çubuğu iklim krizine büküyor. Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe), Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Gündüzyeli de yaşananların şaşırtıcı olmadığını söyledi. “Türkiye’nin de içinde olduğu Doğu Akdeniz Havzası dünyada en çok iklim kırılganlığı olan parçalardan biri” diyen Gündüzyeli şöyle devam etti: “Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) 2009’dan beri Doğu Akdeniz İklim Merkezi yürütücüsü. Havzada yer alan ülkelerin iklim krizine bağlı olarak değişen hava olaylarını, sıcaklıklarını takip ediyor. Buradan da görüyoruz ki yaşananlar beklenmedik değil. İklim krizinin etkilerini en çok bizim hissedeceğimizi çok kez raporlarda yazdı. Bu havza çok önemli. Buna göre adım atılmalı. Dünyada küresel sıcaklığı 1,5 derecede sabit tutmak istiyoruz ama Türkiye için bu derece daha hızlı ilerliyor. 1.2 civarlarındayız sıcaklık artışında yani giderek 1,5 dereceye yaklaşıyoruz. Dünya için istemediğimiz sıcaklık artışının, ülkemizde de ilerlememesi için önlem alınmalı.”

Fosil yakıtlardan vazgeçilmeli

Küresel sıcaklık artışının önüne geçmekte en önemli adımın fosil yakıtlardan vazgeçmek olduğuna değinen Gündüzyeli, “Fosil yakıtlardan vazgeçme konusunda iklim kırılganlığı olan ülkelerin daha hızlı davranması lazım, mesela Türkiye’nin. Bu konuda öncü olarak Amerika gibi devletleri motive etmesi lazım. Başka yol yok” ifadelerini kaydetti.