(Yeşil Gazete – 28 Ocak 2020)

Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, bakanlığın Çevre Planı’nda yaptığı değişikliğe itirazlarını sunmak için Beşiktaş Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü önündeydi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın Kanal İstanbul ÇED Raporlarına itirazlar sürerken açıkladığı İstanbul ili Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı‘nda yaptığı değişikliğe itirazlar bugün sonlandı.

Beşiktaş Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu “Kanala değil, depreme bütçe” pankartı açarak “Rant ve talan projesi”, “Kanal İstanbul’a hayır” pankartları açarak projeye tepkilerini dile getirdi.

‘Kanal’a değil depreme bütçe ayrılmalı’

Ya Kanal Ya İstanbul adına basın açıklamasını Kemal Doksanyedi okudu. Doksanyedi, İstanbul’un deprem riskine vurgu yaparak bilim insanlarının İstanbul’da 1 milyon konutun güvenli olmadığını, 100 bini aşkın konutun ise olası depremde yıkılabileceğini öngördüğünü söyledi ve “İnsanlar deprem olduğu için değil, kötü yapılaşmadan dolayı can verirken, evsiz kalırken, bir avuç zengine kâr sağlayacak Kanal Projesi’ne değil depreme bütçe ayrılmalıdır” dedi.

‘Fay hattına kanal yapılması isteniyor’

Çevre Düzeni Planı’nda yapılan değişikliğe itirazımızın önemli nedenlerinden birisinin de deprem olduğunu söyleyen Doksanyedi “Deprem bilimciler kanalın Marmara ağzının İstanbul depreminden şiddetli bir biçimde etkileneceğini açıkça söylüyor. Plan değişikliği, 3 canlı fay hattının yer aldığı bölgede nüfusu 1 milyona varan bir yeni şehir kurulmasını öngörüyor. Bu yerleşim deprem ve tsunami riskinin etkilerini büyütecektir. Yeni Şehir Projesi katliama davetiyedir” dedi.

‘ÇED süreci hukuksuz’

İstanbul’da büyük bir ekolojik yıkıma neden olacak plan değişikliğine itirazlarını sıralayan Doksanyedi, “Planlama süreçleri ve ÇED süreçleri hukuksuzdur ve bu nedenle söz konusu plan değişikliği yok hükmündedir. Plan değişikliği, 1/100 000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı ana kararlarıyla çelişmektedir. Bu anlamda hukuksuz ve yok hükmündedir” ifadelerini kullandı.  Doksanyedi, Çevre Planı’ndaki değişiklik ile ilgili itirazları ise şu şekilde paylaştı:

Plan değişikliğinin kendi plan notları ile plan arasında da tutarsızlık söz konusudur: İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda İstanbul’un sürdürülebilir gelişmesi açısından vazgeçilmez öneme sahip ekolojik kuşak ve koridorların ana bileşenlerinin içme suyu havzaları ve orman alanları olduğu belirtilmektedir. İstanbul’un sürdürülebilir gelişmesi açısından vazgeçilmez öneme sahip ekolojik kuşak ve koridorların ana bileşenlerinin içme suyu havzaları ve orman alanları olduğunu açıkça belirtilmesine rağmen, 1/100 000 plan değişikliği, bu kabulle hazırlanmamıştır. Plan notları ve plan arasında tutarsızlıklar bulunmaktadır.

‘Katılım gözetilmedi’

Planın hazırlanmasında katılımı sağlamak üzere toplantı, çalıştay, duyuru gibi yöntemlerle bilgilendirme yapılmamış, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmamıştır. ÇED raporuna göre Küçükçekmece Gölü kıyısındaki Bathonea Antik Kenti, İstanbul’daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları gibi kültürel varlıklar proje tarafından yutulacaktır. Köyler ortadan kalkacak, mezarlıklar yok olacaktır. Kamu yararını esas almamaktadır.





‘Plan bütüncül değil’

Yenişehir planlama yaklaşımı, bugüne kadar İstanbul için yapılmış bütüncül yaklaşımlı üç ana plana da aykırı olarak; ‘bütüncül’ değil, ‘parçacı/projeci’, koruma-kullanım dengesini gözeten değil, yalnızca kullanan, katılımcı değil, siyasi üst kararlarla, emredici bir yaklaşımdır. Kamu yararını esas almaktan ise çok uzaktır. Bu türden plan bütünlüğünü bozucu otonom kararlarla yapılan projeler çevresinde başka yeni yatırım ve yasa dışı yapılaşmaları da tetikleyecek ve kentin kuzeyindeki hassas bölgelerini tahrip edici bir kısır döngüye neden olacaktır. Proje kentsel ölçekteki tüm alt yapıyı ve ulaşım akslarını parçalayarak, kamuya çok yüksek ve önceliği olmayan sosyal ve ekonomik maliyetler yükleyecektir ve bu anlamda da kamu yararına değil zararınadır.

‘Doğanın yok edilmesi maliyetlendirilemez’

Doğanın yok edilmesi maliyetlendirilemez. Karadeniz’in kıyı coğrafyası bozulacaktır. Su fakiri İstanbul’un su kaynakları yok olacaktır. Temel haklardan olan yaşam hakkı, su hakkı halkın ve gelecek kuşakların elinden alınmaktadır. Doğanın bu ölçekteki tahribinin maliyetini kim, nasıl, neye göre hesaplayabilir? Kentli hakkını yok sayan, toplumun, gelecek kuşakların ve tüm canlıların yaşam hakkını gasp eden bir projedir.

Basın açıklamasının ardından yurttaşlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevre Düzeni Planı’nda yaptığı değişikliğe itiraz ettikleri dilekçeleri bakanlığa iletti.