Okuma süresi: 2 dakika

(Seçkin Ulaş Barbaros – KOS Medya – 31 Ocak 2020)

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan bilimsel araştırma sonucu Kınalı Kekliklerin Kuzey Ormanları açıklıkları ve Trakya bölgesindeki popülasyonunda ciddi oranda azalma yaşandığı vurgulandı. 

Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Erdoğan ve Dr. Bekir Kabasakal ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sarp Kaya tarafından gerçekleştirilen ve üç yıl süren çalışma sonucunda kınalı kekliğin Trakya’da popülasyonunun azaldığı ve bölgenin yerleşim baskısı altında kalmasının, bu azalmada en önemli etken olduğu kaydedildi.

İlk kırılma zirai İlaçlar ve avcılık

Trakya ve Anadolu’da büyük nüfuslara sahip olan ve üreme dönemlerinde görsel şölen sunan Keklikler 60’lı yıllarda gerçekleştirilen zirai ilaçlamalar sonrası büyük oranda yok oldu. Zirai ilaçlamalar sonrası çok daha az sayılarda da olsa yaşamaya devam eden keklikler 70’lı yıllar da ise süratle artan avcılık ile ikinci büyük katliamı yaşadı.  Avcılığa yönelik teşviklerin üstüne keklik avcılığının özel olarak öne çıkarıldığı bu dönemlerde kekliklerin nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Istranca Ormanları açıklıklarına ve Trakya bölgesine yurt dışından gelen yabancı uyruklu avcıların artışı avcılık teşvikinin geldiği boyutu gözler önüne seriyor. Doğu Anadolu başta olmak üzere kekliklerin kafes kuşu olarak beslenmesi de bu konudaki bir başka büyük tehlike olarak karşımıza çıkıyor.

Kültürel birlikteliğin simgelerinden

Trakya, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyalarının kültürel dokusundaki yeri çok eskilere dayanıyor. Amasya’da bulunan keklik ve elma mozaiği, Hatay’da yer alan mevsimler mozaiği, Şanlıurfa keklik mozaiği ile Osmaniye’de yer alan mozaiklerde yer alan kınalı keklik işlemeleri bunun en büyük kanıtı. Binlerce yıllık mozaiklerde yer bulan ve bu toprakların kültürel dokusunda yer etmiş olan kınalı kekliklerin Trakya ve Kuzey Ormanlarındaki popülasyonundaki azalış büyük bir tehlike.

İsmi vücudunun çeşitli yerlerindeki kırmızı renkten gelir

Kınalı Keklik, Galliformes (Tavuksular) takımının Phasianidae (Sülüngiller) familyasından olan Kınalı kekliklerin ismi Göz kapak kenarları, bacak ve ayakları ile gagasında ki koyu kırmızı renkten gelir. Kayalık ve sarp arazileri seven keklikler ürkütülmeleri halinde uçmaktan çok koşmayı tercih ederler. Anadolu’nun nice türküsünde yer eden kınalı kekliklerin erkek ve dişilerinin dış görünümü ise birbirlerine benzer. 

Kaya kekliği ile olan benzerliği birbirinden zor ayırtedilmesine sebep olur. nden (Alectoris graeca) farkı: Ayrı soy ağacından gelseler de, kınalı keklik ve kaya kekliği birbirlerine çok benzer ve birini diğerinden ayırmak oldukça zordur. İki türün de Kuzey Ormanları ve Balkanlar’da iç içe yaşamaları sebebiyle 1962 yılına dek iki türün tek tür olarak kabul edilmesine sebep olmuştur. Kaya Kekliğinin belirgin farkı: boyunun 23-35 cm olması ve saf beyaz boğazı, boğazını çevreleyen siyah çizginin kesin hatları, bazen alnını da çeviren, dar beyaz kaş çizgisi ve üst gaganın dibi boyunca uzanan siyahlıktır. Kınalı kekliğin sırtı daha kahverengi ve böğründeki çizgiler daha fazladır.

(Fotoğraf: F Albayrak – lavinya.net)