(Eylem Nazlıer / Evrensel – 3 Şubat 2020)

Yaşam savunucuları, Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’nun çağrısıyla Kanal İstanbul’un yapılacağı güzergahta “İki deniz arasında yaşam var” sloganıyla yürüyüş düzenledi.

Yaşam alanı savunucuları, Kanal İstanbul’un yapılacağı güzergahta “İki deniz arasında yaşam var” diyerek yürüyüş gerçekleştirdi. Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu öncülüğündeki eylemde, projenin yapılması halinde oluşacak ekolojik tahribata dikkat çekildi.

Sazlıbosna Köyü ile Şamlar Köyü arasındaki 14 kilometrelik alanda yapılan yürüyüş sırasında “Ya Kanal Ya İstanbul, Katıl Durduralım” pankartı açıldı. Yaşam savunucuları “Kanala değil depreme bütçe”, “Kanalı değil yaşamı savun” sloganı attı. Yaşam savunucularına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Ali Şeker de destek verdi.

YÜRÜYÜŞ ÖNCESİ FORUM

Yürüyüş öncesi Sazlıbosna Meydanı’nda toplanan yaşam savunucuları, burada bir forum düzenledi. Forumda kısa bir konuşma yapan Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu üyesi Seda Elhan, “Bizler yaşam alanlarımız için hem yerelde hem genelde örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz. ‘Biz tercihimiz İstanbul’dur’ derken aslında yaşamı tercih ediyoruz. Çünkü bu proje yapılırsa doğada bulunan birçok şey zarar görecek. Bunların teknik verilerini zaman zaman paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Bu İstanbul için ilk yürüyüşümüz bunun devamı gelecek” dedi.

“KANALA DEĞİL DEPREME BÜTÇE”

Çok sayıda rehber ve acil müdahale gönüllülerinin refakatinde yapılan yürüyüş, Marmara ve Karadeniz arasındaki yaklaşık 14 kilometrelik alanda gerçekleştirildi.

Yaşam savunucuları yürüyüş sırasında zaman zaman projenin yapılması halinde oluşacak tahribata dair bilgiler verdi.

Yapılan bilgilendirmelerde “Kaybetmekten korktuğumuz yaşam alanları için buradayız. Bu proje gerçekleştiğinde orman alanları, tarım alanları ve sulak alanlar yok olacak. Yer altı suları kirlenecek. Pek çok bitki ve hayvan türü yaşam alanlarını kaybedecek. Bu proje hukuksuzdur. Meşrutiyet olmayan bir projedir. Aynı zamanda ekonomik, sosyolojik ve ekolojik açıdan bir yıkım projesidir” denildi.

Yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından Şamlar Köyü Meydanı’na ulaşan kitle, “Kanala değil depreme bütçe”, “Kanala değil yaşamı savun” sloganıyla eylemi bitirdi.

“2000 NÜFUS VARSA 1500’Ü ‘HAYIR’ DİYOR”

Eyleme ilişkin Evrensel’e konuşan Sazlıbosna köyünden İsmail Demirdoğan şunları söyledi:

“Ben istemiyorum. Kanal olunca bizi burada barındırmayacaklar. Onların projesi kuleler yapmak, bizim için değil ama. Bizim yaşantımızı bırak, doğa komple bozulacak. Biz köyümüzü bırakmak istemiyoruz. Korkuyoruz. Sazlıbosna’da iki bin nüfus varsa bunun bin beş yüzü hayır diyor. İnsanlara gelin sorun, hani her şeyi referanduma götürecektiler, bize kimse bir şey sormuyor. Köyümüz mahalle oldu, her şeyimize el konuldu. Kanal yapılacak, köyden kimseye söylenmedi, bazılarına alttan alta söylendi. Ucuz ucuz buradan arsa aldılar. Köylüler ucuz ucuz arsaların sattılar. Bizler her türlü mağdur olduk, topraklarımız gitti. Şimdi de bizi köyümüzden kovacaklar.”

Başka bir yurttaş da Kanal İstanbul’u istemediğini vurgulayarak “Ne olacağımız belirsiz, huzurumuz yok, bir garantimiz yok… Mağdur olacağız. Çiftçiliğimiz var, geçimimiz böyle kazanıyoruz” diye konuştu.

Rahmi Uzan da “Yapılmasın. Elimizden tarlalarımızı aldılar, bizi aç bıraktılar. Şimdi bunu da yaparlarsa biz ne yapacağız. Tamamen aç köylü. 50 kuruşa çayırlarmızı istimlak ettiler. Bu Kanal İstanbul projesini isteyenler kalpazanlardır, üç kağıtçılardır. Akıllı olan Kanal İstanbul’u ister mi? İsteyenlerin çıkarı vardır. Olursa bizim huzurumuz bozulur” ifadelerini kullandı.

“SOSYOLOJİK VE EKONOMİK AÇIDAN BİR YIKIM PROJESİ”

Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’ndan Seda Elhan da “Kaybetmekten korktuğumuz yaşam alanları için buradayız. Bu proje gerçektiğinde orman alanları, tarım alanları, sulak alanlar ve yer altı sularının kirlenmesi gibi pek çok sorun ile karşı karşıya kalacağız. Bu alanlar yok olcak. Pek çok bitki ve hayvan türü, kendi yaşamlarıyla birlikte yaşam alanlarını da kaybedecekler. Bu proje hukuksuzdur. Meşruiyeti olmayan bir projedir. Aynı zamanda ekonomik sosyolojik ekolojik açıdan bir yıkım projesidir” dedi.