İstanbul’un artan su ihtiyacını karşılamak için yapılması planlanan Sungurlu Barajı’na ‘ÇED olumlu’ kararı verildi. Barajın inşaatına başlanması halinde 34 bin 500 ağaç kesilecek.

İstanbul’un Şile ilçesi ile Kocaeli’nin Kandıra ilçesi arasında yapılması planlanan Sungurlu Barajı ve HES projesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ‘ÇED Olumlu’ kararı çıktı.

Köylüler daha önce ÇED toplantısını yaptırmamış ve tepkilerini dile getirmek için eylem yapmıştı.

Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından planlanan ve ilk ÇED raporu 10 Haziran 2016 yılında kabul edilen Sungurlu Barajı’na karşı köylüler dava açmış ve İstanbul 11’inci İdare Mahkemesi verilen ‘ÇED Olumlu’ kararını eksik bularak 2018’de iptal etmiş, Danıştay da bu kararı geçen yıl onaylamıştı.


Danıştay’ın kararından sonra köylülerin itirazını hiçe sayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sungurlu Barajı projesine dört gün önce -3 Nisan tarihinde- ‘ÇED Olumlu’ kararı verdi. Projenin etkileri ise oldukça büyük. Baraj projesi, Kandıra’da sular altında kalacak Akçaova ve Tekzen köyleri ile çevresindeki 16 köyü etkileyecek.

ÇED raporunda yer alan bilgilere göre Sungurlu Barajı için toplam 263 milyon 82 bin lira harcanacak. Baraj inşaatının 1 milyon 691 bin 595 metrekarelik bir orman arazisinin su tutma havzası içerisinde kaldığı belirtildi.

Raporda Sungurlu Barajı projesinin, Türkiye’nin en önemli şehri konumundaki İstanbul ilinin giderek büyüyen içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacını karşılamak maksadıyla geliştirilen Yeşilçay Sistemi II. Merhalesi kapsamında olduğu ifade edildi. ÇED’de ‘Sungurlu Barajı projesi ile şehre ek olarak 115,20 hm3 Avrupa standartlarında temiz içme suyu temin edilmesi planlanmaktadır’ dendi.

‘Onlarca köy sular altında kalacak, yerleşim yerleri tamamen yer değiştirecek’

Rapora göre tarım alanları baraj projesinden etkilenirken, su altında kalan yerleşim yerleri arasındaki Kocaeli’ndeki Teksen (Düzköy) Mahallesi ve Akçaova Mahalleleri ile Abdipaşa Mahallesi, Akıncı Mahallesi, Tepeköy Mahallesi, Kabaklar Mahallesi, Çalça Mahallesi, İlyaslar Mahallesi, Yukarıköy Mahallesi, Sungurlu Mahallesi, Yorgalar Mahallesi, Selametli Mahallesi, Kubuzcu Mahallesi ve Gebeşler Mahallesi tamamen ya da kısmi olarak mutlak koruma alanı içerisinde yer alıyor.

Baraj projesiyle 34 bin 500 ağaç kesilecek

Raporda, “Sungurlu Barajı yapıldığı takdirde göl alanı içerisinde kalan nüfusun tamamı yer değiştirecektir. Rezervuar alanı içerisinde kalan yerleşim birimlerindeki nüfusun dışında, 300 m’lik mutlak koruma bandında kısmen de olsa etkilenen bir nüfus mevcuttur” ifadeleri yer aldı.

ÇED raporuna göre tüm proje alanı içerisinde yaklaşık 1 milyon 691 bin 595 metrekare orman sayılan alan bulunduğunun tespit edildiği amenajman planları verilerine göre, proje alanında yaklaşık olarak 34 bin 500 adet ağaç kesileceği belirtilirken ‘baraj rezervuar sahasında belirli bir ormanlık alanı su altında bırakacaktır’ deniyor.

Çevre mühendisleri odası: projenin ekolojik yıkım etkisi değerlendirilmedi

ÇED raporuyla ilgili bir rapor hazırlayan Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, proje alanının ekolojik yapısının detaylı incelenmediğine dikkat çekerek “Nitekim ekolojik yapının detaylı incelemesi yapılması halinde ekolojik yıkımın etkisi de anlaşılacağından, bu çalışmadan özellikle kaçınıldığı anlaşılmaktadır” dedi. Oda, barajın ve baraj ile ilgili HES, beton ve malzeme tesislerinin; bölgedeki tarım alanları, ekolojik alanlar ve yerleşim alanlarına etkisinin belirtilmediğini de vurguladı.

Oda raporunda projenin yüksek maliyetli olduğuna işaret ederek şu uyarıda bulundu: “İstanbul için yapılması gerekenin yüksek maliyetli projeler değil, var olanı korumak üzere planlanan akıllı projeler üretmek olduğu ortadadır.”

Projede yıllık olarak yaklaşık 40 bin kg patlayıcı olan ANFO karışımı ve 1260 kg dinamit kullanılacağını belirten Oda, “5 yıl sürmesi beklenen projede toplam patlayıcı kullanımı yüksek miktarlara ulaşacaktır. Patlamaların ekolojik yaşama etkisiyle ilgili bir değerlendirme raporda bulunmamaktadır. %92 oranında bir su azalmasının öngörülen ekolojik yıkım etkisi değerlendirmeye bile alınmamıştır” dedi.

’10 bin tarım arazisi, birçok köy sular altında kalacak’

Sular altında kalacak Akaçova Köy Muhtarı Remzi Yüce de Artı Gerçek’e ÇED raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Akçaova ve Teksen Mahalleleri ve bağlı mahallelerimiz, baraj gerçekleşecek olursa baraj rezervuar alanında ve suyun altında kalacaktır. Ayrıca proje gerçekleşirse 10 bin dönüm tarım arazisi de suyun altında kalacaktır” dedi.

Yüce, projenin geçim kaynaklarına olumsuz etkileri hakkında şunları söyledi:

“Teksen mahallemizde 30 civarında, Akçaova ve bağlı mahallelerimizde 15 adet etlik hindi ve tavuk besi kümesi, aile işletmesi olan süt sığırcılığı sahibi köyümüz insanları ülkemiz ekonomisine önemli bir katkı sağlamakta olan işletme sahipleri eğer köylerimizi işletmelerimizi terk etmek zorunda kalır isek bizler nerede, ne iş yapabiliriz? Bizim yıllardan beri geçim kaynağımız ve işimiz budur. Başka da işten anlamayız.” İşletmelerimiz karşılığında yeni işletmeler verilecek ya da yapılacak mıdır? Köylerimizde yaşayan insanlarımız bölgemizden uzaklaşmadan tarımsal iskan sağlanmasını istemektedirler.”

‘Köylüler kaygılı’

“Bölge halkımız ormanını yok saymamış, ormanına sahip çıkmış, köyünü de terk etmek istememekte ve zorunda kalırsa yine en yakın yerinde geriye kalan arazisini işlemek üretimini devam ettirmek için tarımsal iskan sağlanmasını istemektedir” diyen muhtar; “İnsanlarımız yüzyıllar sonra dededen atadan miras yaşam alanı köylerini terk etmek istememektedirler. Kandıra İlçemizin batısında önemli sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olan Akçaova ve Teksen köylerimizi ortadan kaldıracak olması insanlarımızı derinden etkilemektedir. İnsanlarımızın yaşam alanlarında sahip oldukları tarımsal faaliyetlerinden başkaca mesleği ve becerileri olmadığından gelecek kaygıları yükselmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Akılcı ve ekolojik olmayan kararlardan vazgeçilmeli’

Köylüler adına davayı açan Ekoloji Kolektifi Derneği’nden avukat Fevzi Özlüer de Artı Gerçek’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Mahkeme tam da; ‘bu proje için yeterli bilimsel çalışma yapılmamış, ekolojik etkileri belirlenebilir değil’ dedi. Bugün ekolojik etkileri belirlenemez her uygulamanın başımıza neler açtığını covid-19 (koronavirüs) vesilesiyle yaşıyoruz. Bu ne hız? Ne mahkeme, ne bilim dinliyorlar. Bu, İstanbul’u da Türkiye gerçeklerini de hiçe saymak demek. DSİ hemen inşaat başlasın diyor. İstanbul susuz diyor. Gerçekliğe ve zamana uymayan her proje bizi olduğumuzdan daha zor süreçlere sokar. Bu akılcı ve ekolojik olmayan kararlardan vezgeçilmesi gerekir.”

Ne olmuştu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘Sungurlu Barajı HES, malzeme ocakları, kırma-eleme tesisi ve hazır beton projesi’ için ‘ÇED olumlu’ kararı verilmesine ilişkin 10 Haziran 2016 tarihli kararı İstanbul 11. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Mahkeme kararında projenin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla çevresel etki değerlendirmesi sürecinde projenin tanıtım dosyasında veya ÇED raporlarında yukarıda belirtilen hususlara yer verilmediği, diğer bir deyişle projenin yapılacağı sahanın özelliğine göre gerekli ve yeterli bilimsel araştırma ve irdelemelerin yapılmadığı belirtilerek “ÇED Olumlu” kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek 5 Aralık 2018 tarihinde iptal etmişti.

Danıştay 6. Daire bu kararı geçtiğimiz yıl 14 Mayıs 2019 tarihinde onamıştı.

(Artı Gerçek – Rıfat Doğan)