Muğla’nın Ula ilçesi Çıtlık köyü yakınlarındaki 30 hektarlık ormanın endüstriyel plantasyon alanı ilan edilerek kesilmeye başlanmasına karşı yöre halkının mücadelesi devam ediyor. İki kere yapılmak istenen ve halkın tepkileri sonrası iki kez de durdurulan kesimlerle ilgili Orman Bölge Müdürlüğü tarafından ormancılık planlarına uygun kesim yapıldığı ve kesilen ağaçların yerine yeni fidanlar dikileceği açıklamaları yapılıyor.

Peki nedir bu endüstriyel plantasyon alanları meselesi? Yapılan iş gerçekten resmi yetkililerin dediği gibi planlı, ormancılık kurallarına uygun bir iş mi? Amacı ne? Evrensel Muhabiri Özer Akdemir bütün bu soruları Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Atmış’a yöneltti.

Hocam, endüstriyel plantasyon nedir? Hangi amaçla yapılır ve bu alanlar nasıl belirlenir?

Endüstriyel plantasyon kurmanın ana amacı doğal ormanlar üzerindeki odun üretim baskısını azaltmaktır. Bu nedenle odun üretimi bakımından verimsiz ormanlarda veya açık alanlarda hızlı gelişen ağaç türleriyle yapılan ağaçlandırmalarla odun üretimini arttırarak, doğal ormanlar üzerindeki odun üretimi baskısı azaltılmaya çalışılır. Orman rejimindeki alanlarda endüstriyel plantasyona uygun alanlar daha detaylı çalışma ve belirli bir proje çerçevesinde; arazi gezilerek, doğal verimli ormanlardan uzak durularak belirlenir. Ayrıca; uygun tarım alanlarında veya açık alanlarda hızlı gelişen türlerle ağaçlandırma yapılır.

Erdoğan Atış
Fotoğraf: Facebook

Türkiye’de yapılan endüstriyel plantasyon uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğal ormanları korumak için yaygınlaştırılacağı ifade edilen endüstriyel plantasyon kurma çalışmalarının, orman olmayan yerlerde değil de, doğal ormanlar kesilerek yapılıyor olmasının birkaç nedeni var. Bunlardan birincisi bu yerlerin seçiminde yeterli araştırmanın yapılmaması. Belki teknik ve biyolojik araştırmalar yapılıyor fakat sosyolojik araştırmalar eksik kalıyor. Bunun en büyük göstergesi bu tür çalışmaların çoğunda yerel halkın tepkisiyle karşılaşılıyor olması. Yani bu tür alanlar seçilirken o yörede yaşayan insanların bu ormanla bağlantısı irdelenmiyor. Olayın bu boyutu ormancılık örgütünün halkla ilişkilerdeki başarısızlığıyla ilgili, fakat olayın buralara kadar varmasının nedeni daha derinlere uzanıyor.

Nedir o neden?

Ülkemizdeki odun üretimi miktarının 2020 yılında 31 milyon metreküpe çıkarılması hedefleniyor. Böylece sadece son 15 yıl içinde odun üretimimiz 2.5 kata yakın arttırılmış olacak. Bu miktar, önceki dönemlere göre kabul edilemez bir artışı ifade ediyor ve ormanların geleceğini tehdit ediyor. Bu artışın nedeninin; ahşap esaslı levha sektörünün ham madde gereksiniminin daha ucuz şekilde karşılanması isteği olduğu iddia ediliyor. Bu sektörün yanlış kapasite planlanması ve son iki yıldaki Türk lirası aleyhindeki kur değişimleri nedeniyle ithal ham maddede yaşanan aşırı fiyat artışından kaynaklanan yüksek ham madde maliyeti gibi sorunlarının, ülkemiz odun üretiminin artırılarak orman ekosistemlerimize zarar verecek şekilde çözülmeye çalışıldığı söylenebilir.

Ülkemizde endüstriyel plantasyonların bu kadar yaygınlaşmasının nedeni nedir?

Ormancı meslektaşlarımız odun üretimini daha da arttırmaları için baskı altında.  Orman amenajman plan etaları ve yıllık programlar sürekli artırılıyor. Yukarıdan verilen kararlarla; yeni üretim miktarları programa konuyor. Sonraki yıllarda yapılması gereken gençleştirme ve bakım çalışmaları öne alınıyor. Gençlik çağındaki orman alanları “endüstriyel plantasyon” oluşturma gerekçesiyle tıraşlama kesiliyor. İşte endüstriyel plantasyonların bu kadar yaygınlaşmasının bir nedeni de uzun yıllar sonra odun üretimi yapılabilecek bu alanları tıraşlayıp ahşap esaslı levha sektörünün gereksinim duyduğu “İnce çaplı mal üretimini” bir an önce sağlamaktır. Yani kurulacak endüstriyel plantasyonla yıllar sonra üretilebilecek odundan önce oradaki mevcut ormanların bir an önce sanayinin hizmetine sunulması amaçlanmaktadır. Böylece özellikle ahşap esaslı levha sektörünün baskısıyla bu sektöre ucuz ham madde sağlamak için ormana yapılan şiddetli müdahalelerle ekolojik ve ekonomik kayıplara yol açarak piyasa ihtiyaçları karşılanmaya çalışılıyor.

Bu uygulamanın devamı durumunda ormancılık açısından ne gibi sonuçları olacak?

Ormancılık çalışmalarının tek beklentisinin ormandan sağlanacak gelir olmadığını, aslolanın orman ekosistemlerinin varlığının sağlıklı bir şekilde devamının sağlanması olduğunu bütün ormancılar bilir. Ormancılık etkinliklerinin koruma, bakım, geliştirme noktasında arttırılması gerekirken, ormanların korunması yerine, “ekonomik büyüme” için gözden çıkarılması hedefinin mevcut iktidar tarafından ortaya konulması kabul edilemez bir durumdur. Ormanlarımız için büyük bir yıkım getirecek bu tür girişimlerin bir an önce durdurulması, ancak ormancı meslek örgütleri, doğa koruma örgütleri ve halkın yoğun ilgi ve mücadelesiyle sağlanabilecektir.

Fotoğraf: Evrensel

ORMANCILIĞIN GÖREVİ SANAYİYİ DESTEKLEMEK DEĞİLDİR

Prof. Dr. Doğan Kantarcı ve Orman Mühendisi Mehmet Emin Çetin’in Isparta Orman Bölge Müdürlüğündeki endüstriyel ağaçlandırma çalışmaları hakkındaki 2019 yılında yaptıkları değerlendirme yazısının sonuç kısmı Türkiye’de endüstriyel plantasyon gerçeğine ışık tutuyor:

“Kurak iklim tiplerinin ve yaz kuraklığının yaygın olduğu ülkede endüstriyel ağaçlandırma için uygun yöreler de kısıtlıdır. Ormanlarımızın yayıldığı dağlık arazideki yetişme ortamı özellikleri de daha fazla odun ham maddesi üretimine elvermemektedir. Bu durumda odun ham maddesini kullanacak sanayinin de Türkiye’nin odun üretimine göre kurulması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla; Türkiye ormanları verim/üretim dengesini bozacak bir kesim/üretim programına zorlanamaz. Türkiye ormanları verim/üretim dengesini bozacak aşırı faydalanmaya zorlanırsa, kapalılığını kaybeder. Yüksek yağışlar yüzeysel akışa ve sellere dönüşür. Türkiye ormancılığının asıl görevi dağlık arazi yapısına uygun olarak ormanların yetişmesini, yetiştirilmesini, toprakların korunmasını, sellerin önlenmesini sağlamak ve bu görevlerin elverdiği ölçüde odun ham maddesi üretimidir. Türkiye ormancılığının görevi “Ormanların verimi üstünde (Tahammülünü zorlayarak)” kesim yapıp, hesapsızca kurulmuş olan sanayiyi desteklemek değildir.

(Özer Akdemir – Evrensel)