Son yıllarda artan orman yangınlarının sebeplerine ve neler yapılabileceğine ilişkin 35 yıllık Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Vehbi Tutmaz ile söyleştik. Ehliyet ve liyakat sistemine bağlı olmadan yapılan tayin ve atamalara da dikkat çeken Tutmaz, acil bir planlamaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Özellikle son yıllarda meydana gelen orman yangınları nedeniyle binlerce hektar orman alanı, tarım arazisi kullanılamaz hale geliyor. Son günlerde de başta Çanakkale’de olmak üzere pek çok noktada sıklıkla orman yangını haberleri duyuyoruz. Yangınlara neden olarak da mevsim ve rüzgarlar işaret ediliyor.

Ülkemizde giderek artan yangınlar rant kapma telaşının yanında, eğitim yetersizliği, doğru ağaçlandırmanın yapılmaması, bütçenin kullanımı ile ilgili tartışmalar ve personel eksikliğiyle de meydana gelebiliyor.

Orman yangınlarına dair detaylı bir sohbet gerçekleştirdiğimiz 35 yıllık Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Vehbi Tutmaz, yangınların nedenleri ve yapılabileceklere ilişkin önemli bilgiler verirken şunu söylüyor: 

“Küresel ısınma, iklim değişikliği gibi güncel konular yangınların önemini arttırdı. Çanakkale civarında, önümüzdeki 1-2 gün çok şiddetli rüzgar, nispi nem düşüklüğü bekleniyor. Bunun sonucu yörede büyük yangınlar olabileceğinden bahsediliyor. Mora Yarımadası’nda geçmiş yıllarda bildiğiniz gibi bir yangında insanlar zarar gördü. Ülkemizde de maalesef böyle bir durum yaşanma ihtimali var.”

‘Yangın sayılarında artış ancak yanan alan miktarlarında bir azalış var’

Ülkemizde meydana gelen orman yangınları ve yangın istatistikleri hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Türkiyede Hatay’dan Çanakkale’ye kadar olan sahil kesiminin özellikle 400 metreye kadar olan yükseklikteki kızılçam ağaçları ağırlıklı alanlar yangına birinci derecede hassas. Özellikle de Mayıs-Kasım ayları arasında ülkemizde açık alan yangınları meydana geliyor. Sıcaklığın 30 derecenin üzerinde olduğu, nispi nemin yüzde 20’nin altına düştüğü dönemlerde yanma şartları için uygun şartlar oluşur. Saatteki hızı 30 kilometreden fazla rüzgarlar büyük yangınlar için davetiyedir. Yeni başlamış yangının büyümesini, tehlikeli bir hal alabileceğini ifade eder. Ancak meteorolojik parametreler yangın çıkma nedeni asla değildir. Yangınların yüzde 88 oranında çıkma sebebi maalesef insanlardır. 

Ülkemizde 1937 yılından bu yana yangın kayıtları tutuluyor. 1937’den 2019’a kadar 111 bin orman yangını meydana gelmiştir. Bu periyotta yıllık ortalama yangın adedi 1360. Son 10 yıla bakarsak, 2010 ila 2019 dönemi arasında 22 bin adet yangın meydana gelmiş olup bu da her yıl ortalama 2 bin 200 adet yangının olduğu demek. 2019 yılında da bu sayı 2 bin 688’dir. 

Yanan alan miktarları olarak, 1937-2019 arasında ülkemizde 1 milyon 691 bin hektar ormanlık alan yangından etkilenmiş. Bunun yıllık ortalaması ise 20 bin hektar civarında. Son 10 yılda ise 73 bin hektarlık bir alan yine yangından etkilenmiş. Bunun yıllık ortalaması da 7 bin 300 hektar civarında. 1937 yılından bugüne kadar olan periyotta yıllık yanan alan miktarı ortalaması son 10 yılda düşüş gösteriyor. Yangın sayılarında artışa karşı yanan alan miktarlarında bir azalış var.

Yangın alanın büyüklüğü de çok farklı etkenlere bağlı. Yanan alanlardaki azalma, orman teşkilatının uzun yıllara dayalı bilgi birikimi, idari ve teknik olarak yapılanması, müdahale araç ve tesislerinin çoğalması ve teknolojinin kullanmasıyla ilgili ancak yangın sayısını azaltılması asıl hedef olmalıdır.

‘Ödeneğin yüzde 90’ından fazlası yangın söndürmeye ayrılıyor’

Orman yangınları ile mücadele için ayrılan ödenek yeterli mi, büyük harcamalara karşı büyük yangınlar neden çıkıyor?

Orman Genel Müdürlüğü 2019 yılı yangın ödeneği 265 milyar TL. Öncelikle bu tabi büyük bir rakam. Ülkemizde konvansiyonel bir müdahale şekli ön plana çıkıyor. Öncelik neredeyse, yangın çıktığı takdirde idari ve teknik olarak yapılması gerekenleri doğru bir şekilde uygulamak olarak belirleniyor. Orman teşkilatı yangınlar için ayrılan ödeneğin, hatta enerjinin, planlamanın yüzde 90’ından fazlasını yangın söndürmeye ayırıyor. Yangın öncesi önlemlerin alınması, yangın sırasında yapılacaklara oranla daha efektif, daha tehlikesiz, daha ekonomik ve daha başarıya endeksli olacaktır. Yangında mesafe kat etmiş öncü ülkeler, ödenekleri ve enerjilerinin neredeyse yarısını yangının çıkmaması için yapılacak iş ve işlemlere ayırıyor. Yangın çıkmaması için gereken önlemlere yoğunlaşmak gerekli.

Profesyonel anlamda hem vatandaşların hem de yangın içerisinde yer alan tüm unsurların eğitim eksikliği var. Ormanları yangına dirençli hale getirmek için ise özel çaba sarf etmek gerekiyor. Ormanlarda ‘yakıt yükü’ önemli bir kavram. Eğer ormanlık bir alanda uzun bir süre yangın çıkmamışsa, orada büyük bir yangın potansiyeli olduğu anlamına gelir. Orman yönetimi de buna göre şekillenmeli. Yangınla mücadele edenler öncelikle yanıcı madde yönetimine özel önlem vermeli. Ekosistemi tanımadan yangınla mücadele edilemez.  

İnsan nüfusu arttıkça, ormanlara yakın bölgelerde yaşayanların davranışları yangınlar dikkate alınmazsa orman yangınları gündeme gelecek. Bu bölgelerde yaşayanların da orman yangınlarıyla yaşamayı öğrenmeleri zorunlu. Aslında orman yangınları ormanlardan çok insanlara zarar verdiği için bu kadar gündemimizde. İstediğiniz teknolojiyi kullanın, yangın sayıları arttığı sürece büyük yangınlar meydana gelmesi de kaçınılmaz. 

Yangınlarla mücadeleye kimler katılabilir?

Yangınla mücadele oldukça tehlikeli. Yangına katılanların özel eğitimleri ve özel kişisel donanımlarının olması da zorunlu. Bu nedenle yasal bir düzenleme ile 28 Nisan 2018 tarihinden itibaren mükelleflerin (köylüler) ve askeri birliklerin yangına doğrudan müdahalesi yerine “gönüllülük” sistemi geldi. 18 yaşını bitiren, sağlıklı olduğuna dair rapor bulunan, en az ilkokul mezunu olan ve adli sicil kaydı olmayanlar orman gönüllüsü olmak için müracaat edebilirler ve özel bir eğitime tabi tutulurlar.

Hangi nedenlerle yangın çıkıyor? Yangınların şüphelisi neden büyük oranda belirlenemiyor?

Son on yıllık kayıtlara göre Türkiye’de çıkan yangınların yüzde 32’si piknik, sigara, anız, çoban ateşi, çöplük, avcı ateşi gibi ihmal ve dikkatsizlikten, yüzde 6’sı kasıt, 5 yüzde’i kaza, yüzde 12’si ise yıldırım kaynaklı. Yüzde 45’inin sebebi ise belirlenebilmiş değil. Orman idaresi meydana gelen bir yangında önceliği yangını bir an önce kontrol altına alma çabasında oluyor. Yangın başlangıcında orda bulunup bu olayı tespit etmek oldukça zor. Yangın şüphelisinin belirlenmesi de asli olarak jandarma teşkilatının görevi.

‘Çanakkale bölgesinde önümüzdeki günlerde çıkabilecek yangınlar önemli’

Orman yangınları Mora Yarımadası’nda olduğu gibi ülkemizde de insanların can ve mallarını tehdit edebilir mi?

Çevre iklim değişikliği yangınların önemini de tehlikesini de arttırdı. Çanakkale civarında, önümüzdeki 1-2 gün çok şiddetli rüzgar, yüksek sıcaklık ve nem düşüklüğü bekleniyor. Bunun sonucu bilim insanlarınca yörede büyük yangınlar olabileceğinden bahsediliyor. Mora Yarımadası’nda geçmiş yıllarda olduğu gibi ülkemizde de gerekli önlemler alınmazsa yangınlarda olumsuz sonuçların yaşanması mümkün.

Örneğin Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı yani Eceabat ilçesi dahilindeki eski ismiyle milli park alanını yılda ortalama 40-50 bin kişi ziyaret ediyor. Bu alanda uygulanabilir acil bir tahliye planı yapılmalı. Orman teşkilatı, AFAD, jandarma, itfaiye gerekli birimler toplanarak burada tahliye planını, kaçış yollarını, sığınma alanlarını tespit edip, yapılması gereken iş ve işlemler konusunda bir konsensüs sağlamalı. Aksi halde ilerde faturası kabarık çok büyük bir yangın meydana gelme ihtimali yüksektir. Hatta 6 Temmuz’da meydana gelen yangın, bu alana geçebilir ve büyük bir problem yaratabilirdi. 

‘Yangın görevlilerine eğitim verecek merkez üniversiteye devredildi’

28 tane orman bölge müdürlüğü, bunun altında işletme müdürlükleri ve şeflikler var. Yerel orman idarelerinin çalışmaları son derece başarılı. Takdire şayan. 112 orman yangını şehidi var. Orman yangınlarında gelişmiş teknolojik uygulamalarda kullanıyor. Farklı sistemlerle yangınlara müdahale ediliyor. Orman Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatının kurumsal hafızası da orman yangınlarını söndürmek için aslında yeterli. Son yıllardaki ehliyet ve liyakata dikkat edilmeden yapılan tayin ve atamalar sebebiyle maalesef bu kurumsal hafıza yavaş yavaş silinmeye başladı. 

Uygulanabilir ve sürdürülebilir  bir yangın müdahalesi ve organizasyonu için her kademedeki personelin profesyonel olarak eğitilmesi, atamalarda ise ehliyet ve liyakatın mutlaka dikkate alınması şart. 

Yetersiz ve taşradaki görevlilerin bilgi ve becerisine bağlı eğitimler yapılıyor ancak orman yangınlarında başarı profesyonel ve kurumsal bir yapı ile mümkün. 5 sene kadar önce İzmir Buca Tınaztepe’de bir yangın işçi eğitim merkezi binası yapıldı. Bu bina tüm yangın işçilerine, orman muhafaza memurlarına, orman yangınlarıyla ilgili gerekli ve yeterli eğitim verecekti. Eğitim programlarının hazırlanmasında ben de görev aldığım için biliyorum. Bina hizmete açılmadan burayı İzmir’de bir üniversiteye devrettiler. Bu tür bir zihniyetle orman yangınları konusunda başarılı olmak işi biraz da şansa kalıyor.

‘Yetkililer hava araçlarını tartışacağına personelin sayısını gündeme almalı’

Hava araçlarının yangınlarda kullanılması tartışmasının gündeme gelmesinin nedenleri neler?

‘Orman yangınlarında uçak veya helikopter mi kullanılmalı?’ tartışmasının ardında farklı nedenler olabilir. Orman taşra teşkilatının bu konuda böyle bir sorunu yoktu, yıllardır uçak ve helikopterler aynı yangın sahasında müşterek olarak kullanıldı. Yangında, birim zamanda en fazla etkin olan araç faydalıdır. Kombine olarak çalışmaları da mümkündür. Asıl tartışılacak konu farklı. Aynı savaşlarda olduğu gibi havada ne kadar başarılı olursanız olun, yerdeki unsurlar kadar etkin olamaz.

Yangınlarda hava araçları ile köpük, su atarsınız ve yerdeki önleyecek olan ekiplere yardımcı olursunuz. Hiçbir uçak ya da helikopter, özellikle büyük yangınları tek başına tamamen söndürecek yetenek ve kapasiteye sahip değildir. Asıl problem kara araçlarındaki personel yetersizliği. Arazözlerin içinde yeterli işçi yok. Bazen 2-3 personel bazı araçlarda ise maalesef sadece bir sürücü ile yangınlarda başarı sağlamak çok zordur. Üstelik bu az sayıda personel kahramanca mücadele ediyor ve basındaki uçak, helikopter tartışmalarıyla esas mücadele göz ardı ediliyor. Yetkililer hava araçlarını tartışacağına asıl bu konuyu gündeme almalıdırlar.

Yangınlarda alanda yaşanan sorunlar neler?

6 Temmuz’daki Çanakkale’de 19 saatte kontrol altına alınan yangına bence başarılı bir şekilde müdahale edildi. Bu yangında yanan alan konusunda spekülasyon oldu. Sayın Bakan 450 hektar civarında bir alanın yandığını söyledi. Oysa 1200 hektarı ormanlık alan olmak üzere tarım alanlarıyla beraber 1500 hektarlık bir alan yangınlardan etkilendi. Geçen yıl İzmir’de meydana gelen yangında da benzer sorunlar yaşandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 5 bin hektarın, Sayın Bakan ise 500 hektarlık bir alanın yandığını söyledi. Türkiye Ormancılar Derneği olarak, heyetle gidip inceleme yaptık. Alan 6647 hektar çıktı. Yanan alanların az gösterilmesinin ya da o anda az ifade edilmesinin belki de bir sebebi “Önceki döneme göre daha başarılıyız” deme psikolojisidir.

Orman yangınlarında başarı yanan alanın büyüklüğü ile değil yapılması gereken iş ve işlemlerin zamanında, tekniğine uygun olarak yapılması ve oluşturulan yangın organizasyonunun eksiksiz doğru uygulanabilmesi ile ilgilidir. 19 Saat içinde neredeyse kontrol altına alınabilen bir  yangın alanının yarısından bile daha az olduğunun ifade edilmesi mesleki güvenilirliği ve saygınlığı azalttığı gibi Orman Mühendislerinin ve görevli diğer tüm personelin kahramanca çalışmasına gölge düşürmekte, yapılan tüm çalışmaları değersiz ve önemsiz kılmakta hatta itibarsızlaştırmaktadır. Her orman yangınında kamuoyu bu güven sorununu yaşamak zorunda bırakılmamalıdır. Orman Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı bir alanın büyüklüğünün orman mühendislerince hassas ve doğru olarak tespit edilebilecek kalite ve kapasitede olduğunu iyi bilmektedir.

Ayrıca  memur durumundaki görevliler neredeyse çaresizlik içinde bırakılarak yangına konu alanın düşük gösterilmesi sonucu tazminat tutarları da düşük çıkacağından işletme müdürlüğü personelini yasal olarak da zor durumda bırakılmaktadır.

Orman Genel Müdürlüğü, bünyesindeki hiçbir görevlinin bile inanmadığı, anlamlandıramadığı “Yangına 10 dakikada müdahale edildi” söylemini gündeminden düşürmelidir. Bu masala artık kimse inanmıyor.

‘Sırf Kızılçam ile ağaçlandırma yapmak yeni bir dinamit deposu yaratmak demek’

Yanan alanlar yasa gereği 1 yıl içinde ormanlaştırılıyor ama hemen dikimi gündeme almamak gerekiyor. Yerel türlerin devamı için tabiata bir fırsat tanınması gerekiyor. Kızılçam ağaçlarının milyonlarca yıldır genlerinde, bu yangınlarla nasıl mücadele edeceğine dair şifreler var. 180 milyon yıldır bu ormanlar her tür şarta rağmen kendi neslini devam ettirebiliyor. Yanan alanlar uygun şartlarda en az bir yıl beklenmelidir.Ağaçlandırma konusunda yapılan çalışmalar da maalesef yeterli değil. Sırf Kızılçam ile ağaçlandırma yapmak yeni bir dinamit deposu yaratmak demek. Karışık türlerle ağaçlandırma yapılabilir. Bazı yerlerde de geniş selvi sıraları oluşturulması gerekir.

Yine Çanakkale’de 26 Temmuz günü yangınlar vardı, küçük yangınlardı ve başarıyla söndürüldü. Yangınlarda Bakan gibi üst düzey bürokratların yangın sahasına gitmesinin yangın organizasyonuna katkısı yoktur. Tersine organizasyon zafiyeti yaratır. Üst düzey yetkililer yangın hakkında en detaylı görsellerle bilgi sahibi olabilirler. Bu sorunu yangında çalışan görevliler yaşamaktadır.

Orman yangınları konusunda başka neler yapılabilir?

Orman Bölge Müdürlükleri her yıl toplanarak orman yangınlarıyla mücadele konusunda bazı kararlar alır. Bu bürokratik bir işlem ancak yeterli değil. Orman yangınları için “keşke” ile başlayan cümleler kurmamak için özellikle yangınlarda eksik, hatalı ve yanlış uygulamaları cesaretle ortaya koyarak objektif, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yangın yönetimi için Orman Genel Müdürlüğü ilgili diğer kamu kurumları (Afad, jandarma vb) mesleki kuruluşları, sivil toplum kuruşları, ilgili akademisyenler ile orman yangınları konusunda orta ve uzun vadede toplumsal bir uzlaşı da sağlanarak genel kapsamlı bir toplantı yapılmasının uygun olacağı da düşünülmeli.

Özellikle Büyükşehir statüsündeki Belediyelerin il tamamındaki açık alan yangınlarına müdahale etmeleri nedeni ile yangına hassas yörelerde Belediye Başkanlıkları ile orman yangınları konusunda genel kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. 

Türkiyede ilk defa Türkiye Ormancılar Derneği tarafından gündeme getirilen ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile müştereken düzenlenen “Orman Yangınları Çalıştayı” oldukça ilgi çekmiş farklı bir yaklaşımın kıvılcımı olmuştur. Belediye itfaiye görevlilerinin orman yangınları konusunda eğitimleri ile mahalle statüsüne geçen yerleşim yerlerinin yangın öncesi, yangın anı ve sonrasında yapılacak iş ve işlemlerin disiplin altına alınması gibi eksikliği hissedilen sorunların çözüm için ilk adımlar atılmıştır. İlgili tüm kurum ve kuruluşlarında katılımları ile benzer çalışmaların geniş kapsamlı olarak planlanması ve uygulanması zorunlu bir ihtiyaçtır.

Yanan ve izin sahalarının ormansızlaşmaya etkileri neler?

Yanan orman alanlarının tamamına yakını tekrar ormanlaştırılmışdı. Eğer bulunduğunuz yörede bir orman yangınından sonra bir tesis yapılmışsa bu suçtur, şikayet edilmeli. Çünkü yanan ormanların etrafı çevrilir ve ormanlaştırılır.  

İzin sahaları, maden sahaları gibi ormanlık alanlar üzerinde verilen izinler ise gerçekten ciğerimizi yakan esas konu. Çanakkale Kirazlı yöresinde, Kaz Dağları’nın devamı olan bölgede şu anda Kanadalı bir altın firması burada ağaçları kaldırıp altın üretimi için çalışmalara başladı. “Buraları 100 sene sonra ormanlaştırılmış olacak” deniyor. Buralardaki çevre değerleri ne hale gelecek, insanlar yaşayabilecek mi, burada tekrar ziraat yapılacak mı, ormanlaştırılacak mı, bu konularda bilim adamları ile Bakanlık yetkilileri farklı şeyler söylüyor.

‘Rant, ‘tamamen duygusal’ konular ön planda’

Bugün yapılan uygulamalarda maalesef ‘tamamen duygusal’ konuların, rantın ön planda olduğu ifade edilmektedir. Burada da sadece duygusal değil toplumsal bir bilince ve sahiplenme yüreğine ihtiyacımız var.

Orman Genel Müdürlüğünün sadece alınacak tedbirlerle, cezalarla orman yangınlarının söndürülmesi ya da önlenmesi mümkün değil. Orman ve civarında yaşayanlara ormanların sahiplendirilmesi ve ormanların bir emanet olduğunun bilinmesi ile çevre bilincinin yaratılması  da zorunludur.

Vehbi Tutmaz kimdir?

Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Vehbi Tutmaz, yaklaşık 35 sene kamuda Orman Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. 3 sene Artvin’de, yaklaşık 32 sene de Çanakkale’de görev yaptı. Özellikle son 20 yılda sadece Koruma Şube Müdürlüğü, Yangınla Mücadele Şube Müdürlüğü, Yangın Baş Mühendisi, Orman Mühendisi sıfatlarıyla, Çanakkale’de çalıştığı süre boyunca bölgede çok sayıda orman yangını sahasının ve yangınlarla mücadelenin doğrudan içerisinde yer aldı.

(Haber Merkezi / Sol Gazete)