“Bu göl İznik Gölü’dür, Durgundur, Karanlıktır, Derindir, Bir kuyu suyu gibi, İçindedir dağların”

Nazım Hikmet’in kaleminden 1936 yılında çıkmış olan Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı’nı okurken gözlerimizde bir göl canlanır. Ama dahası da vardır; bereketli topraklar, stratejik öneme sahip yeraltı ve yer üstü suları, bin yıllardır çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış coğrafya, nefes almamızı sağlayan ormanlar, geçmişten bize miras arkeolojik zenginlik… Ve bir de yaşamı savunmak adına verilen mücadele.

Bu sefer köyümüz Hisardere… Gizem Madencilik tarafından yaklaşık beş yüz hektarlık alanda altın araması için sondaj çalışmaları başlatılmış durumda. ÇED raporu başvurusu olmayan projenin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden 4. Grup Maden Arama Ruhsatı ise mevcut durumda.

15 Ağustos tarihinde kızılcık toplamaya giden bir köylünün dere yatağının kenarında çadır ve ipe asılmış kıyafetler görmesi üzerine haberini öğrendiğimiz projenin daha önceden kimse tarafından bilinmiyor olması ise ayrı bir soru işareti.

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP İznik İlçe Başkanı Asiye Çalışkan, yönetim kurulu üyeleri ve Hisardere Köyü Muhtarı Adem Topçu 21 Ağustos’ta bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Asırlık anıt ağaçların ve köyü besleyen su kaynaklarının bulunduğu bölgenin önemini vurguluyan heyet, maden faaliyetine başlamadan önce yetkililerin harekete geçmesini talep ettiler.

Doğma büyüme Hisardereli olan ve madene karşı mücadele veren Hüseyin ise bize şunları aktarmaktadır:

“Köylüler tedirgin, köyümüzün tarımsal sulama için tek su kaynağı maden alanının iki üç kilometre aşağısındaki gölet, bu gölet de maden alanındaki dereden besleniyor… Bölgede hayvancılık var, çobanlık var… Geri kalan ailelerin hepsi tarım ile geçiniyor. O su kesildiği an nereye gidecek bu insanlar, geçimini nasıl sağlayacak… Şaşırıyorum hayret ediyorum… Merak etmeyin kesilmeyecek diyorlar, ya kesilirse? Ben kalacağım orada kupkuru toprakla.

Birden fazla anıt ağacı var, bunların tespit edilip statüye girmesi lazım.”

Yaşam alanlarını savunan omuzdaşlarımızın mücadelesi bizim de mücadelemizdir.

“Maden’e Hayır, İznik’e Dokunma”

Hisardere’deki proje ne yazık ki İznik’e vurulması planlanan ilk darbe değil… Ergüden Madencilik tarafından Aydınlar Köyü’nde çinko-bakır-kurşun aramak için yapılması planlanan bir maden projesi daha vardı. İznik Çevre ve Yaşam Platformu’nun mücadelesi sonucu iptal edilen proje sonucunda bölgede madene karşı bir bilinç de oluşmuş durumda.

İznik Çevre ve Yaşam Platformu’ndan Cenk Karakaş’tan süreci bir kez daha dinledik

“Aydınlar’daki projeyi duyduk, ÇED dosyasını araştırdık, sonrasında bir video hazırladık ve sosyal medyadan sesimizi yükseltmeye çalıştık. İznik’te madene karşı bir duruş olduğunu fark ettikten sonra İznik Çevre ve Yaşam Platformu’nu oluşturduk.

Yaşam alanlarımızı yağmalayacak bu projeye karşı basın toplantısı, imza kampanyası, sosyal medya çalışmaları ve birçok etkinlik düzenledik. Çarşamba günleri burada pazar kuruluyor, stand açarak insanları bilgilendirdik, yaklaşık üç bin vatandaşımız imza kampanyamıza destek verdi, geri kalanını ise sosyal medya etkileşimi ile topladık.

Bu imzalarımızı kaymakama, belediye başkanına, ilçe ziraate, ticaret odasına, sulama birliğine ve ilçe tarıma ilettik. Kısaca ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştık. Kamuoyunu bilinçlendirmek adına çok adım attık. Belediye de projeye olumsuz görüş verdi. İlk ÇED süreci bu şekilde gerçekleşti.

Aynı zamanda Kirazlıyayla’da da bir direniş vardı. Projelerimiz sanki cetvel ile çizilmiş gibi yan yanaydı. Meyra Madencilik tarafından bölgede atık barajı ve zenginleştirme tesisi kurulmak isteniliyordu fakat köylüler projeye karşıydı. Yenişehir Çevre Platformu ile birbirimize hep destek olduk.

Aydınlar için ikinci ÇED dosyası çıktı, İznik Belediyesi bu dosyaya da olumsuz görüş verdi, bizler de sesimizi her yerde duyurmaya çalışıyorduk. O tarihlerde yeni kıyı koruma kanunu yasalaştı, bizim maden sahamız uzak koruma bandının içerisinde kalıyordu. Ve bu sınır içerisinde maden ya da taş ocakları açılamazdı, açılması için meclisten geçmesi lazımdı. İkinci ÇED dosyası için de olumsuz görüş verildi.

Kirazlıyayla’daki süreç çok önemliydi. Meyra oraya zenginleştirme alanı yapsaydı, büyük ihtimalle bu proje durmazdı. Sürecimizin kesin bir şekilde bittiğini düşünmüyoruz, bu yüzden takibini de bırakmıyoruz.

Bu bölge çok önemli, İznik Gölü stratejik bir su kaynağı, bölgemizin iklim özelliğinden dolayı meyvecilik ve sebzecilik alanlarında çok yüksek üretim potansiyeline sahibiz. Türkiye’nin her yerine, hatta yurtdışına bile meyve sebze ithal ediliyor. Yeraltı ve yer üstü sularının kirlenmesi bu alanın mahvedilmesi demek. Sadece bu coğrafyada yaşayan insanlar değil, binlerce insan bu süreçten zarar görecek.

Ek olarak buralar birinci derece deprem bölgesi, olası bir maden projesinde yapılacak olan patlatmalar otomatikman deprem sahasındaki sismik hareketleri tetikleyecek,  yer altı sularında kaymalara neden olacak. Coğrafyamız için bu riski almaya değer mi?

Sadece o da değil, turizm anlamında buranın kimliğini kaybetmesi de söz konusu.”

Cenk ile yaptığımız görüşmenin sonuna doğru platform olarak talebiniz nedir sorusuna:

“Bu coğrafyanın sürdürülebilir kalması gerekiyor, ama sadece buranın değil, her yerin, tüm dünyanın… Dünya vatandaşlarını tehdit altında bırakabilecek, yaşam özgürlüklerini, yaşam alanlarını yağmalayacak projelere karşı mücadele edilmeli. Omuzdaşlık ilişkisi çok önemli, bizler yaşamı savunuyoruz. Ve de yaşam her yerde savunulmalı”

İznik’in Kuzeyini Savunanlar

İznik sadece madenlerle değil, RES projeleri ile de katledilmeye çalışılıyor. Fakat mücadeleyi bırakmayan dostlarımızın açtığı dava sonucu proje iptal edildi.

Kırıntı Köyü’nden omuzdaşımız Ahmet Bülent Üçok der ki:

“Kayın ormanlarımızı parçalayacaklardı, tribün sayısını iki kere düşürdüler ama tribünlerin gücünü de her defasında yükselttiler. Projenin yapılmasına karşı açtığımız davayı kazandık. Genellikle RES’ler yerleşim yerlerine yakın olduğu için iptal ediliyormuş, bizimkisi doğaya zarar vereceği için iptal edildi.”

Temmuz ayında bize kapılarını açan Bülent Hocamız Kırıntı Köyü’nün kuzeyini savunmaya devam ediyor.

Kuzey Ormanları’mızı yağmalamaya çalışanlar ile İznik’imizin doğasını mahvetmeye çalışanların zihniyeti ne yazık ki çok benzer. Ama aynı şekilde savunuculuk yapan canlarımızın yürekleri de bir o kadar beraber atmakta. Mücadele eden tüm dostlara selam olsun.

“Hep bir ağızdan türkü, türküleri söyleyip, Hep beraber sulardan, sulardan çekmek ağı”

KOS Medya